Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Geçmişteki gibi olmasın Sayın Başbakan

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu önceki gün Meclis’te, uyuşturucuyla mücadele için kurulan komitenin başına, bu konuda uzun yıllardır araştırmalar yapan gazeteci Hasan Karaokçu’nun getirildiğini açıkladı.

Son zamanlarda bundan daha isabetli bir karar duymadım.
Karaokçu’nun başında bulunduğu komitenin, gençleri bu beladan uzak tutma adına aydınlatıcı, bilinçlendirici faaliyetler yapacağı da açıklandı. Bu da güzel.
Ancak aydınlatma konusu, mücadelenin sadece bir ayağı.
Esas mesele, ülkeye oluk oluk akan türlü çeşitli uyuşturucu maddenin ticaretine “dur” demek.
Bu mücadelenin de pek çok paydaşı var. Polis var, gümrük var, yasaların yenilenmesi, cezaların arttırılması, yani Meclis var, Bakanlar Kurulu var ve bu mücadeleye ayrılacak finansman bakımından Maliye var. Bu anlamda topyekun bir mücadele gerekiyor. İnşallah bu Komite, tüm paydaşların katılacağı, kapsamlı bir çalışma yapar. Yoksa sadece eğitim vermekle sorun çözülemez.
Başbakan konuşmasında, kendisinin geçmişte Gençlik ve Spor Bakanı olduğu dönemde de böyle bir komitenin kurulduğunu, ülke genelinde araştırmalar yapıldığını, sonuçlar ortaya çıkarıldığını, gönüllülerin çalıştığını söyledi. Ancak ne yazık ki, zaman içinde bu komitenin işlevselliğini yitirdiğini, çalışmaların durduğunu da itiraf etti.
Adetimizdir. Bir heyecanla komiteler kurar, sonuca vardıramayız. Ya çalışan elemanlar görevden alınır, ya üst makamlar hesap sormaz, görev yerine getirilmez.
Düşünün Yorgancıoğlu 2004-2006 arası bakanlık yaptı. O komite kurulduğu günden bugüne tıkır tıkır işleseydi, ben eminim ki rakamlar bu kadar artmaz, bu kadar yaygınlaşmaz, uyuşturucu baronları da buraları üs olarak tutamazlardı.
Görüyorsunuz değil mi, siyaset, devlette devamlılığı nasıl yok ediyor. Nasıl bir zaman, nasıl bir emek kaybı yaratıyor. Sadece uyuşturucuyla mücadele konusunda yaşanan zaman kaybı, bakın bugün nelere mal oluyor. Sanki bir öncekinin başlattığını devam ettirmek, bir sonrakine zul geliyor. Tabii buna bir de umursuzluğu, nemelazımcılığı eklemek lazım. Bu tespitten sonra, “niye bu hale geldik” diye sorgulamak, ya da kendi dışımızda başkalarını suçlamak en azından ayıp olur.
Hepsini biz yaptık.
Cezaları arttırmadık. Kontrolleri sıklaştırmadık. Yeni yasalar çıkartmadık. Çocukları, aileleri bilinçlendirmedik. Tüm dünya hep birlikte mücadele ederken, biz bunun dışında kalmayı tercih ettik. Ülkeyi başıboş bıraktık.
Bu bile siyasilerin halkına ve ülkesine karşı işlediği büyük bir suçtur. Asla affedilemez.
Ve sonuçta da kirli eller, mükemmel bir geçiş yolu buldular. Hem de çocuklarımızı zehirleyerek…
Şimdi bir kez daha umutlanmak istiyoruz.
Geçmişte kurduğu komitenin akamete uğradığını gören bir Başbakan’ın, bu defa konuyu dört gözle takip edeceğine inanmak istiyoruz…

YERİN KULAĞI VAR
BİZ ADAM OLMAYIZ:
Gelmiş geçmiş tüm hükümetler resmen bizimle dalga geçiyorlar. Kamuda personel fazlalığı var diyorlar ama yılda 60-70 milyon fazla mesai ödüyorlar. Diğer yandan borç içinde yüzen kurumlara “bir senden, iki benden” formülü ile yandaş istihdam ediyorlar. Belediyelerin de farkı yok. Seçim diyetini ödemek adına, hem istihdam, hem de “hatırlı kişilere” reklam adı altında kıyak geçiyorlar. Ondan sonra da çıkıp, kaynak yok, yatırım yapamayız deyip milletle resmen alay ediyorlar…

