Gereksiz gerginlik

0
Özsağlam, Taçoy, Özgür

Uluslararası ilişkiler uzmanları ve Kıbrıslı Türk siyasiler, Rum Yönetimi ile KKTC’yi karşı karşıya getiren adımların kimse için bir yarar sağlamayacağını ifade etti. Genel kanı bu adımların toplumların arasını daha da açacağı kanısında

ORTAM GERİLDİ: Dışişleri Bakanlığı’nın kuzeyde yaşayan Rum ve Maronitler için gönderilen erzak yardımına karşı çıkması ve Rum Yönetimi’nin KKTC’deki birçok oteli yasaklı listesine alması iki toplum arasındaki ilişkilerin gerilmesine neden oldu. Müzakere sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yaşananlar, toplumlararası gerilimi tırmandırıyor

SİYASİLER KARŞI: DP milletvekili Arabacıoğlu’na göre yardıma gerek yok. Ersin Tatar, Birikim Özgür, Zeki Çeler ve Hasan Taçoy ise her iki kararın da yanlış olduğunu ifade ederek karşılıklı atılan yanlış adımların sona erdirilmesini istedi. Her iki karara da karşı çıkan siyasiler, bu tip adımların toplumlar arasındaki sosyal ve ekonomik uçurumu derinleştireceğini savundu

“İKİ KARAR DA YANLIŞ”: Uluslararası İlişkiler Uzmanı Muhittin Tolga Özsağlam, her iki kararın da yanlış olduğunu ifade etti. Özsağlam, Rumların Kıbrıs Türk turizmi üzerinde uyguladığı politikanın “köşeye sıkıştırma” politikası olduğunu söylerken Türk tarafının adımının ise imaj zedeleyici bir adım olduğunu belirtti

Duygu ALAN

Crans- Montana’daki ilk görüşmenin ardından Rum Yönetimi’nin Enosis Plebisiti anma kararı ile Kıbrıs’ın güneyi ile kuzeyi arasında sarsıntıya uğrayan ilişkiler, KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kuzeyde yaşayan Rumlar için gönderilen erzaklara gümrük işlemi yapma kararı alması ve Rum Yönetimi’nin KKTC’deki birçok oteli yasaklı listesine alması ile iyice gerildi.

Rum Dışişleri Bakanlığı’nın Ada’ya Güney Kıbrıs’tan giriş yapan ve KKTC’de kalacağını beyan eden turistlerin, Rum malı oldukları gerekçesiyle konaklamalarını “yasakladığı” otellerin listesi açıklandı.
KKTC Dışişleri Bakanlığı da kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitler için gönderilen erzak yardımlarına gümrük işlemi yapacağını duyurdu.

Rum Dışişleri Bakanlığı ve KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kararları KKTC’de ciddi tartışma konusu oldu.

Siyasiler, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın kararının KKTC ekonomisini zayıflatmak amacını taşıdığını savundu, çoğunluğu, KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kararını ise olumlu karşılamadı.

Uluslararası İlişkiler Uzmanları, gerek Rum Dışişleri Bakanlığı’nın gerekse KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın aldığı kararın adadaki gerilimi arttıracağını savunarak her iki tarafın da kararından geri dönmesi gerektiğine dikkat çekti.

Arabacıoğlu, Çeler, Tatar

 

CTP, TDP ve UBP ve bağımsız vekillerden destek yok

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Girne Milletvekili Zeki Çeler, gerek Rum Dışişleri Bakanlığı’nın gerekse KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın “faşistçe” kararlar alarak adanın barış içerisinde yaşayabilmesi için atılacak adımların tam zıttı bir adım attıklarını savundu.

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili (CTP) Birikim Özgür, müzakerelerdeki başarısızlığın ardından iki taraf arasında dalaş başladığını ve karşılıklı suçlamaları ekonominin siyaseti değil siyasetin ekonomiyi belirlediği birtakım kararların izlediğini belirterek bu gibi durumlarda yapılması gereken en son şeyin yangına körükle gitmek olduğunu savundu.

Özgür, “Siyasi tartışma ne kadar büyük olursa olsun kimse kimsenin nefes borusunu tıkamaktan hayırlı sonuçlar ummamalı” dedi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın amacının KKTC zemininde oluşan ekonomik zemine zarar vermek olduğunu öne sürdü.

Tatar, KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kararını da yorumlayarak insani amaçla gönderilen yardımların gümrüğe tabi tutulmasının doğru olmadığını kaydetti.

Bağımsız Milletvekili Hasan Taçoy, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin her olumsuzluktan sonra Kıbrıs Türkü’nü daha da sıkıştırmak amacı ile çeşitli kararlar ürettiğini savundu, “Akılcı politikalarla yolumuza devam etmeliyiz” dedi.

