Köşe Yazarları

“Geliyorum” de Nikos…






Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum Lider Nikos Anastasiadis’e “Gel, Guterres Çerçevesi’ni imzalayalım” diye çağrı yaptı.

Bu imza beni bozmaz.

Ancak…

Ortamı bozar.

Neden?

Ne var Guterres Çerçevesi’nde…

Aslında Guterres Çerçevesi var mı o da ayrı bir soru ama…

Kıbrıs Türk tarafında çok tartışılacak unsurlar da içeriyor.

Mesela, Türkiye’nin adaya tek yanlı müdahale hakkı, yanı ittifak anlaşmalarından doğan hakkı…

Ki Kıbrıslı Türkler bu hakka, Türkiye’den daha fazla sahip çıkıyor.

Çerçeve içerisinde bu da var.

Oysa bırakın bu maddeyi…

Türkiye’ye göre çerçeve diye bir şey yok ortada.

Guterres yazılı bir belge sunmadı taraflara.

Sadece Crans Montana sürecinde, süreç daha hızlı işlesin diye ortaya anlayış koydu Guterres. Bunun adı da çerçeve oldu.

Bırakın Türk tarafını…

Türkiye de…

Rum tarafı da “Guterres Çerçevesi” kabul etmiş değil.

 

Akıncı neden bu çağrıyı yaptı?

Merak edilen şu…

Çavuşoğlu geldi, gitti.

Cumhurbaşkanlığında, “Konfederasyon- İki devlet düşünün” diye bir tartışma geçtiği iddiasından yola çıkarsak…

Akıncı belli ki bir pozisyon alıyor.

Türkiye’ye rağmen…

Hükümete rağmen….

Muhalefete rağmen…

Peki Akıncı bunu neden yaptı?

Crans Montana süreci sonrasında söyledikleri ile çelişen bir duruş.

Bu konuda ortak bir kanı yok.

Geriye ne kalıyor?

İç siyaset.

Akıncı, “federasyon tek seçenek olmaktan çıkarılsın” tartışmalarını sevdi, ta ilk günden.

 

Elbette tek yol federasyon

Ben Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğine dayalı…

İki bölgeli…

İki toplumlu bir federasyona inanıyorum.

Bu zemin, 50 yıldır Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumları bir masada tutuyor.

Bir görüş şimdi ağırlık kazanıyor.

“Türkler Federasyonu tek çözüm modeli olarak gördüğü sürece, Rumlar masayı dağıtmayacak…”

Haksız da değil.

Neden dağıtsın ki…

Çözümsüzlüğe rağmen Rumlar AB üyesi.

Uluslararası hukukun içerisinde.

Dünyayla entegre…

Devletin tek otoritesi…

Bölge barışını bozacak şekilde, doğalgaz işine girişmiş durumda.

Bu noktada, “federasyonun tek çözüm modeli olmaktan çıkarılması” fikrinin Rumları çözüme zorlayacağı da bir strateji olarak öne çıkıyor.

 

Bence kabul etmeli

Bu bir sınav aslında.

Guterres’in Çerçevesi bir seçenek olarak BM tarafından masaya konarsa…

Nikos bunu kabul etmeli.

Sınamalı…

Türkiye seçime girerken, ittifak anlaşmalarından doğan hakkını masaya bırakır mı?

KKTC hükümeti bu imzaya destek verir mi?

Muhalefet bu çerçeveye tamam der mi?

Nikos evet demeli.

Demeli ki, herkesin yüzünü bir kez daha görelim.

KKTC’de Başkanlık Sistemi mi var?

Cumhurbaşkanı Akıncı Nikos’a “Gel Guterres belgesini imzalayalım” diye çağrı yaptı.

Peki böyle bir çağrı için Cumhuriyet Meclisi’nde ortak bir karar var mı?

Bu konuda meclis bilgilendirildi mi? Yeni oluşan Cumhuriyet Meclisi’ne giderek onlardan böyle bir adım atmak için yetki aldı mı? Parlamenter sistemle yönetilen KKTC’de Akıncı bu adımı atmadan hükümet ile istişare etti mi?

Bunlar önemli.


Bir gün değil, her gün 1 Mayıs

1 Mayıs, çalışanın daha iyi koşullarda yaşam sürmesi için başlatılan bir mücadele, yakılan bir isyan ateşidir.

1 Mayıs romantizm da değildir.

Güçlü mesajlar da kimseyi devrimci yapmaz.

Sorun ne biliyor musunuz?

364 gün çalışana bakıyor musunuz?

Siyasetçi olarak…

İşveren olarak…

364 gün işçi olarak haklarınızın farkında mısınız?

Ötesi ne kalır geriye biliyor musunuz?

Romantizm…

Tribünlere oynama…

Ve maalesef bize bu topraklarda kalan da budur…

Bir gün değil, her gün 1 Mayıs hassasiyeti olmadığı sürece…

Biz bu tartışmaları daha çok yaparız…







Başa dön tuşu