Köşe Yazarları

GEÇEN YILA BİR BAKAYIM DEDİM, İÇİM KARARDI…







2021’e girerken, ortalama günlük vaka 30 civarındaymış ve Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu gece saat 22.00’den sonra sokağa çıkma yasağı ilan etmiş. Ama ilginç olan Başbakan Ersan Saner’in tam da o gün “kapanma yok” demiş olması…




Döndüm bir de bugüne baktım, güleyim mi ağlayım mı bilemedim…



Geçen yıl mesela okulların ara tatili öne çekilmiş, şu anda Haftada 400 civarında çocuk pozitif, bu yıl böyle bir uygulamaya gitmeyi reddettiler. Sebep? Anlaşılmaz.

Geçen sene yeni yıla girerken, daha hepimiz aşısızdık. O günlerde güneyden gelecek aşıları konuşmuşuz. Bir önceki Cumhurbaşkanı Akıncı’yı güneyden gelen ilaçlar konusunda “kaçakçı” ilan eden, güneyden aşı alınmasına karşı olduklarını söyleyenler, geçen güneye aşılar gelmeye başlayınca, “Biz de alacağız, AB verecek” falan diyerek kıvırmışlardı.

2020’nin son günlerinde Ersin Tatar’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle birlikte ülkeyi bilerek ve isteyerek hükümetsiz bırakmasını, mazbatayı aldıktan sonra da hukuksuz istihdamlar için Başbakan olarak imza atmasını konuşuyorduk. Sahi ne oldu o konu? KTAMS konuyu mahkemeye götürmüştü, bilen duyan var mı? Yoksa bu da binlerce hukuk dışılık gibi bir kenara süpürüldü mü?

Seçime müdahale, arkasından kurultaya müdahale, “asla çekilmem, kafama kurşun sıksalar çekilmem” falan diyenlerin çekilmeleri, Meclis Başkanlığı seçimi rezaleti, erken seçim tartışmaları ve erken seçimle UBP kurultayının ufukta görünmesi ile birlikte, ülkeyi durduran, hiçbir iş yapamayan Ersan Saner hükümeti… Başı da skandaldı, sonu da skandal oldu…

Geçen yılbaşı Havadis’in manşeti “En kötü yeni yıl” olmuş. Başımıza gelecekleri tahmin ederdik de, bir öncekini arayacağımızı tahmin etmezdik. Öylesine kötü bir yıl geçirdik ki, taş üstünde taş kalmadı.

Geçen yıl bugünlerde bir önceki yıla göre yüzde 16 fakirleşmişiz, hükümet HP olarak yüzde 10,6 vermiş, sonra 3 aylığına “dondurdum” maskaralığına gitmiş, mahkemeden dönünce çatır çatır ödemişti.  Yüzde 16 enflasyon açıklandığında ekonomistler, “bunun acısını en az 5 yıl çekeceğiz” demişlerdi, bu yılın felaketini atlatmak için kaç yıl lazım?

“Vatan, millet, sakarya”yı ağızlarından düşürmediler ama en basiti vergi alacaklarını adam gibi toplamadılar. Devlet gelir-gider dengesini bozdular. Görevlerini yapmadılar. Ya denetim? Ne sağlıkta ne ekonomide… Çektiğimiz onların görev zararlarıdır.

Sadece 2019’dan kalan ve toplanmayan kurumlar vergisi 462 milyon 126 bin Türk Lirası idi. Sonra? Kaçta kaçını topladılar? Toplasalar bugün bu durumda olur muyduk? Biz de kalktık saf saf “devletin gelirlerini artırın” dedik durduk.

Daha o zamanlar böyle bir döviz krizi bile yoktu, sadece pandeminin getirdiği kriz vardı. Vergi adaleti, varlık vergisi falan diye kendimizi yırttık. Bir yıl daha boşa geçti, ne suya dokundular ne sabuna. Yine seçim vardı, yine kurultay vardı, yaparlar mıydı? İki ayda yüzde 70 fakirleştik, devlet kasası tamtakır hale geldi, ama yapmadılar, bundan sonra da yapmayacaklar…

Gelin bugüne, partilerin seçim öncesi ekonomi söylemlerine bakın, CTP, HP, TDP somut olarak ne yapacaklarını sıralıyorlar. İnanırsınız, inanmazsınız, ama açık, şeffaf, korkusuz. Dönün bir de UBP’ye bakın, “radikal, ezber bozan değişimler, istikrar ama tek başına iktidarla” falan gibi içi boş sloganlar. “Ne?” diye soranlar, saçma sapan bir şekilde “seçim yasakları var, seçimden sonra” falan gibi cevaplar alıyorlar. DP’nin de UBP’den farkı yok, onun herhangi bir konuda fikri de yok gibi görünüyor.

Ben sadece birkaç temel olayı hatırladım. Diğerlerini siz biliyorsunuz. Çektiklerinizi, ufkunuzun kararmasını, cebinizdeki paranın pul olmasını, kapısına kilit vurduğunuz dükkanlarınızı, bankalara biriken borçlarınızı.