 

Arabacıoğlu insani yardımların durması kararına olumlu

Demokrat Parti (DP) Lefkoşa Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın adanın kuzeyinde yer alan 206 otel ve turistik tesisi yasaklılar listesine koyma kararının KKTC ekonomisine darbe vurmak amacı taşıdığı yönündeki açıklaması ile diğer siyasilerle hem fikir olurken KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kararının ise yanlış olmadığını savunarak fikir ayrılığına düştü.

Arabacıoğlu, “Kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitler için erzak yardımları uygulaması 1974’te insani amaçlarla başlatılan bir uygulamadır. Ancak kapılar açıldıktan sonra bana göre bu uygulamaya ihtiyaç kalmamıştır ve zorunluluk da yoktur. Çünkü bu kişiler, ürettiklerini bu ülkede pazarlayabiliyorlar, güneyden aldıklarını rahatlıkla KKTC’ye getirebiliyorlar” diye konuştu.

 

Uzmanlar uyardı

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Muhittin Tolga Özsağlam,  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yaklaşımının seçim öncesi ve sonrasına ilişkin çizgisini gösterdiğini belirterek “Bu çizgide de Kıbrıslı Türkleri ekonomik ve sosyal olarak ‘köşeye sıkıştırma’ projesidir” dedi.

Özsağlam, bu yaklaşımın Kıbrıs Türk toplumunun direncini kırmayacağını tam tersine çözüm perspektifine negatif yaklaştıracağını kaydederek diyalogdan yoksun ve “gol atma” üzerine yaklaşımın iki toplum arasındaki ilişkileri zedeleyeceğini savundu.

Özsağlam,  Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun yaklaşımının ise Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda imajını zedeleyici bir yaklaşım olduğunu, insani yardımın ve iaşenin dünyada vergilendirildiğinin görülmediğini söyledi.

 


Çeler: Bunlar faşist kararlar

Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Girne Milletvekili Zeki Çeler, gerek Rum Dışişleri Bakanlığı’nın gerekse KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın “faşistçe” kararlar alarak adanın barış içerisinde yaşayabilmesi için atılacak adımların tam zıttı bir adım attıklarını savundu.

Çeler,  “Rum malı” olduğu gerekçesiyle Rum Dışişleri Bakanlığı’nın adanın kuzeyinde yer alan 206 otel ve turistik tesisi yasaklılar listesine koymasının Kuzey Kıbrıs’ı ekonomik olarak zayıflatacağı gibi Türkiye Cumhuriyeti’ne daha da bağlı kılacağını ifade etti.

Zeki Çeler, KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitler için gönderilen erzaklara gümrük işlemi yapma kararı almasını da eleştirdi, “ortada geçerli bir neden yokken bu kararı almak ve uygulamak doğru değildir” diye konuştu.

Çeler, şunları söyledi: “Her iki tarafın kararını da faşistçe kararlar ve barışa direk engel olarak değerlendiriyorum. Bunlar ciddi sıkıntıların doğmasına sebebiyet verecek hareketlerdir. Hem sosyolojik hem ekonomik hem de psikolojik olarak olumsuzluklar yaratacaktır, bu olumsuzluklardan da özellikle Kıbrıs’ın kuzeyi etkilenecektir. Ortada geçerli bir neden yokken KKTC’de yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitler için gönderilen erzak yardımlarını durdurmak veya gümrük işlemi yapmak doğru bir karar değildir. Rum Dışişleri Bakanlığı’nın kararı ise Kuzey Kıbrıs’ı ekonomik olarak zayıflatacak, Türkiye Cumhuriyeti’ne daha da bağlı kılacaktır.”

 


Taçoy: İki yanlış bir doğru etmez

Bağımsız Milletvekili Hasan Taçoy, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin her olumsuzluktan sonra Kıbrıs Türkü’nü daha da sıkıştırmak amacı ile çeşitli kararlar ürettiğini savundu.

Hasan Taçoy,  “Crans-Montana’da ilk görüşmenin ardından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Enosis Plebisiti anma kararı almıştı. Sonrasında Kıbrıs Türkü’nün ekonomik olarak ilerlemesini engellemek için turizme ve ekonomiye darbe vuracak olan bu uygulamayı başlatması aslında bilinen cevabı vermiştir ve cevabı bilinen “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi elinde bulundurduğu gücü paylaşmak istiyor mu?” sorusunu bir kez daha sorma ihtiyacı hissettirmiştir. Cevap nettir. Kesinlikle paylaşmak istemiyor” diye konuştu.

