Bazen durup bir adım geri çekilmek ve “neredeyiz” diye bakmak lazım.
Durum tespiti yapmak.
Bu çok önemlidir.
Selma Caner bir öğretmen.
Kendisini şahsen tanımam.
Selma öğretmenin sosyal medyada dün yaptığı paylaşım dikkatimi çekti.
Yazdıklarını okuyunca düşüncelerinin sessiz binlerin düşüncesini yansıttığına karar verdim.
Ve hem bir durum değerlendirmesi hem de özeleştiri yapan Selma öğretmenin paylaşımını bugün sizlere aktarmak istedim.
İşte Selma öğretmenin yazdıkları:
Sistemsizliğin içinde sistem yaratmaya çalışmak.
Eğitimi hep arka plana atan bir düzenin içinde, politikacıların kendi aralarındaki kavgalarıyla, sendikaların ekonomik kaygılarıyla süregiden çıkmazlar.
Arada kaynayan, geleceği çöpe atılan, yönsüz, ruhsuz bırakılan gençler.
Yalnızca beş senedir bu devletin eğitim sisteminin içindeyim, ve gördüklerim maalesef çok acı.
Her sene başında tökezleyen, karma karışıklaşan, belirsizleşen bir düzensizliğin düzeni.
Ben bugün çok yoruldum, uzun zamandır yorgunum, hepiniz gibi…
Oturdum ağladım halime, halimize. Nedir bu Kıbrıs Sorununa takılıp kalan çaresizlik? Neden devamlı bu kısırdöngü, politika, kavga, içi boş isyan ya da rehavet, ikisi de aynı kumaşın farklı yüzleri.
Düşünüyorum, zaman zaman akışına bırakıyorum birçok şeyi, ama bir yandan da vicdanım sızlıyor.
Kendi başıma yetersizlik korkularımla bu ülkenin uyur-gezerliği harmanlanıyor. Çaresiz miyiz gerçekten? Bir yolu yok mu? Yalnızca eğitim adına, yalnızca gençlerin bu ülkede iyi yetişmesi için bir şeyler yapamaz mıyız?
Bütün bu politik yozlaşmışlığın dışında, öğretmenler olarak reforma yönelik bir şeyler yapamaz mıyız?
Belki ileride sorunlarla bizden daha iyi baş edebilen, bizden daha iyi toplumsal yapılar kurabilen, insana, çevreye, canlılara daha çok değer veren, daha çok bilen ve daha çok seven hayat dolu gençler yetiştiremez miyiz?
Nedir bu Kıbrıs Sorunu ve siyasi ideolojilerde takılıp kalmışlık? Anlayamıyorum. Her neredeyseniz, devlette veya özelde, bir kaldırımı süpürürken, bir bankada, ya da bir devlet dairesinde uyuklarken. Gerçekten orada mısınız? Vicdanınız rahat mı?
Tam insan olmanın gerçekten de tüm kalbimizle ve ruhumuzla başka insanlara sunduğumuz hizmetten de geçtiğinin farkında mıyız?
Bütün ülkeyi top yekün kurtarmaya çalışırken bir yandan da ruhsuz ve vizyonsuz bıraktığımız gençlerin/çocukların gözlerine de bakın ne olur. Bu ülkeyi onlar da mı terk edecek günü geldiğinde? Bir daha dönmemek üzere, iflah olmaz ülkelerine küserek? Kimler yeşertecek bu ülkede ümidi?
Ben bugün çok yorgunum dostlarım, hepiniz gibi… Ama burada kalmayı ve elimden geleni yapmayı seçiyorum her şeye rağmen. Çünkü yeni nesillere inanıyorum, bizim yapamadıklarımızı yapacaklar, daha iyisini, ve daha güzel bir Kıbrıs yaratacaklar…
Ben bugün bu yazılanlara ek bir şey yazmayacağım.
Ama ümidi yitirmeden, inançla ve kararlılıkla bir şeyleri değiştirmeyi denemeye devam edelim.
Bıkmadan, usanmadan.
Ve gerçekten bir şeyleri değiştirme adına yola çıkanlara daha güzel yarınlar için destek verelim.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























