KıbrısManşetRöportaj

35 yıldan beri oğluna ayak oldu


Serpin Onay Demirciler… Ülkenin eğitimli ilk eczacı kadınlarından… O bir anne, anneliğin kitabını yazanlardan…

 

Nezire Gürkan

Serpin Onay Demirciler, adıyla anılan bir eczacı. Yaklaşık 55 yıldan beri eczacılık yapıyor. Ülkenin eğitimli ilk eczacı kadınlarından. Şimdilerde 77 yaşında, hâlâ aktif olarak çalışıyor. Soyadı da bilinenlerden. Eski bakan, milletvekili, DAÜ kurucularından, 58 yaşında kanserden hayatını kaybeden Onay Fadıl Demirciler’in eşi. Ama bilinmeyen ya da az bilinenleri daha çok. 17 yaşında, üniversiteye gitmeye hazırlanırken bir deniz kazasında felç olan Kemal’ın annesi Serpin Onay Demirciler. 35 yıldan beri oğluna ayak olmuş, anneliğin kitabını yazanlardan.

Hayat hikâyesini dinleyince, “bu kadar gücü nerden buluyorsunuz” dedim, “Bir şekilde buluyorsunuz, annelik güç verir zaten” karşılığını verdi.

Baf’ta doğdu, Farabi’de yaşadı, Fen bölümünün ilk öğrencilerinden

Serpin Onay Demirciler, baba adıyla Serpin Kemal, Baf/Kasaba doğumlu. Baba Vretça/Dağaşan, anne Lefkoşa kökenli. Baba ailesiyle çocuk yaşlarda Baf’a yerleşti, anne oraya evlendi. Depremin ve Baf’ta o tarihlerde ortaokul olmamasının da etkisiyle 1953’te Lefkoşa’ya taşındılar. Annenin aile evine. O zamanların ünlü sokağı, şimdilerde Haşmet Gürkan Sokak olarak bilinen Farabi Sokak. Kök ailesinin olduğu bölge. İlk iş kadınlarından Vedia Barut da teyzesi, yan evde. Baba Baf’taki işini Lefkoşa’da da sürdürdü, Arasta’da esnaflık yaptı. Serpin de tatillerde hem babanın, hem teyzenin yanında çalıştı. Getir-götür, banka işleri. “Sonradan eczacı olunca, çocuk yaşlarda çalışmanın çok faydasını gördüm” diyor.

İlkokula Baf’ta başladı, Lefkoşa’da Ayasofya Kız İlkokulu’nda tamamladı. Ardından Viktorya Türk Kız Lisesi. O okurken okulun adı Adnan Menderes Kız Lisesi oldu,  ardından Lefkoşa Türk Kız Lisesi. 1960’ta bu okuldan mezun oldu. Ama bir grup arkadaşıyla birlikte fen bölümünün temellerinin atılmasına neden oldu. Zaten sonradan da bu okul Fen Lisesi’ne dönüştü.

“Bizim okuduğumuz yıllarda sadece kolej ve lise diye ayrım vardı. Fen ve edebiyat yoktu. Biz de bir grup arkadaş fen derslerine çok ilgiliydik. Çok otoriter ama çok iyi eğitimci müdiremiz vardı, Leman Feridun. Lise 2’deydik. Yanına çıktım, ben konuştum, fen bölümü istediğimizi söyledim. Sıcak baktı ama sınıf yok, incelememiz gerekir dedi. Gerçekten ilgilendi. Önce boş sınıflarda, sonra lise sonda küçücük bir alanda bize fen bölümü oluşturdular. Hocalarımız çok iyiydi, Türkiye’den gelenler de vardı.”

Böylece kız lisesinin fen bölümünün ilk mezunları olurlar. 6 kız öğrenci. Serpin Kemal (Demirciler), Akile İsmail (Özün), Birsen Mustafa (Yener), Zehra Mustafa (Özgür), Şifa Mustafa (Zeynel) ve Feride Sait.

Kimya okumak ister, eczacı olur

Son sınıfta okul kaptanı da seçilir Serpin Kemal. Mezun oldukları yıl, 1960.  Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğu dönem. Garantörler Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan burslar verir.

“Türkiye 3 eczacılık, 2 matematik, 1 kimya mühendisliği bursu verdi. Ben aslında tıp okumak isterdim ama o alanda burs yoktu. Kimya’ya başvurmak istedim, sadece erkekleri kapsadığı için kabul edilmedim. Ağlamaklı oldum. Kimyayı çok seviyordum. Okul sorumlularından Nezaket Hüseyin, ‘Niye eczacılığa başvurmuyorsun, orada da kimya var, seversin’ dedi. Teşvik etti ve başvurdum. Sadece İstanbul’da eczacılık fakültesi vardı. Oraya başvurdum, gittim ve çok da memnun kaldım. Çok sevdim. Hem fen bilimlerine ilgim, hem de ticarete çocuk yaşlarda aşinalığım nedeniyle mesleğimi, işimi hep çok sevdim. Hâlâ aynı şevkle devam ediyorum.”