DP İÇİN MİLAT OLACAK:
DP-UG’de son yaşananlar gösterdi ki, taraflar Eroğlu üzerinden birbiriyle hesaplaşmaya çalışıyor. İşin en garip tarafı ise, genel başkanlık koltuğunda oturan Serdar Denktaş’ın, olaylara müdahale etmek yerine, sanki de tarafların birbirlerini “yemesini” bekler bir görüntü çizmesi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri DP için adeta bir milat olacağa benziyor. Partinin geleceğini belirleyecek bir seçim olacak gibi…

KAŞİF UBP’YE Mİ:
Ahmet Kaşif’in, görevden alınma nedenlerinin kendilerine bildirilmediği yönündeki açıklamalarını önceki gün Ada TV’de dinledim. Kaşif, parti içindeki çalkantıyı doğruladı. Henüz rahatsız olan diğer üyelerle birlikte hareket etme konusunda bir çalışmaları olmadığını, ancak fırtınalı kış mevsiminin ne getireceğinin de bilinmediğini söylerken, yeni bir kargaşa çıkacağının da ipuçlarını veriyordu. Geçtiğimiz gün bir manifesto yayınlayan, istifa etmiş kök DP’lilerle, Kaşif ve arkadaşlarının birlikte hareket edeceklerini pek sanmıyorum. Hatta son anda bakanlık koltuğuna oturan Taçoy’un da böyle bir niyeti olamaz. O zaman Kaşif’e UBP’ye geri dönmek kalıyor…

PİS İNSANLARIZ:
Yaz boyunca Gazimağusa bölgesinde gönüllü çevre temizliği yapan Her Daim Dostlar Grubu, yine kirlilik fotoğrafları yayınlayıp, yetkililerin dikkatini çekmek istemişler. Ancak ben artık muhatabın yetkililer olduğunu düşünmüyorum. Ne kadar temizlenirse temizlensin, anında yine kirletiliyor. İşte Lefkoşa-Girne yolu. Naylon deryasına döndü yine. Her gün çöpçü koysanız, beyhude… Temizlik imandan gelir derler, galiba biz temizlik de dahil, tüm değerlerimizi kaybettik…

NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP:
Son günlerde tartışmak için kendimize yeni bir sebep bulduk. Türkiye’nin kutladığı bayramlar, KKTC’de resmi tatil olsun mu, olmasın mı? Kutlamalar bugünkü gibi mi olsun, yoksa daha basit bir şekilde mi kutlansın? Her zamanki gibi toplum bu konuda da ikiye bölündü. Özellikle de böyle günleri resmi tatil olarak kullanan memurlar, tatili kaybetmek istemiyor. Bence en doğrusu, biz bu günleri yine tatil ilan edelim ama buna karşılık Türkiye de 20 Temmuz ve 15 Kasım’ı resmi tatil ilan etsin. O zaman ne şiş yanar, ne kebap…

MAHALLE BEKÇİLERİ:
Güney Kıbrıs, ABD’de yaygın olan “neighbourhood watcher” mahalle bekçisi sistemini devreye koymuş ve ülke genelinde 33 bin mahalle bekçisi ile suç oranını yüzde 40 aşağı çekmiş. Mahallelerden seçilen gönüllüler eğitilmiş ve görev yapmaya başlamış. Asayiş sorunlarımız tavan yaptığına göre, böyle bir uygulama denenemez mi? Hem caydırıcı olur, hem de suça müdahalede sürati sağlar. İstenirse, çare çok…

 

ZİRVEDEKİLER
Dr. Bülent Dizdarlı: Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Bülent Dizdarlı, MERS şüphesiyle tedaviye alınan hastalarla ilgili bilgileri günü gününe kamuoyuna aktararak, paniği önledi, vaka sayısını da gizlemedi ve şeffaflığın gereğini yerine getirdi… Her meslekte, işini en iyi şekilde yapan biri, ister istemez fark yaratıyor. Hem de siyasetteki kaoslara rağmen. Sorumluluk sahibi bürokratların sayısının artmasını dileyelim…

DİPTEKİLER
İsmail Arter: Mağusa Belediye Başkanı’nın kendisini seçtirmek için canını dişine takanların baskılarına direnemeyeceğini yazdığımızda, birileri küplere binmişti. Önce istihdamların haberi geldi. Şimdi de ihalesiz reklam panoları. Anlaşılan Mağusa da yakın geçmişin Lefkoşa Türk Belediyesi yolunda hızla ilerliyor. Biz kimsenin iş yapmasına karşı değiliz. Ama ihaleyle, yoluyla, yordamıyla… Peşkeşle değil… Diğer yandan, CTP’nin de bazı konularda tatmin edilerek ağzının kapatıldığı şeklinde duyumlar geliyor. Umarız doğru değildir. Ve umarız CTP’li meclis üyeleri bu dayatmaya karşı direnişten, alınlarının akıyla çıkarlar…