Gerçekleri konuşmazsak, tarih yine tekerrür edecek... - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cumartesi, Şubat 24, 2024
Köşe Yazarları

Gerçekleri konuşmazsak, tarih yine tekerrür edecek…

Köş, MoreketMehmet Moreket

Bu hükümetin bozulması konusu, gerçekler temeline oturtulmalıdır.

Neden biliyor musunuz? Yıllar yılı benzerlerini yaşadığımız bir süreç bu. Bir tekrar. Tarihin tekerrürü.


Nasıl oluyor? Bir araba laf söyleniyor, herkes kendi penceresinden mantıklı gerekçeler öne sürüyor, ama gerçek her seferinde üstü kapalı kalıyor, unutuluyor, bu gizli sebeplerin üstüne yeni hükümetler kuruluyor, çok değil bir kaç yıl sonra aynıları tekrar ediliyor…

Aktörler değişiyor, ya da yer değiştiriyor; geçmişte şunu savunan, bugün gittiği yerde tersini yapıyor, hep birlikte yeni bir şeymiş gibi peşine takılıyoruz.

Serdar Denktaş konuşuyor, Kudret Özersay konuşuyor, sizler beklentilerinize göre birinden birini destekliyorsunuz, bitiyor gidiyor.

Bunca tecrübeden sonra artık öyle olmamalı… Halk çıkıp tepkisini ortaya koymalı. Biz medya mensupları da konuşmalıyız, siyasiler de.

Bildiklerimizi, gördüklerimizi anlatabilmeli, doğrunun kayıtlara geçmesine yardımcı olabilmeliyiz.

Bakın, Özersay hükümetten ayrılma kararını aldıktan sonra toplumdan gelen yoğun tepkiler üzerine, söylemlerini değiştirdi, Serdar Denktaş’ın istifasının hükümeti bitirdiğini iddia etti.

Oysa biz biliyorduk, duymuştuk, Serdar Denktaş’ın sürpriz istifası açıklanmadan önce HP milletvekilleri, “Bugün PM’ne gideceğiz ve hükümetten ayrılma kararı alacağız” demekteydiler.

Israrla “hükümetteyiz” dediler, ayrıldılar, “kimseyle görüşmedik” dediler, görüştükleri ortaya çıktı. Dedim ya, bir araba laf kalabalığı. Anlık duyup, anlık inananlara hitabeden samimiyetsiz söylemler…

Aklıma sürekli olarak Turgay Avcı’nın bir gecede hükümete girip, sonra parti kurması geliyor.

Bazı telefon konuşmaları, bazı aracılarla gelen haberler, gizli pazarlıklar Bakanlar Kurulu’nda konuşulanlar, hep gizli mi kalacak?

Eğer kalmaya devam ederse, bu işin sonu gelmez. Kader olarak tekrarlanır, durur.

Şeffaflığa ihtiyacımız var. Hem de çok. Böyle “flu” bir başlangıçla, nereye kadar gidilir ki?

YOKMUŞUZ GİBİ…

Biz buralarda hükümet kurup bozarken, Doğu Akdeniz’deki yeniden şekillenme, son şeklini buluyor. AB yetkilileri, ABD yetkilileri, en son olarak da Merkel’in açıklamaları, bölgedeki hidrokarbonların çıkarılması, taşınması ve buna bağlı olarak güvenliği konusunda, ilgili tüm tarafların tutumunun tartışmasız bir şekilde netleştiğini gösteriyor.

Türkiye’nin doğal gaz konusundaki atakları, haklı olduğu halde, “Faaliyetine son ver” çağrılarıyla karşılık buluyor. Dahası Rum Ulusal Konseyi’nden, “Türkiye doğal gaz aramalarına son vermezse, görüşmeler olmaz” görüşü çıkıyor. Yavuz hırsız misali, hem suçlu hem güçlü misali.

Bu gibi yanlı, haksız, hukuksuz gelişmeler, malum istikrarın olmayan yerlerde hayata geçer.

Karşınızda dik duruş sergileyen, elinde ekonomisiyle, diplomasisiyle istikrarlı bir yapı olsa, buna cesaret edemezsiniz.

Türkiye kendi durumunu kendi savunsun.

Ama biz?

Biz de bu bölgenin göbeğinde, tartışmaların tam ortasındayız ama görünmez adam gibiyiz.

Yokmuşuz gibi muamele görüyoruz.

Adımız yok, irademiz yok, fikrimiz yok, elimizde tek bir koz yok!

Herkes Kıbrıs Türkleri üzerinden birbirine ders veriyor.  Egemenlik, kara suları şunlar bunlar… Ama Kıbrıs Türkünün nasıl zorda, nasıl sıkıntıda olduğunu, krizlerle boğuştuğunu gören de yok.

Hani diyoruz ya, figüran bile değiliz diye, bu halimizle başka ne beklerdiniz ki?

Şimdi kırk küsur yılın boşa gittiğini söyler misiniz, söylemez misiniz…

Onca yıllık mücadeleyi yapanlar, bunu asla hayal edemezlerdi.

