Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gene sivil darbe…

Bir sivil darbedir gidiyor.

Anlayamadığım şudur;  yüzde 35,5 aldım diyeninki demokrasi, karşısındaki yüzde 54,5 demokrasi değil…

Bir de üstelik “darbe”…

Vay yahu…

Haydi al yanına YDP’yi de, 42,5…

E, DP de istemez. Ne olacak..?

Yok; darbe, darbe…

Başka argüman yok…

Bayıldılar bu lafa… Böyle söyleyince kendileri demokrasinin bayrağı, diğerleri darbeci, tu kaka…

Seçmenin yüzde 65,5’i öyle düşünmemiş, UBP’ye oy vermemiş. Bunun bir önemi yok..

İşte Mehmet Ali Talat tekrar hatırlattı, “sorun yok” dedikten bir kaç saat sonra koalisyonu bozarken, CTP’nin yüzde 38’i demokrasi değil miydi..?

Bu darbeyse, o da darbe…

Amiyane tabirdir, kör kendinden bilir derler ya, o hesap…

Kaç parçalı olursa olsun, eğer kurulacak muhtemel 4’lü hükümet, mevcut köhne siyasi zihniyeti ortadan kaldıracak bir duruşu sürdürebilirse, sonuç bence devrim olacaktır…

Baktığınızda, bu 4 partinin 4 değişik politik temeli var.

Farklılıkları var…

Elbette olacak…

Önemli olan, her türlü farklılığı, tek bir ortak hedefe, “toplum yararı”na yönlendirmek….

Çeşitliliği, zenginlik haline getirebilmek…

Ve tabii, bu yönde somut adımlar atmak…

Zıtların birlikteliğini gerçekleştirmek, senteze varmak, toplumun çoğunluğunu kucaklamak…

Tüm bunları başarmak,  halkın siyasete karşı kaybettiği güveni yeniden kazandıracaktır.

Bence bu da her türlü icraattan daha önemlidir.

Sonuçta yıkılacak olan tabu, 40 yılın kemikleşmiş tabusudur…

 

 


ANASTASİADİS MEMURUN OYUYLA…

Geçtiğimiz gün önemli bir Rum gazeteci-yazarla kısa bir sohbetimiz oldu.

Röportajlarıyla halkın nabzını tutan bir gazeteci…

O bizim seçim sonuçlarıyla ilgili görüşümüzü sordu, biz de ona önümüzdeki hafta sonu yapılacak Rum Başkanlık seçimini sorduk…

Gördük ki, her türlü yalpalamaya rağmen, Anastasiadis hem de farklı bir şekilde kazanacak inancı var. Belirleyici olan, ekonomiymiş…

Gazeteci arkadaş, memurun, kamu işçisinin ya da devletle iş yapan çevrelerin Anastasiadis’i tercih ettiklerini, bunun da çoğunluğu oluşturduğunu söylüyor.

Hristofyas döneminin ekonomik felaketlerini yaşayan insanlar, istikrar istediklerini söylüyorlarmış.

Yani “biz böyle iyiyik” hikayesi…

Onun için, sonu bilinmeyen bir maceraya girmeye niyetleri yokmuş.

Öyle Kıbrıs meselesi falan gündemlerinde değilmiş güney seçmeninin…

Kim gelirse gelsin, çizgileri çoktan çizilmiş “milli” politikanın dışına çıkamayacağını onlar da biliyorlar..

İdeolojiyle falan da kimsenin ilgilendiği yokmuş.

Birbirimize ne kadar benziyoruz…

 

 


 

YERİN KULAĞI VAR

İNŞALLAH GÜZEL OLUR:

Kazananları ve kaybedenleriyle bir seçimi daha geride bıraktık. Bugün kazananların yemin töreni var. Özellikle ilk kez Meclis’e girenler için bugün çok önemli. Beklentimiz, ettikleri o yemine sadık kalarak, tüm toplumun refah ve mutluluğu için çaba sarfetmeleri. İnşallah bizi yanıltmazlar diyerek, tümüne de başarılar dileriz…

 

ÇOCUK GİBİ:

UBP Başkanı Özgürgün ve diğerleri Cumhurbaşkanı’na mobing uygulayarak hükümet kurma görevini kendilerine verilmesinde ısrar ediyorlar. Barajı geçen 6 partinin dört tanesi, sizinle bir hükümette yer alamak istemediklerini açıkladılar. Geriye kalanın da sayısı hükümet kurmaya yetmiyor. Tamam Akıncı görevi size versin vermesine de, YDP dışında alternatifiniz yok. Bu ısrarı anlamakta güçlük çekiyorum…

 

AKLIMIZLA DALGA GEÇİYORLAR:

Sivil darbe lafını tekrar edenler, Taçoy, Sucuoğlu, Töre ve Berova. Hele Berova’yı hiç anlamıyorum. Seçim arifesinde partisini terk ederek UBP’ye kapağı atan Berova’nın konuşmaya hiç hakkı yok. O “sivil darbenin” Allahını, kendini bakanlığa getiren partisine yaptı. Ama belli ki iktidar olamayacakları fikrini bir türlü kabullenemiyorlar. Hele de, 14 vekille nasıl iktidar olunurun kitabını yazan Töre ve Taçoy aklımızla dalga geçiyorlar…

 

HELE BİR BEKLEYİN:

Yaratılmak istenen gündem, “dörtlü koalisyona nasıl engel olabiliriz”… Siyasetçisi, sermayesi, birkaç gazetecisi, ağız birliği yapmışcasına “bu hükümet olmaz, yürümez, ömrü az olur, bu kadar farklı fikir nasıl bir araya gelir” gibi laflar ediyorlar. Yahu geçmiş hükümet memleketi parsel parsel satmaktan, yandaşa arka çıkmaktan başka ne yaptı söyler misiniz? Nasıl ki insanlar UBP’yi icraatlarından dolayı istemediklerini söylüyor, siz de hazmedin, bekleyin ve eleştirecekseniz, icraatları eleştirin. Şu andaki tepkiler, çok çocukça görünüyor  inanın…

 

DURUN DAHA NELER GÖRECEĞİZ:

Ah, ah… Ne kıvrak insanlarız… Daha iki hafta önce UBP adayları için kapı kapı gezip, kart dağıtan bir kurum yöneticisi, şimdi etrafındakilere “Benim yerim garanti, falan parti başkanı arkadaşımdır” diyebiliyor. Bakın göresiniz, şu hükümet kurulsun, “darbe” teranesine güzelleme yapanların çoğu nasıl da kıvıracaklar. Neler gördük biz…

 

ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLSE KARDIR:

Girne-Çatalköy İmar Planı nihayet sonlandı, kafaya göre emirname çıkarma, bu bölge için artık imkansız. Girne ve Çatalköy’den geriye ne kaldıysa korunacak en azından. Bu arada Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü’nün “Merkezi hükümetin temsilcisinin tavrını anlamakta gerçekten de zorluk çekiyorum. Ellerinde olsaydı bunu engelleyeceklerdi” sözüne de özellikle dikkat etmek gerek. Kurtulmamız gereken zihniyete bir somut örnek daha…

 

 


ZİRVEDEKİLER

Asım Akansoy (Yenidüzen): “Bir bakıma kendiliğinden oluşan bu yeni siyasi dinamik, ülkemizde yeni bir siyasi ve sosyal kültürün gelişmesine olanak sağlayabilir… Toplumu dört bir yandan kuşatan ve kamu yararına icraat yapmayı, geleceğe yönelik planlamayı, stratejik gelişmeyi, adil olmayı, eşitliği bir değer olarak hayatın en küçük birimine taşımayı ve hukuku üstün kılmayı neredeyse imkansız kılan bu hastalıktan kurtulmak, başlı başına önemli bir iştir. Eğer bir toplumsal dönüşüme ihtiyacımız varsa, bu, en temelde yukarıda kısaca aktardığım değerleri bir yaşam biçimi olarak topluma şamil kılacak, toplumun en küçük hücresine kadar nüfuz ettirip, içselleştirecek yeni bir kültür yaratmakla mümkün olacaktır”…

 


DİPTEKİLER

Özdemir Berova: “ Şimdi burada anormal bir durum sezinliyoruz. Bu demokrasiye uyan bir durum değildir. Doğru olan yaklaşım; hükümet çalışmaları için parti olarak gelir, şartları ortaya koyarsınız, o şartlar çerçevesinde uzlaşılır veya uzlaşılamaz. Ama peşin tavırlar, davranışlar doğru yaklaşımlar değildir…” Demokratik değerleri çiğneyenler, şimdi kalıp da kimseye demokrasi dersi vermesin…