Nişan oldu, baba ‘eğitim daha önemli’ dedi

Üniversite eğitimi devam ederken, 1963 yazında tatil için Kıbrıs’tayken, ortak arkadaşları aracılığıyla Onay Fadıl Demirciler ile tanıştı. Ailesi, özellikle babası eğitimine engel olacağı kaygısıyla önce nişan olmasına karşı çıktı. “Eğitime, 3 kızına çok değer verirdi. İyi yaşamamızı isterdi. Otoriter ama çok sevecen bir babaydı” diyor.

O yaz, Makine Mühendisi, eğitimci Onay Fadıl Demirciler ile nişan oldu ve eğitimini sürdürmek için İstanbul’a döndü. Aralık ayında toplumlararası çatışmalar çıkınca dönüşü uzadı. Bu dönem nişanlısı Onay Fadıl da Serpin’in ailesinin yanında kaldı ve bu süre ailesinin damada yakınlaşmasına yol açtı. “Birbirlerini çok sevdiler” diyor.

Toplumlararası çatışmalar ve stajının da etkisiyle ancak 1964 sonunda adaya dönebildi.

İlk tecrübe…

Döner dönmez, 1965 başında Kuruçeşme bölgesindeki genel hastanede eczacı olarak göreve başladı. Savaş yılları. Hastaneler yoğun. Bir dönem sorumlu olmak üzere 10 yıl burada çalıştı.

“Çok tecrübe kazandığım bir dönem oldu. Çok yoğunduk, çok reçete gördüm, çok insanla çalıştım. İlaç sıkıntısı vardı, ilaçları kendimiz hazırlardık. Şuruplar, pomatlar, ağrı kesiciler… Bu 10 yıl inanılmaz bir tecrübe oldu.”

1974 savaşının ardından 10 yılda emeklilik hakkının verilmesiyle, bu yasadan yararlandı ve 1976’da emekliye çıktı. Saray Otel’in arkasında eczanesini açtı. İlaç ithal etti, hem sattı, hem diğer eczanelere dağıttı. Yaklaşık 15 yıl sonra, 2000’de Şehit Mustafa Ruso Caddesi’ne, şu anki yerine taşındı. Şimdilerde burada, Amerika’da eczacılık eğitiminin ardından adaya dönen kızı Naciye ve kalfaları ile birlikte eczacılığa devam ediyor.

1985 milat oldu, hayatın yönü değişti

Onay Fadıl Demirciler ile 3 yıllık nişanlılık döneminin ardından 1966’da evlenen Serpin Onay Demirciler, uzunca süre aile evinde, Farabi Sokak’ta kaldı. Oğlu Kemal 1968’de, kızı Naciye 1970’te bu aile evinde doğdu. Sonradan Köşklüçiftlik’te bir daireye yerleşti ve 1980’li yılların başında Yenişehir’e, şu anki eve taşındılar.

Makine mühendisi, eğitimci, DAÜ kurucularından Onay Fadıl Demirciler, 1985 seçimlerinde UBP’den adaylık teklifi aldı. Kontenjandan aday gösterildi. Kazandı da. Meclis’e girdi. Bakanlığı, kabineye girmesi de gündemde. Tam o günlerde, hatta Meclis’teki yemin töreninden 4 gün sonra oğlu Kemal  talihsiz bir kaza geçirdi.

Bir anda hayatları değişti

Kemal, 1985’te Türk Maarif Koleji’nden mezun oldu. Hem derslerde, hem spor faaliyetlerinde başarılı bir öğrenci. İyi bir yüzücü,  birçok spor dalında aktif. ABD’den elektrik-elektronik mühendisliği için burs aldı. Ailece gidecekler, babanın da eğitim aldığı ABD’de oğullarını üniversiteye yerleştirecekler. 15 gün sonrası için hazırlıklar yapıldı.

Bu arada Kemal, arkadaşlarıyla Koca Reis’te kampa gitti. Bir grup arkadaş bir birlerinin omuzlarına çıkarak denize atlarken, olan oldu. Bir arkadaşının omuzundan atlayan Kemal, kafa üstü düştü ve boyundan aşağısı felç oldu.

