Köşe Yazarları

GİDİLECEK KÖYÜN MİNARELERİ GÖRÜNDÜ; BAŞLADIK…








UBP ve saz arkadaşlarına verilecek olan oyların, katlanarak gelecek olan zamlar olduğu bilinen bir şeydi.




Yönetme anlayışları basit; ya Türkiye kapılarında bekleyerek bir şeyler kopartmak ya da zam…



Buna yönetmek denemez tabii; treni içten sallayıp da gidermiş gibi yapmak denebilir ancak.

İçinde halkın refahı, ülkenin kalkınması falan olmayan bir faaliyete yönetim denebilir mi?

Eskiden “üleşme” denirdi. Şimdi o da yok. Asgari ücretlinin, yani gelir dağılımının en altındaki kitlenin aldığı para, uluslararası para birimleri karşısında günden güne azalırken, üleşmeden söz edilemez. Çünkü onun bile bir adaleti var. Geçen yıl asgari ücret kaç euro’ydu, bugün kaç Euro. Aradaki fark devlet eliyle fakirleştirme. Eskiden bir de HP üstüne refah payı verilirdi, yıllardır unuttuk. Verilen artışlar, TL’nin değer kaybının altında… Ama zamlar; insafsızca, boyumuzu aşar cinsten, yakıcı, yıkıcı.

Son üç yılın kötü yönetimlerinin görev zararını ödüyoruz takır takır.

Akaryakıta zam, elektriğe felaket oranda bir zam –ki yüzde 60’dan bahsediliyor-, asgari ücrete endeksli harçlara zam…

Yaptığı ne; sadece memuru ödemekle sınırlı. Piyasaya olan borcunu aylar sonra ödeyen bir yapı.

Onların bildiği bu, zihniyet bu, yapacakları bu…

Aslında tekrar tekrar yazmaya gerek yok. Hepimiz ne olduğunu ta ciğerimize kadar hissettik, biliyoruz. Kazandıysa, bu düzeni bile bile tercih edenler sayesindedir. Kimi nemalandığı için, kimi de hamasi mesajlarla yetindiği, gerisine kafa yormadığı için.

Radikal işlerden bahseden Başbakan’ın ne gibi radikal adımlar atacağını göreceğiz bakalım.

Dokunulmazlığı olan kesimlere mi yönelecek, yoksa “durum bu, acı reçete” mi diyecek…

Şüphesiz ikincisi…

Memlekette darphane gibi para basan, yüzde 90’ı kayıt dışı olanlar için şöyle ufak tefek tüyolar vermiş olsaydı, yine bir umut bekleyecektim.

Vermedi.

Hani bazı şeylere el atacak da vergi alacak filan dedi ya, onu bile yapamayacak göreceksiniz.

Kayıt dışılığı, tekelleşmeyi yaratan UBP’nin kendisi değil mi? ne değişti ki? Başına kim gelirse gelsin, o yapı orada durduğu sürece, dokunamayacak…

Vergi konusunda seçim bildirgelerinde yazana bakarsan, yuvarlak laflar. Oradan da bir şey çıkmaz. Teşviklerle, kredilerle, muafiyetlerle, vergi adaletsizliğiyle beslediği kesimleri karşısına mı alacak? Var mı öyle babayiğit? UBP ruhuna aykırı.

Peki nasıl dönecek bu çark?

Kiminle hükümet kurarsa kursun, çarkın dönmesini sağlayan yine emekçi olacak yine çalışan olacak.

Borçlanmaya başladılar bile. Borçlanmadıkları banka kalmadı neredeyse. Şimdi küçük ölçeklilerden borçlanmaya başlamışlar. Anlayacağınız, elleri cebimizden hiç çıkmayacak, borç üstüne borç yapacaklar, bir, bir buçuk seneye kalmaz iyiden tıkanacaklar, hooop bir daha seçim…

Kayıplarımızın yanına yenilerini ekleyeceğiz. Hakkımızda hayır bile diyemiyorum, bu halk bu yola bilerek girdi, başına geleni de çekecek.

 

YERİN KULAĞI VAR

YAZIK:

HP’nin dıştan bakan atayarak hükümete girmeye hazırlandığı haberleri öne çıkarken, perde arkasında HP’yi hükümette istemeyen çevreler olduğu duyumları da geliyor. Yani HP kendisi bir kez daha “Bu zor günlerde elimizi taşın altına koyduk” jargonuyla hükümete girmeyi içine sindirirken, bir kez daha istenmeyen pozisyona düşebilir. Ne umutlarla kurulmuştu, ne hale geldi, yazık…

 

DAHA YEMİN ETMEDEN:

Seçimde 24 vekille birinci parti çıkan UBP’de daha yemin bile etmeyen vekiller birbirine düştü. Özellikle Girne’de seçimi kazanan Kutlu Evren ve Ünal Üstel arasında seçimden önce başlayan kavga sosyal medya üzerinden devam ediyor. Hele yarın bakanlıklar belirlensin kavga daha da büyüyecek. Faiz beyin işi de zor, 7-8 bakanlık için 23 vekil sırada bekliyor…

 

DÜNYA YANSA UMURUNDA DEĞİL:

Tatar uzun bir aradan sonra gezmelere devam ediyor. Memleket yangın yeri, elektrik yok, insanlar kan ağlarmış kimin umurunda. Onun önceliği hiçbir zaman kendi halkı olmadı. Bilmem kaçıncı kez Kayseri’ye gidiyor. Vatan millet Sakarya konferansına katılacak. Hani diyorum arada bir de “iki ayrı devlet” tezini tanıtmak için İngiltere’ye, Amerika’ya gidip onlara da anlatsa, daha iyi olmaz mı?

 

OYUNUZU VERİRKEN DÜŞÜNECEKTİNİZ:

Zam haberleri sosyal medya kahramanlarını harekete geçirdi. Zamlara tepki çığ gibi. İyi de be arkadaşlar daha 3 gün önce bunlara yüzde 40 oy verip birinci parti çıkaran sizler değil miydiniz? Şimdi niye şikayet ediyorsunuz. Bunu oylarınızı sandığa atıp, gecesi de kutlama yaparken düşünecektiniz.  Ne diyor Faiz bey, “UBP ile büyü, geleceğe yürü”. UBP ile büyüdüler, karanlığa yürüdüler…

 

YAGA VAR YA:

Sucuoğlu’nun devletin yapısından bu kadar uzak olduğunu tahmin etmezdim. Yatırımcıların sıkıntı yaşadığı bürokratik işlemlerin azaltılması için Başbakanlıkta bir daire kurulmasının düşünüldüğünü söylemiş. Allah Allah… E orada YAGA var ya işte. Sırf bu amaçla kurulmuş hem de Başbakanlığın altında. Siyasi atamalarla gelen bir de yönetim kurulu var. Laf ola söylemediyse, sektör temsilcilerinin yer aldığı bir yapıya dönüştürsün. Biraz soruşturursa, AB’nin de şikayetçi olduğunu öğrenecek…

 

ÖLÜM NEDENLERİ NİYE AÇIKLANMIYOR:

Son haftalarda koronadan hayatını kaybedenlerin büyük çoğunluğunun kadın olması dikkat çekici. Ve yine son zamanlarda ölüm nedenlerine ilişkin bilgi verilmemeye başlandı. Mesela vefat edenler  aşısızsa, aşı olmayı teşvik etmek için açıklanması gerekmez mi? Gördüğümüz kadarıyla ev kadınları arasında aşıya ilgisizlik büyük. En azından korku verirdi.

 

 







Başa dön tuşu