Seyahat

FLORANSA

Bugünkü yazı dizimde sizlerle birlikte İtalya’nın en çok sevdiğim şehrini birlikte dolaşacağız. Bu şehir ülkenin kuzeyinde, sanatın kalbinin attığı yerdir. Bir dönemler başta Leonardo da Vinci, Michelangelo, Raphael, Dante, Boticelli gibi sanatçılar bu şehirde yaşamıştı. İşte o nedenledir ki bu şehir Rönesans şehri olarak da bilinir. Evet, yanılmadınız şehrin Türkçe ismi FLORANSA İtalyanca ismi ise FİRENZE’dir. Belki 8 kez belki de çok daha fazla, her köşesini karış karış dolaştığım bu şehir benim için vazgeçilmezlerimden biridir.

İster Larnaka, isterseniz de İstanbul Uluslararası Havalimanından aktarmalı olarak Floransa’nın Pretola Havalimanına uçabilirsiniz. Bu aktarmalar Bologna, Pisa veya Roma üzerinden yapılmaktadır. Ben genelde uçuşlarımı Bologna Havalimanına yapmaktayım. Oradan Bologna Centrale geçip tren ile ortalama 40-50 dakikalık bir yolculuk sonrası Floransa merkez tren istasyonu olan Santa Maria Novella’ ya varırsınız. Günde yaklaşık olarak 277 sefer bu destinasyonlar arasında bağlantı vermektedir. Her yerde olduğu gibi tren biletlerinizi önceden almak istiyorsanız Trenitalia Intercity ‘nin web sayfasından €25-30 ya alabilirsiniz.

Floransa şehri, Alp dağlarının uzantıları olan Apeninlerin yamaçlarında yer alır. İşte bu nedenledir ki özellikle de son yıllarda kışlar soğuk ve yağmurlu yazlar ise 40C kadar yükselen ısıyla sıcak yaz yaşamaktadır. Arno, İtalya’nın Toskana bölgesinden akan bir nehirdir. Nehir, Alplerden çıkarak Floransa ve Pisa dan geçer ve Tiran denizine dökülür. Floransa bu nehrin debisinin yükselmesinden dolayı pek çok kez sular altında kalmıştır. En büyük maddi hasar ve 40 kişinin ölümü ile neticelenen su baskını 1966 yılında olmuştu. Floransa şehir nüfusu banliyöleri ile takriben 1.200.000 civarındadır.

İtalya, 395 yılında I. Theodoros’ un ölümü ile Doğu ve Batı Roma olmak üzere ikiye ayrılır. Önceleri Batı Roma İmparatorluğunun bir parçası olan İtalya daha sonra Doğu Roma (Bizans)ın bir parçası olur. 11.ci yüzyılda Roma İmparatorluğunun çökmesi ile ülke içinde oluşan küçük devletlerden birisi de Floransa Cumhuriyetidir. 15yy’da ise İtalya’da Rönesans başlar. Rönesans, Yunan – Roma kültürü ile oluşan ‘yeniden doğuştur’. Bu akım ilk olarak Toskana bölgesinde oluşur. 19yy’da ülke I. Napolyon tarafından işgal edilince Fransız kontrolü altına girer ve sonraki yıllarda ise İtalya Krallığı kurulur. Ülkeye 1922-1945 yılları arasında Benito Mussolini olarak bilinen Faşist lider başbakan olmuştur. Ülke, II. Dünya Savaşında yenilince çöküntü yaşar ancak ülke kendini toparlar ve 1 Ocak 1948 yılında İtalya’da Cumhuriyet ilan edilir. Günümüzde Avrupa Birliğine üye olan bu ülke ayrıca Avrupa Birliği kurucu üyeleri arasındadır. İtalyanca ülkenin resmi dili olup para birimi ise eurodur. Haydi gelin her köşesi birbirinden güzel sanat eserleri ile dolu olan bu şehri birlikte yakından tanıyalım.

