Geçtiğimiz pazar günü Paris’te 1,5 milyon insan yürüdü.
“Terör bizi zayıflatamaz, korkutamaz, cumhuriyete bağlıyız” mesajı verildi.
Dünyanın her yanından insanlar da geldi yürüyüşe. Bu arada 50 ülkeden de devlet ve hükümet yetkilileri.
Paris’te ilk saldırı düşünce özgürlüğüne yönelikti. Fikir adamları, karikatür dergisinin çizerleri, yöneticileri öldürüldüler.
Terör budur işte. Mantığı yoktur. Çıkarı için, sesini duyurmak için ne ideal tanır ne kural.
Onun içindir ki, lanetlenir.
Türkiye yıllar yılı bu baş belasından çok çekmiştir.
Bir yerlerde karanlık emelleri olanlar, kullanacakları kitleleri de kolay bulurlar, halkı galeyana getirecek hedefleri de.
Önemli olan terörün her türlüsüne karşı olmak.
50 ülkeden liderler katıldı dedik. O elli ülkeden çoğu, dünyanın herhangi bir yerindeki bir çıbana müdahale edebilecek güçteler.
Ama Paris’le aynı günlerde, sözde İslam Halifeliği kurma adına 2000 kişi yakıldı Nijerya’da. Üstelik olay yeni değil. Yıllardır vahşet üstüne vahşet yapılıyor.
Ama siz bu konuda bir müdahale, bir çaba gördünüz mü?
Mesele insan hakları ise, o insanların en başta gelen yaşam haklarını devamlı surette ve de en vahşi şekilde ellerinden alan, katliam yapanlara niye kimsenin sesi çıkmıyor?
Çünkü petrolleri yok. Çünkü yaşadıkları ülkenin batı için stratejik bir önemi yok.
Öylesine canım sıkılıyor ki, üniversitede okuduğumuz Malthus’un Nüfus Nazariyesi halen gizlice geçerli olan politika mı diye düşünüyorum. Hani dünyada insanların ihtiyacı olan kaynaklar, aritmetik olarak, nüfus da geometrik olarak artar; o kaynaklar nüfusu besleyemez duruma geldiğinde, bir miktar nüfus dengesi fena olmaz diye mi düşünülüyor.
Dün okudum, bir Katolik Papaz, 12 yaşında çocukların canlı bomba olarak kullanıldığını, Nijer hükümetinin terör örgütleriyle başa çıkamadığını, ama dünyanın hiç bir yerinden de destek gelmediğini söylüyordu.
Benzer şeyleri İŞID da yapıyor. Onu da görmezden geliyorlar. Burada da sebep, oralarda emelleri olanların, tavşana kaç, tazıya tut politikası izlemeleri…
Terör bir bumerang. Bir gün gelip o görmezden gelenleri de, el altından destek verenleri de vurabiliyor. Dil, cins, ırk, düşünce özgürlüğü falan tanımıyor.
Acaba diyorum, Paris’te yaşanan acı olaylar Fransız politikasını belirleyenlerin, terörün nasıl bir felaket olduğunu öğrenmelerini sağlamış mıdır..?
