Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Genel sağlık sigortası büyük bir reform olacak…

Sağlık Bakanı Salih İzbul, genel sağlık sigortasının 2016’da yürürlüğe gireceğini söylüyor.
Önce döner sermaye kurulacak, başlangıçta devlet hastanelerinde geçerli olacak, geçiş döneminden sonra da özel hastaneleri kapsayacak.
Yani elinizdeki kartla, istediğiniz hastaneden hizmet alacaksınız.
Tümüyle bedava olmasa da, belki küçük bir ücret ödenecek, aynen Türkiye’de olduğu gibi.
Yığılmayı, iş yükünü azaltacak; kapasite genişleyecek, hasta hakları anlam kazanacak.
Ancak bugün sağlık sisteminin yaşadığı kilitlenmeyle bu döner sermaye nasıl hayata geçecek…
Devletin sağlığa ayırdığı bütçe yüzde 6,6…. Bu haliyle, hastaneler dökülüyor, kapasite yetersiz kalıyor, sevk verilen hastanelere borçlar ödenemez durumda… Yatırım, varla yok arası…
Hükümet Programı’nda,
“Genel Sağlık Sigortasının mali yük analizi, üç ay içerisinde planlanmış olduğu şekilde 3 yıllık geleceği de öngörerek hazırlanacak ve finansal boyutu ve destek uzlaşısı sağlanmış olan fon yapısı ve reform programı TC Teknik Heyeti ile görüşülüp kesinleştirilecektir….
Genel Sağlık Sigortası (GSS) Yasası dokuz ay içerisinde çıkarılacak ve gerekli kurumsal yapı oluşturulacaktır…..
Döner Sermaye Yasası altı ay içerisinde çıkarılacaktır” deniyor.
Hükümet kurulalı 2 ay… Demek ki, bir ay sonra maliyet ortaya çıkacak.
Ve benim anladığım, Genel Sağlık Sigortası için gereken mali kaynak, Türkiye’den sağlanmış gibi.
Bundan sonrası için, ekonominin diğer bacaklarındaki kaçağın, burada olmamasını sağlayacak, yani her çalışanın sağlık yatırımının eksiksiz yapılacağı bir sistem kurmak olacak.
Sosyal Sigorta, İhtiyat Sandığı gibi fonların durumuna bakınca, sistemin nasıl işleyeceğini düşünüyor insan.
Yine de CTP-UBP hükümetinin en geniş tabana sahip bir hükümet olarak, en cesur kararları vereceğine, daha doğrusu kararlı olacağına inanmak istiyorum.
Sistem kurulurken, tam gün meselesinin de gelir getirici bir şekilde halledilmesi mümkün olacaktır.
Ama dediğim gibi, bunu yaparken, ayaklarına dolanacak olanlar, nasırına basılanlar olacak. Bunları dinlemeden, çoğunluğun ve hepsinden önemlisi devletin çıkarına bakıp, ilerlemek şart. 
Başlangıçtaki kararlılık, popülizme kaymadığı sürece gerçekleşmemesi için bir sebep yok.
Umarım, böyle bir adımı atarak tarihe geçerler…

EKONOMİDE İŞLER İYİ GİTMİYOR…
Ülkenin üzerine sanki de ölü toprağı serpilmiş. Toplum olarak mutsuz ve huzursuzuz. Etrafınıza şöyle bir bakın, yüzü gülen insan bulmakta zorlanırsınız. Bu kez belki siyasi belirsizlik değil insanımızı mutsuz kılan. Bu mutsuzluğun temeli tamamen ekonomik. Zaten zorda olan çalışan kesim, dövizdeki yükseliş ile tam bir umutsuzluğa gömüldü.
Hükümet ise, eli kolu bağlı yapacak bir şeyi olmamasının sıkıntısını yaşıyor. Hazine tam takır, toplanan paralar, gelen yardımlar ancak da çalışanın ve emeklinin maaşlarına yetiyor…
Hatta hükümetin şu günlerde yaşadığı tek sorun bu…. Birbirleriyle gayet uyumlu birçalışma ortamı tutturmuş olmalarına karşın, hiç de kendilerinden kaynaklanmayan bir dertle başetmek zorundalar.
Halbuki böylesi kriz dönemlerinde piyasaya para pompalanması, hatta çalışanın maaşına zam yaparak, piyasaya hareketlilik getirilmesi lazım. Ama dedim ya, KKTC devletinin ne bunu yapacak parası, ne de yaratabileceği kaynağı var. Kısacası hem yöneticiler, hem de toplum kaderine küsmüş, daha da beterinin yaşanmaması için dua ediyor…  
İşadamı, esnaf, memur, işçi, ülkedeki ekonomideki gidişattan huzursuz…
Ama zaman öyle bir zaman ki, millet sesini çıkaramıyor. Hele de Güney’de yaşanan kriz, bizi halimize şükreder hale getirdi. Malum bizler devalüasyonlarla, banka krizleriyle o kayıpları birden çok kere yaşayan bir toplumuz. Aman, orada yaşananlar bizim de başımıza gelir mi diye, sesimizi çıkaramaz olduk…
Herkes çevresindeki ekonomik bozukluğu, çok iyi gözlemliyor aslında…
Mahallelerindeki fakirliğin giderek arttığını, her gün bir esnafın daha kötü ekonomiye kurban olduğunun farkındalar. Bir zamanlar "yardım eden" pozisyonunda bulunanların, şimdi "yardıma muhtaç" hale gelmiş olmalarını görüyor ve üzülüyoruz…
Ülkenin tüm bölgelerinde üç aşağı beş yukarı görüntü ve şikayetler aynı. Karamsarlık giderek artıyor…
İyimserlik ise tasını tarağını çoktan toplamış, gitmeye hazırlanıyor…

YERİN KULAĞI VAR
İYİ ETTİLER:

BM’nin Kıbrıs sorununun çözümü müzakerelerinin “yoldan çıkmasını” önlemek amacıyla, mülkiyet başlığının görüşülmesini şimdilik dondurduğu iddia edildi. Geç bile kaldılar, mülkiyet konusunun tartışılması bile her iki toplumda büyük krizlere neden olmuşken bunu sürdürmenin anlamı yoktu. Gündeme geldiğinden beridir, millet nerdeyse birbirinin boynunu sıkacak duruma geldi. Böyle devam ederse bırakın anlaşmayı, tekrar savaşacak duruma geleceğiz…

HADE O ZAMAN:
Rum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Fidias Pilidis, Kıbrıs’ta geleceğin, çözümden sonra daha iyi olacağını söylemiş. Hep söylüyorlar ama, iş uygulamaya geldi mi de yan çizmeye başlıyorlar. Madem çözümün iki toplum için iyi bir gelecek yaratacağına inanıyorsunuz, kendi siyasilerinize çözüm konunda baskı yapın, bunları onlara da anlatıp, ona göre davranmalarını isteyin. O zaman bu sözleriniz hayal değil, gerçek olabilir…

MUZ CUMHURİYETİ: 
Güney Kıbrıs’ta yapılan bir ankete göre, katılımcıların yüzde 41’i, “Kıbrıs Cumhuriyeti” için “Muz Cumhuriyeti” nitelendirmesinde bulunurken, yüzde 50’si “yarı demokratik” ve “otoriter siyasi sistemi olan” bir cumhuriyet değerlendirmesi yaptı. Halbuki biz, burasının “Muz Cumhuriyeti” olduğunu sanırdık. Desenize onların da bizden pek farkları yokmuş…

DENETLEYEBİLECEK MİSİNİZ:
Tek tip asgari ücretten vazgeçme konusu başta herkese itici gelebilir. Ancak iyice düşününce en doğrusu olduğu görülüyor. Uygulama Güney’de de var. Ekonomi eskisi kadar parlak değil. Elinde üniversite diplomasıyla özel sektörde işe başlayan da aynı parayı alıyor, vasıfsız işçi de. Türkiye ve üçüncü ülkelerden yoğun işçi akışının nedeni de bu. Aynı şekilde, adam sözde müdür pozisyonunda, yatırımı asgari ücretten. Niyet güzel. Ancak tüm bunların hayata geçebilmesinin tek bir şartı var.  denetimle mümkün…Bir yandan “Elimde 6-7 denetçi var” deyip, diğer taraftan yeni uygulamalar başlatmak, suya yazı yazmak olacak…

LTB BORÇTAN KURTULDU MU?:
Lefkoşa Türk Belediyesi’nin toplu sözleşme hazırlıklarına baktım, çalışanlar için dünya kadar yeni menfaat veriliyor. Kimsenin alacağında gözümüz yok da, Belediye’nin mali durumunu da hepimiz bire bir biliyoruz. Tabii mevcut batağı popülizmin yarattığını da… Peki şimdi ne oldu, ansızın tasarruftan vazgeçildi… Belediye borçlarından mı kurtuldu, geliri mi arttı, fazlalık mı verdi de bizim haberimiz yok? Eğer durumda bir düzelme varsa, bunun öncelikle yatırıma ayrılması gerekmez miydi..?

YA ÇOCUKLARIN HAKLARI:
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil, Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst’ün Şehir Ertuğrul İlkokulu’ndan alınarak başka okullara görevlendirilen 7 öğretmen hakkında aşağılayıcı ifadelerde bulunduğunu iddia ederek, Dürüst’ü dava edeceklerini açıkladı. İyi de okulun açıldığı ilk gün okula gitmeyerek, çocukların duygularıyle oynayan bu öğretmenlerin hiç mi suçu yok Sayın Elcil. Kalkıp da “ onların haklarını savunacağız” derken, çocukların ellerinden alınan okuma hakkı için ne yapmayı düşünüyorsunuz…

 

ZİRVEDEKİLER
Kemal Dürüst: “Hangi gerekçe ile olursa olsun, ister 4 ya da 5. Sınıfı isterdi de alamadı, mutlaka altında bir şeyler vardır. Mutlaka o öğretmenleri müdürden kaynaklı huzursuz eden bir şeyler vardı. Aynı şekilde müdürü de o öğretmenlerden dolayı huzursuz eden olaylar vardı. Bizi ilgilendiren boyutu bir öğretmenin aldığı görevi her ne olursa olsun yapmak zorunda olmasıdır. Hiçbir öğretmenimin ne yerini değiştirmek isterim ne de ceza vermek isterim. Yeter ki herkes sorumluluğunu bilsin. Ama sınırını da bilsin…”

DİPTEKİLER
Osmanlı Ocakları: Türkiye genelinde 2005 yılında kurulan Osmanlı Ocakları, sonunda buralara da gelmiş. Yakında açılışı yapılacak Ocak için, “ Alemlere Nizam ve intizam getiren Osaman’lının Kıbrıs uç beyliği çok yakında Lefkoşa’da hizmete girecektir. Devleti aliye, Osmanlı’ya hayırlara vesile olsun” deniliyor. Hani bir laf var, millete aya, biz yaya” diye. 21 yüzyıl dünyasında uğraştığımız şeylere bakar mısınız…