Köşe Yazarları

Gevşek federasyon, çözüm istemeyenleri ortaya çıkarıyor…







Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis, uzun bir aradan sonra bugün yeniden biraraya geliyorlar…




Toplantının can alıcı konusu, Anastasiadis’in bir süre önce ortaya attığı “gevşek federasyon” olacak.



Cumhurbaşkanı, daha önceki açıklamalarında, Anastasiadis’in ne kastettiğini kendisinden öğrenmek istediğini söylemişti.

Kıbrıs konusu her zaman iç politikaya alet edilir, sömürülür. Partiler aynı görüşte de olsalar, birbirlerini yıpratmak adına sansasyonlar yaratırlar, Kıbrıs konusunu demagoji konusu yaparlar.

Şu anda da Cumhurbaşkanı Akıncı’nın “gevşek federasyona karşı olduğu, bunun masaya gelmesi halinde istifa edebileceği” yayılmaya çalışılıyor. Cyprus Mail’de bunu almış yayınlıyor. Tavşana kaç, tazıya tut misali. Kuzey’de geçmişte gevşek federasyonu “milli dava” olarak savunanlar bile, şimdi aynı tezi reddetmekteler…

İlginç bir uzlaşı. Tam da “hiç bir surette çözüm istemeyenlerin buluşma noktası” gibi…

Bunu YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı iddia ediyor. Oysa, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ile yapılan ortak toplantıda Akıncı buna benzer bir ifadeyi “konfederasyon” için söylemiş, “gevşek federasyon” için değil…

Ne diyor Cumhurbaşkanı’nın Sözcüsü Barış Burcu, “tüm tarafların bu güne kadar kabul ettikleri federal formülü ve temel prensiplerini ortadan kaldırmayacak ve onu genişletip güçlendirecek yeni fikirlerin tartışılması yararlıdır”.  Özellikle de siyasi eşitliğe vurgu yapıyor.

Zaten işin özü de burada…

CTP Genel Başkanı ve Başbakan Tufan Erhürman da, “siyasi eşitlik” baki kalmak kaydıyla, gevşek federasyona soğuk bakmadığının işaretini verdi.

Merkezi güçlü federasyon tezini bugüne kadar savunanın zaten Rum tarafı olduğunu belirtti ve “Bizim gevşek federasyonla sorunumuz yoktur” dedi.

Geçtiğimiz günlerde DİSİ Başkanı Nefitou ile görüşmesinde de “Zaten Türk tarafı genel olarak kompetansların kurucu devlette olması taraftarıydı” diyerek görüşünü bildirmişti.

On beş gün kadar önce CTP’nin düzenlediği ve Niyazi Kızılyürek’in konuşmacı olarak katıldığı konferansın konusu “Neden federal devlet”ti. Orada, merkezi yetkilerin güçlü olduğu bir federasyon savunması vardı. Yine CTP tarafından Mağusa’da düzenlenen bir başka konferansta konuşan AKEL lideri Kiprianu, Anastasiadis’in gevşek federasyon tezini eleştirmiş, bunun “taksimci tezleri öne çıkartmak” olduğunu söylemişti.

CTP içinde belli bir kesimin, bir değişikliğe karşı olduğunu söylemek mümkün.

Ancak Erhürman gayet açık ve net…

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, gevşek federasyon konusuna bir miktar uzak görünüyor. En azından Partisinin  11 Şubat 2014’te imzalanan belgede de belirtildiği gibi, iki bölgeli, iki toplumlu, siyasal eşitliğe dayalı, tek vatandaşlık ve ortak kimliği olan federal bir Kıbrıs görüşüne bağlılığını,  bunun dışında çözüm arayışlarının konuşulmasını ne doğru ne de gerçekçi bulduklarını söylüyor.

O da çok net değil aslında… Herkesin kafasında, Anastasiadis’in aklının gerisinde “ayrılık”, olduğu, gevşek federasyon formülünü de zaman kazanmak adına ortaya attığı kuşkusu var.

Bir kere Başbakan’ın da dediği gibi, Türk tarafının her zaman istediği böyle bir formüldü. Önemli olan, merkezi hükümetin elindeki yetkilerin ya da kanatların yetkilerinin neler içereceği. Merkezi hükümetin yönetim şekli ne olacak mesela. Ya da enerji konuları federal devletin yetkisinde mi olacak, federe devletlerin mi? Üstelik, bu formülün içinde asıl sorun olan, toprak, mülkiyet, güvenlik ve garantiler konuları yok. Oysa esas anlaşmazlık konuları bunlar.

Keşke birbirimizin altını oymak, zaafiyetler yaratmak yerine, Anastasiadis’in gerçek ya da sanal anlamda ortaya attığı formülü bir konsensusa çevirebilsek, bizim samimi olduğumuzu göstersek.

