Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Poli

Girişi ve çıkışı olmayan yasak sokaklar

Ahmet Okan
Ahmet Okan

(Sanki selalar onlar için okunmaya devam etmekte/Sanki çanlar onlar için çalmaktadır…)

Lefkoşa surlar içindeki mahallelerden biri olan Karamanzade mahallesi, Arabahmet mahallesine komşudur.

Karamanzade’nin Osmanlı’nın Kıbrıs fethine katılan komutanlardan biri olduğu söylenir ki mahalleye onun adını verilmiştir.

Bu bölgenin en önemli sokağı Baf Sokağıdır.

Günümüzde bir bölümü kapalı bölge olan sokağın bir ucu Victoria (Şht. Salahi Şevket Sok.) Sokakla, diğer ucu Arasta ile birleşir…

sokak

Geçtiğimiz hafta içinde sabahın serin saatlerinde Ledra Palace geçidinden Baf Kapısı bölgesine gidip Baf Sokak, Tanizmat Sokak ve Victoria Sokağın çıkış noktalarını gözlemledik.

Rum tarafının bu üç sokak adını iki direk üzerinde günümüzde kullandığını gördük.

Türkçe olduğu için Tanzimat adı değiştirilmediği gibi, İngilizce olan Victoria adı da değiştirilmemiş, tabelalar kendi yalnızlığında, girişi çıkışı yasak olan sokak başlarına yerleştirilmiş olarak duruyorlardı.

Baf Sokağının başlangıcı Katolik Kilisenden ileriye doğru açılırken,  sokağın başı varilden barikatlarla kesilmiştir.

Victoria ile Tanzimat Sokağının Baf Sokağı ile birleşen noktalarından da giriş çıkış yoktu.

Eğer Baf Kapısı açılırsa, Victoria Sokağın iki adı olmuş olacak!

Biri Victoria Sokak, diğeri Şht. Salahi Şevket Sokak!

Baf Sokağı, dediğimiz gibi Katolik Kilise’nin hemen ilerisinden başlar, bir kısmı yasak bölgede kalır, bir kısmı da eskiden olduğu gibi Arasta’ya kadar uzanır.

Bilindiği gibi Arasta ile birleşen yer Kadınlar Pazarı idi.

Bu isim hâlâ geçerliliğini korumakla birlikte ne hal ise kullanılmamakta ancak öte yandan Lefkoşa’nın sokaklarını belirten haritalarda aynı isimle yeri korunmaktadır.

Haşmet Muzaffer Gürkan’ın “Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa” adlı kitabından Baf Sokağı ile ilgili olarak şunlar belirtilir:

“Daha 1950’lerde şehrin o zamanlar en önemli çarşı merkezlerinden biri olan Baf Sokağına yakınlığı dolayısıyla Rum ve Ermeni işadamları mahallede birçok eski ev ve konağı satın alıp yıkarak yerlerine beton mağazalar, ambarlar ve apartmanlar dikmeye başlamışlardı.

1958 ve onu izleyen 1963 olayları ve Lefkoşa’nın ikiye bölünmesi bu gidişi durdurdu. Ne var ki ondan sonra da bir terk edilmişlik, ihmal ve haraplık dönemi başladı.”

Hizber Hikmetağalar’ın “Eski Lefkoşa’da Semtler ve Anılar” adlı kitabında ise Baf Sokağının daha eski dönemlerdeki durumu anlatılır.

Hikmetağalar’ın kitabında Ermenilerin bölgeye gelmesi ile ilgili (1920’li yıllar) şu bilgiler var:

“…Türkiye’den göç etmek durumunda kalan Ermeniler İngilizler tarafından getirilip Kıbrıs’a yerleştirilmişlerdi. Bunların Kıbrıs’ı yurt edinmelerine Türkler kadar hatta daha çok Rumlar kızmışlardı. Bilhassa o dönemde Evkaf Murahhası M. İrfan Bey Ermenilerin İngilizlerce Kıbrıs’a getirilmelerini onaylamış, onların burada kolaylıkla yerleşmelerine yardımcı ve önayak olmuştu. Bilhassa Evkaf Dairesine ait bütün ev, dükkan ve iş yerlerine Ermenilerin yerleştirilmeleri (hem de düşük kiralar karşılığında) tüm yerliler tarafından büyük tepkilerle karşılanmıştı.”

O tepkiler bir yana, işte, Ermeniler hem Karamanzade mahallesindeki Baf Sokağında iş yeri sahibi olmuşlar, hem Arabahmet bölgesine ve giderek Köşklüçiftlik’e yerleşerek buralarda nüfus yoğunluğu oluşturmuşlar, bulundukları yerlerle kaynaşarak Kıbrıs’ın hayatına katkı sağlamışlardı.

tabela

Öyle anlaşılıyor ki Baf Sokağı Rum ve Ermeni esnafın, iş çevrelerinin yoğun olduğu bir bölgeydi ve başlı başına bir çarşıyı oluşturmaktaydı.

Nitekim Hikmetağalar’ın kitabında bu sokakta toparlanmış çeşitli mesleklerden söz edilir.

Buna göre, kereste, patates ve zahire tüccarları yanında, demirci, marangoz, eczacı, semerci, berber, bakkal, tahin helvacısı, konyakçı-şarapçı ve hırdavat dükkanları Baf Sokağında toparlanmıştı ki, bir dönem aynı sokakta Osmanlı Bankasının bulunduğu da söylenmektedir.

Lokmacı:

Kadınlar Pazarı dediğimiz noktanın daha sonraları “Lokmacı Köşesi”, bundan sonra da “Lokmacı Barikatı” olarak anılması Hizber Hikmetağalar tarafından şu bilgilerle anlatılır:

“Bu sokakta (Baf Sokağı. A.O) taşınmaz malların büyük bir kısmının Türklere ait olmasına rağmen, çarşıdan eksilen veya çekilen Türk esnafın yerini hep yabancılar doldurmakta idi.

Öyle ki benim yetiştiğim dönemde Baf Sokağı Nacakçı Nazar Usta ile başlar ve Lokmacı Sakis ile son bulurdu…

Yemiş ve gazoz da satan Lokmacı Sarkis’in şamişi ve lokmaları tek kelime ile enfesti.

Dükkanın önünden geçerken duyduğunuz kızgın yağ kokusu da asla genzinizi yakmazdı.

Bölgedeki “Lokmacının Köşesi” ve “Lokmacı Barikatı” isimleri işte bu Ermeni’den kalmadır…”

baf-sokağı

Neresinden bakılırsa bakılsın bugün için Baf Sokağı diğer ölgün bölgelerden daha acı bir durumdadır.

İster kuzey ister güney tarafından bakılsın, bir zamanların capcanlı, hareketli çarşısı terk edilmişliğin, bölünmüşlüğün, acımasızlığın sessiz çığlıkları arasında durmakta, hiçbir yöne gidilememesine rağmen geride o yönleri gösteren sadece sokak tabelaları durmaktadır.

Rum tarafından ne Victoria, ne Tanzimat ne de Baf Sokağına giriş olmadığı gibi,

Türk tarafından da bu üçünden çıkış bulunmamaktadır.

Buraları yasak sokaklar.

O gün bugündür,

Hükmünü sürdüren tek şey ezan sesleri ile çan sesleridir.

Sanki selalar onlar için okunmaya,

Sanki çanlar onlar için çalmaya devam etmektedir…