Sanırım çok iyimserim…
YERİN KULAĞI VAR
DEVLETE İNANMAK:
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun “Devlete inanan biri seçilsin” sözleri sosyal medyada epeyce tepki gördü. Birileri, “Eroğlu imzaladığı ortak metinle federasyonu görüştüğünün farkında değil mi” derken, birileri de “Eroğlu oraya düşünceleriyle gelmedi ki, neyi tartışıyorsunuz” diyor. Dile getirilen bir başka konu da, Rumları al-ver’den kaçmakla suçlayan Eroğlu’nun o al-ver’in ne olduğundan bahsetmemesi…
SERTLEŞME:
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, ortamın sertleşeceği de anlaşılıyor. Sibel Siber’in “Dosyaları olmayan biri seçilmeli” sözlerinin üstüne Eroğlu da, rakiplerini devlete inanmamakla suçladı. Hatta o konuşmasında bir başka şey daha söyledi Eroğlu… Hristofyas’tan Talat’la yaptıkları anlaşmaları istemiş, o da vermemiş. “Demek ki, bizim istediğimizden çok geride bir anlaşmadır” diyor. Anlaşılan artık geçmişte kaldı dediğimiz “vatansever-vatan haini” söylemleri bu seçimde de hortlayacak ve baharda Kıbrıs’ın Kuzey’inde yine sert rüzgarlar esecek…
ALTINCI ADAY:
19 Nisan’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışacak aday sayısı altıya çıktı. Kıbrıs Sosyalist Partisi, 19 Nisan’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mustafa Onurer’i aday göstereceğini açıkladı. Onurer’in adaylığı en çok Derviş beyi sevindirmiş, en çok da Akıncı’yı üzmüştür herhalde…
İSTİHDAMLAR SON SÜRAT:
Mağusa Belediye Başkanı İsmail Arter, istihdamlar konusunda dur durak bilmiyor. Seçim sonrası, bunun diyetini istihdam yaparak ödeyecek dediğimizde tepki göstermişti. Ama sağ olsun bizi mahcup etmedi. Belediyelerin maddi zorluklarına rağmen Arter, göreve geldikten sonra 49 istihdamla rekora koşuyor. Durmak bir yana, bu hızla da, yeni rekorlara imza atmaya aday bir görüntü çiziyor…
KIB-TEK, SİYASET İLİŞKİSİ:
Kıb-Tek ile hükümet arasındaki tartışmaları dün yazmıştık. Baktık, CTP milletvekili Birikim Özgür de konuya bir ölçüde değinmiş ve ilginç bir şey söylemiş; “Kıb-Tek siyasetten arındırılmalıdır” diyor. Bunu Kıb-Tek yönetimini atayan hükümetin bir milletvekilinden duymak gerçekten ilginç oldu.
İNŞALLAH SÖZDE KALMAZ:
Tarım Bakanı Önder Sennaroğlu Havadis Gazetesi’ne verdiği röportajında, “Sistem değişikliği olmazsa herkes zor durumda kalacak. Bizim hedefimiz navlun desteği ve süt üzerindeki sübvanseyi kaldırmak. SÜTEK yönetimini de üreticiye verebiliriz” dedi. Yıllar sonra tarım konusunda duyduğum en mantıklı açıklama, tarım konusunda radikal kararlar almanın zamanı geldi artık, inşallah sözde kalmaz…
ZİRVEDEKİLER
Rauf Denktaş:
Onun için çok şey söylenebilir, ancak tek bir şey söylenemez, “kendi çıkarı için politika yaptığı”. O nedenle kendinden sonra politikaya giren birçoğundan farklıdır Sayın Denktaş. Ailesine, kendi hayatına rağmen, inandığı doğrular için mücadele etmiştir. Sadece bunun için bile her kesimden saygıyı hak eder…
DİPTEKİLER
Eşekleri Bile Yönetemiyoruz:
Karpaz’da hür eşeklerin çevreye verdikleri zararı ortadan kaldırmak ve korunmalarını sağlamak amacıyla, bariyerle çevrili bir bölge yaratılmış. Finansmanı TC Yardım Heyeti karşılamış. Bu durumda ne beklersiniz, bir an önce o bölgeye toplanmalarını ve korunmaları için projeler yürütülmesini değil mi… Öyle olmuyor işte. Hemen “ortak akıl” fukaralığımız kendini gösteriyor. Belediye Başkanı “Biz yönetmeliyiz” derken, Çevre Dairesi, “Hayır biz” diyor. Aynen Girne Limanı’nda olduğu gibi. Ne kadar para dökerseniz dökün, madem ki yönetsel becerilerden yoksunuz, olmuyor, olamıyor…
