Masada çok daha güçlü olurduk…

Diğer yandan, yine de ben ihtiyatlı yaklaşıyorum. Anastasiadis’in gerçek niyetinden hiç emin değilim…

 

YERİN KULAĞI VAR

SANKİ GENEL SEÇİM OLACAK:

UBP’li olsun ya da olmasın toplumun gündemi, yarın başlayacak olan UBP kurultayı. ‘Kurultayı kim kazanır, ikinci tura kalır mı’ tartışması en çok konuşulan konular arasında. Sanki bir parti kurultayı değil de, genel seçimler yapılıyor havası var. Ana yollarda adayların renkli posterleri, sosyal medyada propaganda reklamları. Spor toto gibi tahminler yapılıyor. Başkan adaylarının bugüne kadar görmediğimiz, duymadığımız yanlarını, aslında kendilerince ne kadar başarılı olduklarını okuyoruz. Neyse ki, bu hafta sonu veya bir hafta sonra tüm bu soruların cevaplarını öğreneceğiz…

 

BEN VARSAM OLUR:

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün katıldığı bir tv programında, “Bırakaydınız da göstereyim size nasıl zam yapılmaz” diyerek eğer hükümet olsalardı bugünkü zamların olmayacağını iddia etti. CAS çalışanları konusunda da çözüm formülleri olduğunu ancak, bunu hükümetle paylaşmadıklarını söyledi. Özgürgün diyor ki ikitdar biz olursak bu sorunlar çözülür. Zamanında Derviş bey de “sorunların çözümü için formül cebimde” deyip iktidar olmuştu ama, ne sorunlar çözülmüştü, ne de o cepteki formülleri görmüştük…

 

KAFAM KARIŞTI:

Gezicinin ilk anketinden, yüzde 27 gibi şaşırtıcı bir yüzdelikle çıkan Sunat Atun, ikinci ankette yüzde 15’e düşünce, partililerinden “anketlere itibar etmemelerini” istedi. Oysa ilk anket yayınlandıktan sonra, şöyle demişti; “Sonuçları beğenmeyenler, algıları istedikleri şekilde yönlendirmeye çabalıyorlar”. Eminim partilinin de benim gibi kafası karışmıştır…

 

KENDİ ÜLKEMİZDE YABANCILAŞIYORUZ:

Önceki gün yurt dışından Ercan’a geldim. Girişte “KKTC vatandaşları” ve “diğer ülke vatandaşları” diye ayrı polis kabinleri var. Geldiğim uçak tamamen doluydu. KKTC sırasında sadece ben ve eşimin dışında sadece 3 kişi vardı. Yani koca uçaktan çıka çıka sadece 5 KKTC vatandaşı çıktı, gerisi hep “yabancıydı”. Bu görüntülere sadece ülkeye giriş kapılarında değil, sokaklarda da rastlıyoruz. Yavaş yavaş kendi ülkemizde yabancılaşıyoruz…

 

BETERİN BETERİ VAR:

Suç ithal eden ülke konumunda olmamız bizi oldukça rahatsız ediyor ama, eğer tedbir almaz, zamanında müdahale etmezsek daha da kötü olacağız. Son günlerde adamız “Suriyeli göçmen” akınına uğradı. Ercan’dan gelmeye dahi başlamışlar. Biz bunlara vize uygulamıyor muyuz? En azından KKTC uçaklarına binmeden önce İngilizlerin yaptığı gibi bir kontrol geçirilemezler mi? Ülkeye Suriyeli akınını durdurmazsak, tehlike çok daha büyük olacak. Geçmişte 50 bin Suriyeli’nin KKTC’ye gönderileceği iddialarını duymuştuk. Aman ha dikkat…

 

ARPAYA DA HİBE VAR MI: Tarım, turizm ve sanayiye 13 milyon hibe. Tarım Bakanı Şahali yeni dönemde küçükbaş hayvancılık, seracılık, kanatlı hayvan ürünleri ve kooperatifçiliğin de desteklenecek olmasının çok önemli olduğunu söyledi. Böyleyse güzel. Ama hala içinde arpa üretimi de varsa, boş iş.

 ZİRVEDEKİLER

Erdinç Gündüz: “Tarafların her ikisi de kılı kırk yarıyorlar.  Bırakın önemli konuları, en ufak ayrıntılar üzerinde bile kıyametler koparıldığı oluyor. Aynı şey gene olacaktır. Şaşırmayın…Neden ? İşte bu soruda yatıyor işin sırrı. Temelde en önemli neden,  karşılıklı  ‘güvensizlik’… Türkler Rumlara güvenmiyor, Rumlar da Türklere veya Türkiye’ye”…

DİPTEKİLER

KKTC Usulü Denetim Bu Kadar: Ticaret Dairesi’nin 12 müfettişinin denetim sonuçlarını merak ediyoruz. Aslında bir işe yaramadığını bilsek de, yine de merak işte. Derdimiz kasa fiyatıyla raf fiyatının arasındaki fark ya da günü geçmiş ürün denetimi değildi ki, ithalat fiyatlarıyla, satış fiyatları arasındaki vurgundu mesele. Bakın döviz düşüyor, ama fiyatlar, fırladığı gün nereye çıktıysa orada duruyor. İkinci bir vurgun bu. Sözde kayıtlar incelenecek, sonuçlar açıklanacaktı. Haftalar geçti, ne açıklama var ne de piyasada bir düzelme…

 

 

 









Başa dön tuşu