Taçoy, “Akılcı politikalarla yola devam etmemiz gerekir. Bunun için de Meclis’in çalıştırılması gerekir.  Maalesef böyle bir fırsat yok. Eğer bu görüşmeleri Cumhurbaşkanı götürüyorsa ve bu ülkede parlamenter sistem varsa parlamentonun tüm konulardan haberdar olmalı, üretilecek tüm politikalarda hem fikir olunmalıdır”

 


Tatar: AB devreye girmelidir

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Ersin Tatar, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın adanın kuzeyinde yer alan 206 otel ve turistik tesisi yasaklılar listesine koymasının son derece haksız ve yanlış olduğunu savundu. Rum Dışişleri Bakanlığı’nın bu kararındaki amacın KKTC zemininde oluşan ekonomik zemine zarar vermek olduğunu öne sürdü.

Rum Dışişleri Bakanlığı’nın kararının kimseye bir fayda sağlamayacağını savunan Tatar, “Larnaka Türk toprağı üzerindedir. Biz de çıkalım ‘Larnaka’ya uçak inmesin’ diyelim. Bu ne kadar doğru? Diye sordu.

Avrupa Birliği’nin bu noktada devreye girmesi gerektiğini savunan Taçoy, barış ve anlaşma isteyenlerin de bu karara karşı tavır koymaları gerektiğini söyledi.

“Ekonomik olarak daha da yakınlaşmamız gerekirken Rum Dışişleri Bakanlığı’nın bu kararı aradaki açığı derinleştirir” diyen Hasan Taçoy, “Rum Dışişleri Bakanlığı’nın kararı güven arttırıcı önlemlerinin tam tersi bir uygulamadır. Ayrıca bu kararın New-York görüşmeleri sırasında alınması da düşündürücüdür. Ben bu kararı güneydeki seçim öncesi propaganda, bir manevra ve barışa hizmet etmeyen bir uygulama olarak yorumluyorum” diye konuştu.

 

“İnsani yardımların gümrüğe tabi tutulması yanlış”

Ersin Tatar, KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitler için gönderilen erzaklara gümrük işlemi yapma kararını da yorumlayarak insani amaçla gönderilen yardımların gümrüğe tabi tutulmasının doğru olmadığını ancak bu yardımlara ilişkin bir istismar tespit edilmesi halinde değerlendirilebileceğini kaydetti.

 


Arabacıoğlu: Amaç KKTC ekonomisine zarar vermek

Demokrat Parti (DP) Lefkoşa Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın adanın kuzeyinde yer alan 206 otel ve turistik tesisi yasaklılar listesine koyma kararının KKTC ekonomisine darbe vurmak amacı taşıdığını savundu.

KKTC Dışişleri Bakanlığı’nın kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitler için gönderilen erzaklara gümrük işlemi yapma kararının ise yanlış olmadığını öne süren Arabacıoğlu, “belki zamanlama bakımından tartışıldı. Bu da Sayın bakanın kararıdır” diye konuştu.

Arabacıoğlu şunları söyledi: “Güneyden kuzeye ciddi bir turist akışı olduğunu fark eden Rum Dışişleri Bakanlığı, KKTC ekonomisini zayıflatmak maksadı ile böyle bir karar aldı. Kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Rum ve Maronitler için gönderilen erzak yardımlarına gelince bu 1974’te insani amaçlarla başlatılan bir uygulamadır. İnsani bir yaklaşımdır. Ancak kapılar açıldıktan sonra bana göre bu uygulamaya ihtiyaç kalmamıştır ve zorunluluk da yoktur. Çünkü bu kişiler, ürettiklerini bu ülkede pazarlayabiliyorlar, güneyden aldıklarını rahatlıkla KKTC’ye getirebiliyorlar. Ancak gerçekten ihtiyaç varsa bu yardımı KKTC Sosyal Hizmetler Dairesi bile yapar. Dolayısıyla aslında karar yanlış değil ama zamanlama doğru mu, değil mi? Bu da Sayın bakanın kararı. Ben şahit olmadım ancak bu insani yardımları satıldığı konusunda bana da bilgi geldi.”

 


Özgür: Nefes borusunu tıkamaktan hayırlı sonuçlar umulmamalı

Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili (CTP) Birikim Özgür, müzakerelerdeki başarısızlığın ardından iki taraf arasında dalaş başladığını ve karşılıklı suçlamaları ekonominin siyaseti değil siyasetin ekonomiyi belirlediği birtakım kararların izlediğini belirterek bu gibi durumlarda yapılması gereken en son şeyin yangına körükle gitmek olduğunu savundu.

Özgür, “Siyasi tartışma ne kadar büyük olursa olsun kimse kimsenin nefes borusunu tıkamaktan hayırlı sonuçlar ummamalı” diyerek Kıbrıslı Rumların KKTC’ye turist gelmesini engelleyecek kararlara imza atmasının yanlış olduğunu söyledi.