Kaldı 20 gün. Bence bu 20 günde size çektirenleri, size çektirdiklerini ve bir de çıkış yollarını düşünün. Çare vardır, ama aynı kafalarla bulunamaz. Bulunur diyorsanız, hep birlikte bu tabloları yaşamaya devam edeceğiz demektir.

Var olanı bitirenler, umut olabilirler mi?

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

SÜRPRİZE AÇIK:

İlginç ve sonuçları sürpriz bir seçim bizi bekliyor. Kime sorsan kendilerini şimdiden iktidarda görüyor. Diğer yandan ilk kez “boykotçular” bu kadar ses getirir oldu. Yıllardır katılım oranı yüzde 60-65 arası değişiyor. Seçmenin yaklaşık yüzde 40’ı sandığa gitmiyor zaten. Boykotun başarılı olması için bu rakamın yüzde 50-60’lara çıkması gerekir. Boykotu bilmem ama, bu seçimlerin bir çok sürprize gebe olduğunu söylersek yanılmış olmayız…

 

ARIKLI’NIN SORUSU:

Bu soru gayet manidardır… Erhan Arıklı UBP’ye soruyor, “UBP hükümette ne yapmak istedi de ben ya da Fikri Ataoğlu buna engel olduk, yanıtlarınızı bekliyoruz”. Doğru… Hiçbir konuda açık olmadıkları için bunu da söylemezler. Slogan at, büyük olsun… Çıkara dayalı partilerin bütün dünyada sarıldıkları bir tez, “Hepsi benim olsun”… Olsun da ne yapacaksın? Orası belli değil…

 

BİR HEDEFLERİ OLSA, İNANACAĞIM:

10 kişi bir araya gelmesin diye karar çıkarttılar, yüzlerce kişilik yılbaşı kutlamalarını göremediler. Her gün yanımızdan, yakınımızdan insanlar pozitif çıkıyor. Galiba sürü bağışıklığına gidiyoruz. Acaba bunu mu hedeflediler? Sanmam, herhangi bir konuda stratejileri yok ki, bunu bile hedefleyemezler. Tek tesellimiz, Omicron’un hafif geçtiği iddiası. Kaderimize terk edilmiş durumda ne gün kapımızı çalacak diye bekliyoruz…

 

ŞİMDİDEN BİTTİK:

2021 bütçesinden ikinci borçlanma geldi. Daha bügün 3 Ocak… Büyük felaket. Bu durumda bu ayın sonuna kadar limitleri dolduracaklar. Geriye kalan 11 ay da size yeni yokluklar sunacaklar. Bu kafalarla devam edilemez. Ne devletin ne halkın dayanacak gücü kalmadı. Emeklisini bile ödeyemeyen, güvence fonlarını bitirmiş, nereden gelir sağlayacağını bilmeyen, bilse de ideolojisine terstir diye yapmayanlarla ancak yeni felaketler yaşanır.

 

ÖNGÖRÜ VE VİZYON HAK GETİRE:

Bizim Başbakan tıpkı Nasrettin Hocanın fıkrasındaki gibi önce akaryakıtta indirim olacak diye açıklama yapıyor, ardından dövizdeki yükselişi görerek, “şimdilik beklemede” kalacaklarını açıklıyor. Öngörü, vizyon hak getire. Dövizdeki düşüşün psikolojik olduğunu tahmin edemiyor. Keşke çıkıp da vatandaşa akaryakıtta indirim yapacağız demeseydi…

 

“EUROYLA İŞİMİZ OLMAZ”:

CTP Genel Başkanı Erhürman’ın “maaşları euroya endeksleyeceğiz” vaadi olur ya da olmaz, bu ekonomistlerin işi ama, bunu alıp da “Türkiye karşıtlığına” çevirmek ve bundan siyasi çıkar sağlamak da neyin nesi. Tatar ve Atun ısrarla, Kuzey Kıbrıs’ta euroya geçilmesini kabul etmeyeceklerini; çünkü Türkiye’nin desteğiyle KKTC’de her alanda gelişmeler yaşandığını iddia ediyorlar. Ülke bitmiş, alternatif çareler arayanları da hamasetle engellemeye kalkıyorlar.

 

PAZAR YERLERİNE GİTMEYİN:

Adayların seçim öncesi en çok uğradıkları yerlerden birisi de Pazar yerleri oluyor. Bana kalırsa, hiç gitmeyecekleri yerler olmalı. Fiyatların uçtuğu bu dönemde evine bir şeyler almak isteyen ancak tezgahtaki fiyatı görünce vazgeçen vatandaş sizi karşısında görünce bir size, bir de fiyatlara bakıp ne düşünebilir ki. Adam oy verecekse de vermez. İyisi mi siz, Pazar yerine başka yerlere gidin. Bu arada salgın yine coştu, bazı adaylar sırf “tanınsınlar” diye maske de takmıyor, yapmayın Allah aşkına oy uğruna canınızdan da olacaksınız…









Başa dön tuşu