Ağır mı geldi?

Valla benim ağırıma gidiyor.

Aksini iddia eden varsa çıksın, söylesin, beni de ikna etsin…

 

YERİN KULAĞI VAR

ÖNEMLİ GÜN:

Bugün uzun bir aradan sonra Meclis bayağı ilginç olacak. Bir tarafta istifa etmiş ama hala hükümet sıralarında oturanlar ile, 15 aydır muhalefet sıralarında oturanların, birkaç gün içerisinde yer değiştirmeye hazırlandıklarını izleyeceğiz. İstatistik Kurumu yasası oy bilriğiyle geçecek bir yasa olmasaydı, Meclis’in toplanması da beyhude olacaktı.

 

İLK GERGİNLİK:

UBP-HP koalisyonu daha kurulmadan ikili arasında “bakan” krizi yaşandı. HP Genel Sekreteri Yenal Senin, katıldığı bir tv programında dokunulmazlığı kaldırılan  Lefke Milletvekili Aytaç Çaluda ve Lefkoşa Milletvekili Hüseyin Özgürgün’ün kurulacak hükümette görev almalarına onay vermeyeceklerini söyledi. Bu açıklamaya UBP kanadından sadece Lefke İlçe Başkanından tepki gelirken, parti merkezi bu konuda bir açıklama yapmamayı tercih etti… Asıl önemli olan, hükümet kurarlarsa, bu soruşturmalar konusunda ne karar alacaklar? HP’nin meşhur “prensipleri” ne olacak?

 

ARTIK SEVİNEBİLİRİZ:

Bu hükümete demediğini bırakmayanalar, dörtlü değil beşli koalsiyon suçlaması yapanlar, icraat değil zam hükümeti diye ahkam kesenler. İstediğiniz oldu. Yeni hükümetle birlikte önce elektiriğe yapılan zam, ardından diğer zamlar geri alınacak. Ve en önemlisi o döviz var öyle bir tepetaklak gidecek ki, kimse inanamayacak. Paralar oluk oluk akacak, dert kalmayacak. Aylardır hep bunları savundunuz ya, artık  sevinebilirsiniz…

 

ÜZÜLÜYORUM:

En çok da neye üzülüyorum biliyor musunuz? Geçmiş hükümet 15 aylık iktidarları döneminde Türkiye’den ( Aralık ayındaki 100 milyon hariç) tek kuruş katkı alamadı. Buna rağmen maaşlar gününde ödendi, iyi kötü sektörlere alacakları ödendi. Ve belki de en önemlisi savunma harcamalarımızı bile kendi öz kaynaklarımızdan yaptık. Kısacası, istersek kendi kendimize yetebileceğimizi gördük. Ama bunları kimse konuşmuyor ne yazık ki…

 

HAVAYI KOKLADIK:

Hafta sonu çeşitli mekanlarda, toplumun değişik kesimlerinden insanlarla konuştuk. Vatandaşın görüşleri bizimkilerle üç aşağı beş yukarı aynı. Sürekli aynı durumları yaşamaktan bıkkınlık var. Aralarında en beğendiğim tespitler şunlar oldu; “Bu hükümet bir buçuk yıllık iktidarında, bu ülkeyi kendi kaynaklarıyla yönetebildi. Bu bir ilkti. Mucize gibiydi. Ama maalesef bunu anlatmakta başarısız oldular”. İkinci tespit, “Türkiye ile protokol imza aşamasına gelmişken, HP neden hükümeti bozdu”. Doğru aslında…

KANSER SEZONU BAŞLADI:

Ürünlerin bollaşmasıyla birlikte, sebze ve meyvede zehir miktarı rekor kırıyor. Bir ara zararlı ürün sayısı bire falan düşmüşken, yeni sezon hızlı başladı. 43 ithal üründen 4’ünde, 49 yerli üründen 10’unda kalıntı tespit edildi. Ülke genelinde yaşanan istikrarsızlığın bir sonucu olabilir mi acaba? Ya da başka nasıl izah edilir?

 ZİRVEDEKİLER

Tüm Anneler: “Her kadın, biraz gökyüzüdür, biraz çiçek. Biraz yorgunluktur, biraz serinlik. Biraz hayaldir kadın, biraz hüzün. Biraz hayattır, ama daha çok, ‘annedir’ kadın. Ne de çok yakışır”( Aziz Nesin)…

DİPTEKİLER

Barajda Güvenlik Zafiyeti: Geçitköy barajı, evlerimize verilen suyun toplandığı bir baraj. Kirliliği bir tarafa bırakın, güvenliği en üst düzeyde olması gereken, strateji önemde bir yer. Her ne kadar arıtılıyor, klorlanıyor olsa da, o suyun içine birilerinin girmesi, hatta ölmesi kabul edilemez. Yarın bir başkası suya kimyasal bıraksa ne yapacaksınız? Polisiye vaka olarak mı kalacak?

 

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar