Ortada tuhaf durumlar var. Önceki gün FIFA yetkilileri huzurunda yapılan imza töreni ile aynı saatlerde bazı temasların yapıldığı ve Sertoğlu’nun son açıklamalarının bu temasların ya da istişarelerin sonucu olduğu düşünülüyor. Ya bir yeniden değerlendirme yapılmış, ya bir yanlış anlaşılma olmuş. Ama bir şeyler döndüğü muhakkak. Baksanıza Kıbrıs konusunun yürütmecisi Cumhurbaşkanı “Bize bilgi verilmedi” diyor… Tuhaflığı en güzel izah eden de Halkın Sesi’nin “İmza var, anlaşma yok” başlığı oldu…
KTFF Başkanı Hasan Sertoğlu “Belgeyi taslak olarak almak için imzaladım” gibi bir şeyler söylüyor. Diğer taraftan KOP Başkanı Kutsokumnis, Sertoğlu belgenin içeriğini uzun zamandır biliyordu” diyor ve imzalar atıldıktan sonra gelen itiraza tepki gösteriyor. Ona göre bu belge nihai bir belgedir, sadece Federasyonların onayı kalmıştır… Sertoğlu’nun belgeye “taslak demesi”nin gerekçesi de bu. “Federasyonlar onaylamadan belge kesinleşemez” demek istiyor…
Belgenin maddeleri çok açık ve basit. Kıbrıslı Türkler futbol oynamak istiyorsa, federasyonları KOP’un altına girecek. Rum Başkan, acele edilmesini, önümüzdeki sezonun bu anlaşmaya göre düzenlenmesi gerektiğini savunurken, belgenin nihai olduğunda ısrar ediyor…
Ben şahsen sporcularımızın uluslararası alanda karşılaşma yapmalarını ne kadar çok istesem de, bunu bu kadar kaba bir şekilde, Rumların zaten yıllardır dillendirdikleri şekilde yapmayı da o kadar içime sindiremiyorum. Bu bir anlamda yetki devri, egemenlik devri ve Kudret Özersay’ın çok güzel vurguladığı gibi başka bir türlü “vesayet”. KOP’la KTFF böyle bir durumda eşit olmayacaklar, tek yetkili otorite KOP olacak…
KOP’la ilişkileri geliştirmek, iş birliğine gitmek tamam… Evet KOP 1930’larda Kıbrıslı Türkler, Rumlar ve Ermeniler tarafından kuruldu. Bizzat benim babam Derviş Moreket de bu federasyonun takımlarında top koşturdu. Evet 1950’lerde federasyondan biz kendimiz ayrıldık. Hem de Cumhuriyet’ten önce… Ancak yine de KOP’un bugün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir parçası olduğunu bilerek hareket etmekte fayda var. İyice düşünülmeden atılacak bir adımın dezavantajları hesaba katılmalı. Bu işler öyle sokaktaki vatandaşın tepkisiyle yapılacak işler değil… Şu anda önemli olan, haklarımızın, taleplerimizin en üst düzeyde dile getirilmiş, FIFA yetkililerine birinci ağızdan iletilmiş olması. Bu bir müzakere taktiği. Ortada bir metin var. Zaten onaya gidecek bir metin. Bundan sonra yapılacak olan o metnin iyileştirilmesi için mücadele olacak. KOP’un otoritesi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin otoritesi anlamına gelecek midir. Eğer öyleyse bu ne getirir, ne götürür bunlara bakılacak. Futbolu Kıbrıs konusunun genel çerçevesinden soyutlayabilir miyiz? Kıbrıs konusunda bir anlaşma ortada yokken, denetim ve uygulama konularında teknik sorunlar ortaya çıkacak değil midir..?
Başaran Düzgün’ün dün verdiği örnek de önemli. Madem FIFA’nın tanıdığı KOP’un altında top koşturulabileceğiz, bu, neden yine FIFA’nın tanıdığı Türkiye Futbol Federasyonu altında olmasın? Acaba daha önce düşünüldü mü? Bana kalırsa, Rum Yönetimi’ni değil de, Türkiye’yi “vesayet” olarak görenlerin sesi daha çok çıkıyor. O nedenle de böyle bir olasılık hiç ele alınmıyor…
Bundan sonraki süreç, ne “Rum’a satılma” sloganıyla, ne de “Varsın futbol oynayalım, gerisi önemli değil” kolaycılığına kaçmadan ilerlemeli. Öyle fazla heyecana da gerek yok. Bu sadece bir kısır tartışma yaratır. Toplum olarak çıkarlarımızı en üst düzeyde koruyacak otak bir tutum belirlemeliyiz. Her şeye rağmen atılan bir adım var ve bu adım, arayı soğutmadan takip edilmeli…
YERİN KULAĞI VAR
CTP’DE TEK ADAYLI KURULTAY:
CTP’liler, 8 Aralık’ta yapılacak kurultayı kazasız atlatmak için kolları sıvadı. Yorgancıoğlu’na karşı aday olacakları iddia edilenler ile Yorgancıoğlu ve diğer yetkililerin buluştuğu ve uzlaşı yolunun arandığı iddia ediliyor. Çok adaylı bir kurultayın CTP’de büyük kırılmalara neden olacağını düşünen parti yönetimi, aday adaylarıyla birebir görüşmeler yaparak, parti içerisinde bir konensüs sağlamaya çalışıyorlar…
HÜDAVERDİ TURİZM MÜŞTEŞARI:
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a bağlı Turizm Bakanlığı müsteşarlığına, GAÜ öğretim üyesi, DP Genel Sekreter Yardımcısı Hüda Hüdaverdi’nin atanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Hatta daha resmi atama yapılmadan Hüdaverdi’nin Turizm Bakanlığı’nda göreve başladığı konuşuluyor…
HENÜZ ERKEN:
KTFF’nin KOP ile imzaladığı metin toplumu ikiye böldü. Kimisi bu metnin bir “teslimiyet belgesi” olduğunu söylerken, bir başkası dünyaya açılabilmek için imzalamakla yükümlü olduğumuz bir metin olduğunu söylüyor. Bence o haklı, bu haklı demek yerine, ne alıp, ne vereceğimizin hesabını yapmalıyız. Önyargılı olmak yerine oturup, adamakıllı düşünmeliyiz. Ne teslim olduk, ne de bir zafer kazandık. Kesin karar vermek için, henüz erken…
BAKAN’DAN SENDİKAYA TEŞEKKÜR:
Milli Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu iki gündür okullarda grev yapan öğretmenlere teşekkür etmiş. Teşekkürün neden ise oldukça ilginç, “Sendika iki gün önce grevin 16 okulda yapılacağını açıklamıştı ama gün itibarıyla 6’ya düşürüldüğünü açıkladılar. 11.20 ile 12.40 saatleri arasında eğitimi aksatmayacak bir zaman diliminde gerçekleştirmeyi planladıkları için teşekkür ederim” demiş Bakan Arabacıoğlu. Eğer sendika ilk açıkladığı gibi 16 okulda grev yapsaydı bu teşekkürü zor görürdü. Boşuna dememişler burası KKTC diye, herşeyi normal karşılamak lazım…
BBG EVİ GİBİ:
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası, eğitim ve öğretmen sorunlarına dikkat çekmek amacıyla bugün Meclis önünde “Milletvekillerimizi İzliyoruz” ismiyle eylem yapacak. Bir zamanlar bir “Biri bizi gözetliyor” diye bir TV programı vardı ya, tıpkı onun gibi. Meclis’i “çadır tiyatrosuna” çevirirseniz, izlemek için bir gün birlerinin geleceğini bilmeliydiniz…
4 SAAT NE KONUŞTULAR:
CTP-DP hükümetinin kurulmasının üzerinden aylar geçti. Çok sayıda Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı. Saatler süren toplantıların ardından açıklama bekleyenler hava aldı. Dün yine 4 saati aşkın toplanmışlar, yine tıs yok. Kardeşim bu insanlar içeride bilmemizi istemedikleri ne konuştular ki, açıklama yapma gereği bile duymuyorlar. Eminim hayrın bir şey olsa davul zurna ile açıklarlardı. Sustuklarına göre, hakkımızda pek de hayırlı şeyler düşünmüyorlar anlaşılan…
ABD HER ZAMAN DİNLERDİ:
Bir kıyamettir gidiyor. ABD dünyayı dinlemiş. Güney’de sınıra yakın Ayios Nikolaos İngiliz üssünde, Amerikalıların ve İngilizlerin dinleme servisleri varmış… Sanki yeni bir şeymiş gibi. Karava’daki ABD tesislerinin adı neydi? “Dinleme servisi” değil miydi? Hem de hedefi sadece Kıbrıs değildi, tüm bölgenin en güçlü dinleme servisiydi. Bırakın Allah aşkına…
ZİRVEDEKİLER
Hava Sen: Olmayan havayolunun mağdur sendikası “Seçimlerden önce ‘sorunları çözeceğiz’ diye oy isteyen ve sonuçta halktan hükümet kurma yetkisini alan CTP-BG ve DP-UG hükümeti, 2014 bütçesine KTHY, CAS VE ETİ çalışanlarının yasal alacakları olan, tazminat ve yatırımları için hiçbir ödenek koymamıştır” diyor. Boşuna dememişler, “Öküz öldü, ortaklık bozuldu” diye…
DİPTEKİLER
Lefkoşa’da Çöp Dereleri: Önceki gün kısa süreli yağmur, hepimizi sevindirdi. Ancak Lefkoşa’da özellikle de Surlariçi’nde kirliliğimizi bir kez daha yüzümüze vurdu. Yollarda, yağmur sularının önüne kattığı pislik dereleri akıyordu. O dereler de tahliye kanallarını doldurdu. Bizler eskisi gibi değiliz, çevremizi kirleten insanlar topluluğu haline geldik. Tamam da, belediyenin süpürgecilerine ne oldu? Onlar da toptan yok oldular sanki…
Sel baskınlarında kritik bölgelerden biri olan Göçmenköy’de vatandaşlar, olası bir sel baskınına karşı yetkilileri önlem alması konusunda uyardı. Göçmenköy halkı, yağışlar başlamadan rögarların da kontrol edilip tıkalı olanların açılmasını istedi
































