Köşe Yazarları

YENİ DÖNEMLERE ANAYASAL DEĞİŞİKLİKLER GEREKİR..  







1983 KKTC Anayasasını (yanılmıyorsam) Prof. Mümtaz Soysal ile Prof. Aldıkaçtı yaptıydı.. O yıllarda çok değerli hukukçularımız vardı ama nedense Anayasamızı oluşturacak “anayasacımız” yoktu. Yada kendi hukukçularımıza güvenmiyorduk!




Aradan yıllar geçti.. Değişen siyasi ve sosyoekonomik koşullar nedeniyle mevcut Anayasamız devre devre bazı değişikliklere ve Bakanlar Kurulunun Mecliste oylanan kanun hükmündeki kararnamelerine  karcın  beklentilere cevap veremeyecek duruma düştü.



Anomalinin  fark edildiği o yıllardan beridir de “değiştirilmeli, yenilenmeli, bugünkü  bünyesel koşullarımıza uydurulmalı”  deniyor ama bir iki  madde değişikliğinden öte henüz kimseler ellemedi!

OYSA “genel seçimlerden” hemen sonra sadece “yeni bir Hükümetin kurulmasına yönelik günleri hatta haftaları gerektiren  çalışmalar bile Anayasal hükümlerin  arızalarındandır!”                                                                          ***

“ÇİZMEDEN  yukarı” çıkmadan yazayım: Hem Anayasanın hem de mevcut seçim yasasının kesinlikle revizyona tabi tutulması kısaca üzerlerinde bu günkü koşullara uygunluğunca değişiklikler yapılması gerekir. Çünkü;

Milyonluk ülkelerde bile seçimlerden sonrası hükümet oluşumlarında  bu kadar teferruat yoktur.            Hele, bir an önce göreve başlaması gereken yeni hükümetlerin  “koalisyon oluşturma” zorunluluklarındaki çalışmalarıyla abese geçen  günler, sadece “zaman kayıpları” olarak düşünüle bilinir! Bu nedenle;

İŞTE FIRSAT diyorum: Bu seçim sonrasında Meclis’te  “doktorlar” egemenliğinin yerini “hukukçular” aldı.

BEN bu değişimi  hayra yoruyor ve anti parantez diyorum ki  “artık “dünyada tavan yapan pandemi ve   türlü çeşitli öldürücü salgın hastalıkların  “insanlığı tehdit ettiği bu dönemlerde…

TUTUN  ki doktorların mesleklerinden öte  işlerle uğraşacak tırnak kadar lüksleri yoktur!

Hele KKTC gibi ülkede doktor ve hastahane sıkıntısı çekilir, sağlık servisleri ayaklarda sürünürken; doktorların Mecliste siyaset yapma hakları (elbette vardır ama) “revai hak” değildir!

***

NE DİYORDUM? Şu anda Meclisteki hukukçular ötesi meslek gruplarından daha bir çoklar..

KKTC’i bu ülke yurttaşlarından daha iyi tanıyan olamayacağına göre fırsattır:        “Gelin hem Anayasada  hem  seçim yasasında mesela artık sorun haline gelen “karma oylar” gibi deve dikeni misali zararlılarla muzırlıkları temizleyip çöpe atacak  yurttaşın oyunu rahatlıkla kullanabileceği yeni bir seçim yasası yapın…

ÇOK gereklidir çünkü artık şunu anlamamız gerekir: Bu adanın Kuzeyinde var olacaksak  hem çok çalışmamız gerekir hem de “fuzuli” dediğimiz “boşuna işleri” silkeleyip kamburumuzdan atmamız gerekir..

Nitekim hay haşiminan gerçekleştirilen bir seçim sonrasında geçen zamanlar “boşunadır!”  Memleket “iş ve icraat” beklerken, istikrarı gözlerken, bir bakıyorsunuz günler boyu süren “temas ve arayışlar” yoklamalarında zaman öldürüyorlar.

(Kİ CUMHURBAŞKANIMIZ  da “her halde tam zamanıdır” demiş olacak; Kıbrıs sorununu anlatmak için  Sivas’a gitti! O da seyahat meraklısı ama seçimin hemen ertesinde olmaz ki!)                                                                                                  ***

KISACA TAKILDIĞIM: (VE GELELİM MARAŞ SORUNUNA)  Ama önce temennimizi seslendirelim:    İnşallah  gelecek yıl bir erken seçim daha yapmayız!  (Ki bu seçimden çıkan sonuçlarla nasıl olacak belli değil!)    Biz yine de Kıbrıs siyasi sorunu kapsamındaki  Maraş’a da bakalım ..

TERARLAMAKTA yarar vardır: “Kırk yıldır tellerinden uzanıp içine tükürme hakkımın  bile bulunmadığı Maraş benim değildir” dediğime nazire tutun ki Sn. Cumhurbaşkanı’nın Ankara ile istişareleri sonucunda bir mahallesi (şimdilik sadece seyirlik için  beribadoya açılmış da olsa) Maraş’a hâlâ “bizimdir” demek mümkün değildir!

Nitekim vakti zamanında Ecevit de öyle düşünmüş olacak “Maraş’ın  müzakerelerde “koz” olarak kullanılması için elde tutulduğunu” söylemişti..

EVET şimdilerde de Maraş hâlâ “kozdur” ispatı ise bir mahallesini açmamız karşısında bile  Anatasiadis’in  öne sürdüğü teklifidir.                                               NİTEKİM ne diyor Anastasiadis ,“verin Maraş’ı biz de size Ercan Hava Alanının uluslararası trafiğe açılmasını sağlayalım.”  (Teklifteki tek pürüz hava alanının BM’ler tarafından yönetilmek istenmesi.. Ne var ki bu sakıncanın müzakereler sonunda giderilmesi

mümkünse teklif neden gerçekleşmesin?)

***

YENİ koalisyon hükümetini bekleyen sorunlardan Maraş’dır. Eğer  iki “Devlet arasında bu konuda bir uzlaşıyla varılırsa ve Ercan Hava Alanı Uluslararası uçuşlara açılırsa tutun ki “dünyalı” olmak yolunda ilk adımı atmış olacağız, bir…

İKİ, çok daha rahat ve kolaylıkla AB’e açılacağız. Bu açılım ayni zamanda üyelik yolunun da açılması olabilir..

ÜÇ, Maraş zaten öteden beri bizim değildi. Bir mahallesini açmak bile dünyayı ayağa kaldırmaya yetti.. Dolayısıyla üzerinde yeni tasarruflarda bulunmak yeni ve katmerli sorunlar yaratmak olacaktır!

(BUNA karşın eğer Maraş  Türkiye için düşünülüyor ve turizm potansiyeli nedeniyle iştah kabartıyorsa hemen vurgulayalım, gerçekleştirilecek en büyük siyasi gaflardan biri olur!)

Kısaca “yeni koalisyon hükümetini bekleyen Maraş sorununun çözümüne yönelik çalışmalar iyi yürütülürse tutun  ki olası  siyasi sorununun çözümüne bile “anahtar” olabilir…









Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu