Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Gelişen ülkeler krizi ve açılan gözler

1993 de Asya krizi, 1994 de Meksika krizi, 1998 de Rusya krizi, 2001 yılında Arjantin’in krizi, 2001 de Türkiye finansal krizi bunlar sonra yıllarda yaşanan ve aklıma gelen bazı gelişen ülke krizleri. Bir de son kriz Ukrayna’da yaşandı. Rusya ile savaş sonucu IMF ve AB’den 60 milyar dolar yardım almıştı.

Son yıllarda Yunanistan, İrlanda, Portekiz, Güney Kıbrıs gibi ülkeler de yardım aldı ama bu ülkeler gelişmiş ülkeler olduğu için bunları saymıyorum.
Tabloya baktığımızda gelişen ülkeler son yılların 12 yılını sıkıntılı 12 yılını ise görece rahat geçirdiler.
Ancak son yaşadıklarımız ortaya çıkan rakamlar ve yatırımcıların yönlerini belirleme çabalarını gelişen ülkeler için işlerin iyiye gitmediğini göstermektedir.
Türkiye gibi gelişen ekonomilere yatırım yapan en büyük Hedge fonlardan biri olan Templeton Hedge Fonun sahibi Mark Mobius geçen ay bir açıklama yaparak 1.9 milyar doların gelişen ekonomilerden çıkış yaptığını açıkladı. Aslında iş bununla kalmıyor açıklamada ayrıca 16 aydır bu fondan para çıkıyormuş.
Ocak 2015 ayından Ağustos 2015 ayına kadar fondan çıkan paranın 6.4 milyar dolar olduğu ayrıca yapılan açıklama arasında çıkışlardan mütevellit fonu büyüklüğü 70 milyar dolardan 60 milyar dolara gerilemiş.
Bir başka gerileyen fon ise Goldman Sach’ın Next 11 Equity Fonu. Bu fon Türkiye’nin de içinde bulunduğu ve gelişen Meksika, Endonezya, G.Kore, Brezilya gibi ülkelere yatırım yapan 11 Milyar dolarla kurulan bir fon. Bahsettiğim bu ülkeler fonun %60 gibi bir payını içinde barındırıyordu. Yatırımcısına büyük kayıplar yaşatan bu fon şuanda 8 milyar dolara gerilemiş. Gelişen ülkeler ekonomisine yatırım yapan İngiltere kaynaklı bir çok banka İngiltere’de HSBC, Almanya’da Deutche Bank, Fransa’da Natıxıs bank gibi bankalar.
Gelişen ülkeler piyasası bölümlerini kapatıyor ve/veya bu gibi ülkelerden tamamen çıkma kararlarını gözden geçiriyorlar.
Kısacası son 10 yıldır. Gelişen ülke ekonomilerine ciddi anlamda sermaye akıtan Amerika ve Avrupa kaynaklı sermaye kuruluşları Türkiye gibi gelişen ekonomilerden çıkıyorlar.
Ne yüksek faiz getirisi ne de yüksek ekonomik büyüklük artık yatırımcının ilgisini çekmiyor. Çünkü Çin’in içine düştüğü ekonomik durumdan gelişen tüm ülkeler etkilenmektedir.
Çin nezle olunca onlar bronşit oluyorlar.
Gelişen bazı ülke ekonomilerinin emtia fiyatlarının düştüğü devirlerde bu ülkelerinde çöküş yaşadığı görülmüştür. Örneğin Brezilya, Rusya ayrıca Politik risklerinde göz ardı edilemeyeceği ve bu riskin de ülke ekonomisinin çöküş nedeni olabileceği gerçeğini yatırımcılar dikkate almaya başlamışlardır. “Yüksek Risk, Yüksek Getiri” mantığı artık ikinci plana itilmektedir. Çünkü Dünya ekonomisi bundan 10 yıl önceki ekonomiler değildir.
FED faiz artırımına gitmedi. Faiz artırımı 2016 yılına ertelenebilir ama sonuçta FED faiz artırımına gidecek bir yerde gerek faizler gerekse ulusal para değerleri bir dengeye gelecek ama küresel piyasalarda gelişen ülke algısı ve eski imajı 10 yıl öncesi gibi olmayacak. Yani Türkiye’nin de içinde bulunduğu bizim de bire bir etkilendiğimiz gelişen ülkelerde ki lale devri bitmiş olacak.
Artık gelişen ülkeler diye bir tanımın olması çok da mümkün gözükmüyor.
Sermaye piyasalarında artık iki tanım yer alacak. Biri gelişmiş ülkeler diğeri ise gelişmiş ülke tanımına uyacak “gelişmekte olan ülkeler” tanımı. Geri kalan ülkeler ise “riskli” ülkeler tanımı olacak.
Artık yatırım yapılırken yatırımın yapılacağı ülkenin riskli ülkeler grubuna mı yoksa gelişmekte olan ülkeler grubuna mı girdiğine bakılacak, gelişen ülke ekonomileri çok hızlı bir soğuma sürecine girmiştir.