Ankara, İngiltere, Moskova’da 1.5 yıl

Önce Lefkoşa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, ardından Ankara Hacettepe. Burada başarılı bir ameliyat geçirdi ama Türkiye’nin henüz sağlıkta hizmet kalitesinin çok düşük olduğu yıllar. Bir dizi sorun yaşarlar, iyi bakım görmez. Yeni milletvekili olan baba yoğun, arada gidip geldi. Bu arada bakan oldu, İçişleri ve İskan Bakanı. Anne hep Kemal’ın yanında. 2 ay burada kaldılar. “O kadar kötü durumdaydık ki delirecek haldeydim. Yürüyen ölü gibiydim. Oğlum ateşler içindeydi. Sonuçta dayanamadım, Onay’a telefon açtım, ‘biraz daha kalırsak buradan iki tabut çıkacak. Biri oğlum, biri ben’ dedim Onay’a. Ertesi gün apar topar geldi…”

Ardından Kemal İngiltere’ye, özel bir kliniğe kaldırıldı. 10 ay da burada tedavi gördü. Yürümedi ama üst tarafını kısmen kullanır hale geldi. “Bu tip vakalara özel bir klinikti. İlk baştan buraya gitsek belki daha iyi sonuçlar da alabilirdik” diyor Serpin Onay Demirciler.

Ve Moskova. İngiltere’deki 10 ayın ardından, bu kez benzer bir tecrübe yaşayan bir Rus’un özel aletler, yöntemler kullandığı bir merkeze kaldırdılar Kemal’ı. 6 ay da burada kaldılar.

Toplam 1.5 yıllık tedavi sürecinde, anne hep oğlunun yanında oldu. Baba da gidip geldi.

Moskova dönüşü, orada edinilen tecrübeyle Yenişehir’deki ev yeniden dizayn edildi. Kemal’in tedavisine uygun düzenlemeler yapıldı.

Acılara acı eklendi, baba strese dayanamadı

Yılmadan mücadele eden Kemal, 1992’de eğitimine devam etmek istedi. 7 yıl önce kaza nedeniyle dondurdukları Amerika’daki eğitimini sürdürmek istediğini söyleyince, aile de karşı çıkmadı. Bir dönem milletvekilliğinin ardından siyaseti bırakıp kendi ofisini kuran baba Onay Fadıl Demirciler de dahil, 1992’de hep birlikte Amerika’ya gittiler. Eczacılık eğitiminin ardından evlenip oraya yerleşen kızları Naciye de Amerika’da.

“Kemal’ı üniversiteye yerleştirdik. Ben döndüm, babası kaldı yanında. Bir yılın sonunda tatil olunca geldiler. İkinci yıl için döner dönmez Naciye aradı, ‘babam iyi değil’ dedi. Çıktım gittim. Kontrol, film derken beyinde tümör teşhisi kondu. Orada ameliyat oldu, beraber döndük Kıbrıs’a, Kemal’ın yanında Naciye kaldı. Burada da annem vardı, en büyük destekçim. Eve döndük, tedaviler devam etti ama 6 ay dayanabildi.”

Onay Fadıl Demirciler, 1994 Haziran’da hayatını kaybetti. “Ciddi görünümlüydü, duygularını belli etmezdi ama sanırım ailenin yaşadıklarının stresine dayanmadı bedeni” diyor Serpin Onay.

Yeniden yollarda, bu kez 9 yıl

Oğlunu yalnız bırakmamak, eğitimini aksatmamak için aynı yıl, 1994’te Amerika’ya döndü Serpin Onay. Kemal 1996’da elektrik elektronik bölümünden birincilikle, 4 üzerinden 4 alarak mezun olunca, master ve doktora için de burs verdiler. “Çok zordu ama oğlumu yalnız bırakamazdım” diyen Serpin Onay Demirciler, tam 9 yıl Amerika’da kaldı. Eğitimini tamamlayabilmesi için oğluna eşlik etti, el-ayak oldu.

“Yalnızdım. Çok zorlandığım zamanlar oldu. Sonradan Kemal’ın önerisiyle dil kursuna yazıldım. Yeni insanlarla tanıştım. Sanat tarihi eğitimi aldım, resim kursuna gittim, kara kalem çalışmaları yaptım. Süreç içinde kendimi meşgul edecek şeyler buldum.”

Anneler yapar…

Şİmdilerde Kemal, kızı Naciye ve torunu ile birlikte Yenişehir’deki evlerinde yaşıyor Serpin Onay Demirciler. Eczaneyi kızı Naciye ile birlikte çalıştırıyorlar. Kemal da genellikle evde, özel bilgisayarıyla çalışıyor. DAÜ’de de yarı zamanlı çalışıyor. “Yaşadığım ve ayakta olduğum sürece ailemin yanında olacağım” diyor.

Yüzündeki dingin ifadeyle, insanı hayrete düşüren metanetle anlattı. Hiç şikâyet de etmeden. Nasıl başarıyor, yorulmadı mı bu kadar güçlü olmaktan, görünmekten…

“Yorgunum evet ama ben hep şükrederim. Sevmeyi çok iyi bilen annem babamdan çok şey öğrendim. Hem yaşadıkları sürece çok destek oldular, hem çok şey öğrettiler. Beterin beteri var. İnsan, hele de anneler güç bulur…”

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı