Öğretmenler Yasası Madde 22 Fıkra, (2) ç bendinde müdür, müdür muavini ve sorumlu öğretmenlerin, görev ve sorumluluklarından birisi betimlenir. Madde şöyle der: ‘Öğretmenlere, okutacakları sınıf veya dersleri belirlemek ve yürütecekleri okul etkinliklerini göstermek’.
Bu madde, müdür pozisyonundaki yöneticilere yasal bir sorumluluk vermekte. Öğretmenlere okutacakları dersleri dağıtma görevi. Artık bu madde her çalıştığında ‘beğenmeyen’ öğretmenler karşı durabilecek. Örnek teşkil edildi çünkü. Şehit Ertuğrul İlkokulu’nda verilen görevi yani okutacakları sınıfları beğenmeyen öğretmenler okula gitmeyecek. Sonrasındaysa şehir içi görev değişikliği yapılacak. Ve diğer okullarda da.
İnanılır gibi değil son uygulamalar. Bakanlık bu işi çözemedi. Problem halı altına süpürülmüş oldu. Sonrası halı altındaki problem kurtlanacak, küflenecek daha büyük problemlere neden olacak.
Şht. Ertuğrul İlkokulu’nda, önceki öğretim yılından gelen problem kendini yine gösterdi. 2015-16 öğretim yılında 35 öğretmen müdür tarafından verilen görevleri beğendi, 14 öğretmen beğenmedi. Özellikle velilerin aktarmasıyla, daha önceki yıllarda 3. sınıf okutan ve verilen bu görevi beğenen öğretmenler, bu yıl 1. sınıf verilince görevi beğenmediler ve ilginç olan da bu.
14 öğretmen bu nedenle eylem yaptı ancak bakanlık 7 öğretmen, müdür ve 1 müdür muavininin yerini değiştirdi. Sorun orada hala daha devam etmekte. Okulda kalan 7 öğretmen görevlerinden memnun olacak mı? Oraya gönderilecek öğretmenler memnun olacak mı?
Eğer memnun olmazlarsa eylem yapsınlar. Nasılsa ortada örnek teşkil edecek bir olgu oluşmuş oldu. Diğer taraftan kamu hizmeti komisyonu tarafından atanan müdürün, görev dağıtımını nasıl yapacağı ve sonrasında izlenecek prosedür öğretmenler yasası ile belirlenmiştir. Bakanlığın almış olduğu karar problemi çözmedi, sadece halı altına bir süreliğine saklamış oldu.
Şehit Ertuürul İlkokulu’nda geçen yıl esas problem ders saatlerinde yönetim ile öğretmenlerin anlaşamamış olmasıydı. Geçtiğimiz öğretim yılında bütün öğretmenlerin ders saatleri yasal sınırın altındaydı. Ders dağıtımından sonra tüm öğretmenlerin ders saatleri yasal sınırdan 2 ders saati daha azdı. Tüm öğretmenlere dersler dağıtıldıktan sonra 7 ders saati fazlalık oluştu. Branş öğretmenleri çağrılarak onlara bu yıl ders saatlerinin 2 değil 1 ders saati yasal sınırın altında kalacağı belirtildi ve Şehit Ertuğrul İlkoklu problemi başlamış oldu. İlginç olansa branş öğretmeni diye yasal bir olgu yokken bunun herkes tarafından kabul edilmesidir. Bu durum varken kişilerin buna değil de sadece ders saatlerine itirazları çelişkidir.
Altı öğretmen yasal sınırın 1 saat altında ders yüküne tamam derken 1 öğretmen kabul etmedi. Öğretmen koşul getirdi ‘önce müdür muavinlerinin ders saatleri programda 7 saat olarak yazılsın’ dedi.
Daha sonrasında sabah 7:30’da programa müdür muavinlerinin ders saati 7 olarak yazılmasına rağmen, okulda grev ve eylemler başlar. Ve o günden günümüze kadar problem devam ederek gelmiş olur.
Arada yaşanılan pek çok olguya şimdilik değinmiyoruz. Okuldaki problem KKTC gerçeğinin kamu kurumuna yansımamasıdır. Ne yazık ki KKTC’deki pek çok kurum gerçek anlamda kurumsallaşmamıştır. Siyaset de bunlardan birisi olduğu için olayda yanlış karar üretmiştir.
Gerçek anlamda kurumsallaşma tamamlanmış olsaydı; üst ast ilişkilerinin, yasaların ve tüzüklerin nasıl çalışacağı belli olsaydı, problem bu kadar uzamazdı. Problem kişisel ilişkilere dayanılarak, güncel bilgiler ile çözülmeye çalışıldı. Tıpkı sanayi öncesi kurumsallamasını tamamlamamış toplumlardaki gibi.
Şimdi diğer okullara gönderilen müdür ve müdür muavini ile diğer öğretmenler oradaki görevleri gerçek görev anlayışı ile yapacaklar mı? Verilen ceza mıdır yoksa ödül müdür? Diğer okullarda benzer olgular yaşanırsa önüne nasıl geçilecek? Tüm bunlar keşke yaşanmasıydı.
Ancak bir velinin ifadesi ile ‘geçen yıl müdür ve müdür muavinleri, öğrencilerin okullarını tamamlaması için haftalık ders saatlerinin 20 olduğu zamanlar da oldu. Neden bu karar verilmiş oldu anlayamadık’ diyenler oldu.
Görüldüğü üzere gidenleri arayan, kalanları ise çok sert eleştiren veliler de mevcut. Bazı veliler ‘geçen yıl 14 öğretmen eylem yapıyordu, neden 7 tanesi gitti de geriye 7 kaldı,aralarındaki fark nedir?’ Diye sormakta. Problem aslında çözülmedi, aksine kazan daha fazla kaynatıldı. Uyarması bizden, bize gelen duyumları böyle okuduk. Bir de gidenler arasında bundan sonra hiç iş yapmayacağını ve rahat edeceğini söyleyenler de var.
Peki öğrenciler? Yaşadıkları korku, ağlama sendromları, geçen yıl okulsuz geçen günler ne olacak? Hani eğitimde en önemli olan öğrenciydi? Halbuki bu olguda, önemli olanın ders saatinin fazla olup olmaması, olduğu ortaya çıktı.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