Ekonomik işbirliği yönünde ciddi adımlar atılması gerektiğini kaydeden Özgür, “Su ve elektrik bunların başında geliyor. Kıbrıslı Rumlar bu olanakları görmeli, afallamalı ve işbirliğine daha açık bir tutum içerisine girmelidir. Yapıcılıktan uzak karşıt adımlar maalesef bu amacına hizmet etmiyor” dedi.

Birikim Özgür, şunları söyledi: “Müzakerelerdeki başarısızlığın ardından iki taraf arasında dalaş başladı. Karşılıklı suçlamaları ekonominin siyaseti değil siyasetin ekonomiyi belirlediği birtakım kararlar izliyor. Bu gibi durumlarda yapılması gereken en son şey yangına körükle gitmektir. Örneğin karayolu ile gelecek turistler için en az 3 gece konaklama koşulu ile 20 Euro teşvik uygulamasının sadece deneme amaçlı yürürlüğe girdiğini göz ardı etmememiz gerekiyor. Turizmimiz açısından bütün yumurtalar zaten aynı sepete konmuş değildi. Bu yıl üçüncü ülkelerden hava yolu ile turist akışında ciddi bir artış gözlemleniyor ki bu da güzel bir şey.

Karayolu ile gelecek turistlere ilişkin çıkarılan zorluklar aslında sadece Kıbrıslı Rumların Crans- Montana sonrasında çözümsüzlük koşulları için belirlemiş olduğu politikaları daha da yükselterek devam ettireceğinin bir göstergesi oluyor. Bir anlamda güneydeki yönetim yeni koşullarda sınanmış ve bir kez daha sınıfta kalmıştır. Türkiye batan Yunanistan’a turist gönderirken Kıbrıslı Rumlar bize gelecek turistleri engelliyor. Hangisi daha şık sizce? Siyasi tartışma ne kadar büyük olursa olsun kimse kimsenin nefes borusunu tıkamaktan hayırlı sonuçlar ummamalı.”

 


Özsağlam: Adada gerilimi artırmak kimseye fayda sağlamaz

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Muhittin Tolga Özsağlam,  Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yaklaşımının seçim öncesi ve sonrasına ilişkin çizgisini gösterdiğini belirterek “Bu çizgide de Kıbrıslı Türkleri ekonomik ve sosyal olarak ‘köşeye sıkıştırma’ projesidir” dedi.

Özsağlam, bu yaklaşımın Kıbrıs Türk toplumunun direncini kırmayacağını tam tersine çözüm perspektifine negatif yaklaştıracağını kaydederek diyalogdan yoksun ve “gol atma” üzerine yaklaşımın iki toplum arasındaki ilişkileri zedeleyeceğini savundu.

Özsağlam,  Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun yaklaşımının ise Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda imajını zedeleyici bir yaklaşım olduğunu, insani yardımın ve iaşenin dünyada vergilendirildiğinin görülmediğini söyledi.

Bu bağlamda daha dikkatli davranılması gerektiği inancıyla bu yaklaşımdan geri dönülmesi gerektiğini ifade eden Özsağlam, şunları söyledi: “Son dönemde yaşanan gelişmelerin bizlere gösterdiği şudur ki, her iki kesimde de çözüm müzakereleri bittiği zaman bazı çevreler temel sorunları ve değerleri görmezden gelerek davranmaktadırlar. Güney Kıbrıs Rum liderliğinin yaklaşımı seçim öncesi ve sonrasına ilişkin çizgisini göstermektedir. Bu çizgide de Kıbrıslı Türkleri ekonomik ve sosyal olarak “köşeye sıkıştırma” projesidir. Bu yaklaşım Kıbrıs Türk toplumunun direncini kırmaz tam tersine çözüm perspektifine negatif yaklaştırır. Bu şekilde diyalogdan yoksun ve “gol atma” üzerine yaklaşım iki toplum arasındaki ilişkileri zedeler. Bununla birlikte Kıbrıslı Türkler de misilleme olarak Larnaka Havalimanına uçak inmesin çünkü havaalanının bir kısmı Kıbrıslı Türklere ait mülk şeklinde bir kampanya başlatırlarsa ne olur? Bunu Anastasiadis düşündü mü acaba…! Tahsin Ertuğruloğlu’nun yaklaşımına gelince, iki yanlışın bir doğru etmediğini düşünmesi gerekirdi. Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda imajını zedeleyici bir yaklaşım.  İnsani yardımın ve iaşenin dünyada vergilendirildiği görülmemiştir. Bu bağlamda daha dikkatli davranılması gerektiği inancıyla bu yaklaşımdan geri dönülmesi gerektiğine inanıyorum. Kısa bir süre içerisinde “kapsamlı çözüme” ulaşamayabiliriz ancak adada gerilimi artırmanın kimseye fayda sağlamadığını da farkına varmalıyız…