Duomo(Cathedral Santa Maria del Fiore): olarak ta bilinmektedir. Bu katedral, Roman Katolik kiliselerinin ana kilisesidir.  Santa Resparata Kilisesi yıkılınca onun kalıntıları üzerine kurulmuş ve 15.ci yüzyılda tamamlanmıştır. Çan kulesinin inşaatına Rönesans’ ı başlatan ‘Giotto’ başlamış ancak kubbesini ‘Brunelleschi’ bitirmiştir. Dışı pembe, beyaz ve yeşil mermerden yapılmış olan Katedralin içinde ise daha mat renkler kullanılmıştır. Floransa şehrinin sembolü haline gelen bu tarihi yapı sadece şehir içinden değil Michelangelo Tepesinden de tüm güzelliği ile görenleri büyülemektedir. Katedral, Roma’daki St. Peter, Londra’daki St. Paul ve Milano’daki Duoma’(yapımı 519 yıl sürmüştür) dan sonra sıralamada 4.cü sırada yer almaktadır. Duomo, 1982 yılında UNESCO Dünya Mirasları Koruma listesine alınmıştır.

Aziz Giovanni Vaftizhanesi: Duomo’ dan çıktıktan sonra tam karşınıza bir vaftizhane çıkar. Bu vaftizhane 4.cü ve 5.ci yüzyıla ait Roma Tapınağı kalıntıları üzerine 9.cu yüzyılda inşa edilmiştir. Bu yer Floransa tarihinin en eski dini yeri olarak bilinir. 19.cu yüzyıla kadar Floransa şehrinde yaşayan Katolik halk burada vaftiz edilirdi. Günümüzde yine burası vaftizhane olarak kullanılmakta olup sadece her ayın ilk pazar günü hizmet vermektedir. Vaftiz talebinin çok yoğun olmasından dolayı sıranız gelene kadar uzunca süre beklemeniz gerekmektedir.

Piazza della Signoria: Bu meydan içerisinde çok sayıda tarihi heykeller ve binalar bulunmaktadır. Dilerseniz bu meydanda bulunan kafelerin birinde oturup İtalyanların vazgeçilmez kahvesi olan ’espresso’nuzu içip dinlenebilirsiniz. Bu meydanın ortasında ise 1565 yılında yapılmış olan deniz tanrısı Neptün’ün heykeli, mermerden yapılmış atlar ve etrafında ise deniz kızları ve erkek deniz tanrıları vardır.

Palazzo Vecchio (Medi’cilerin Eski Sarayı): Bir başka deyişle Signoria Meydanıdır. Eskiden burada Medici ailesinin sarayı vardı.  Daha sonra aile yeni sarayları olan Pitti’ye taşınınca burası da İtalyancada eski saray anlamına gelen Palazzo Vecchio olarak anılmaya başlanmış. Sarayın iki yanında Michelangelo’nun ‘Davut’ heykelinin kopyası ve Bandinelli’nin ‘Herakles ile Cacus’u durmaktadır. Bu meydan günün her saatinde resim çekmek için birbirleri ile yarışan turistlerle dolup taşmaktadır. Michelangelo’nun yine bir Davut heykelinin kopyası ise Michelangelo Tepesinde bulunmaktadır. Michelangelo bu heykeli yapmaya başladığında henüz 26 yaşındaydı. Heykelin tamamlanması 3 yıl sürer. Bu heykel, şehrin önemli sembollerinden biridir. Davut ile Golyat arasında yaşanan bu olaya Tevrat, İncil ve Kuran’da yer verilmektedir. Olay, İsrailoğulları ve Filistinlilerin savaşı sırasında gerçekleşir. Golyat iri yarı Filistinli savaşçıydı. Davut ise çoban olup savaşta cepheye yiyecek ve teçhizat taşımakla görevliydi. İsrail’in ilk kralı olan Saul, Golyat’ı öldürene kızını vereceğini ve o kişiyi zengin edeceğini açıklar. Kral, Davut’a kendi zırhını giydirip başına takması için bir miğfer verir. Ancak Davut’a zırh ve miğfer ağır gelip hareketlerini sınırlandırınca kıyafetlerini üzerinden çıkarır. Golyat’a karşı savaşmak için eline bir sapan ve beş tane çakıl taşı alır ve Golyat’ın karşısına çıkar. Davut, Golyat ’ın alnının tam ortasına kalın bir miğfer giydiğini görür. Bunun üzerine ordunun kalkanları ile güneş ısısını Golyat’ın miğferine yansıtır. Miğferi ısınan Golyat, miğferini çıkarır ve Davut sapanı ile Golyat’ ın alnının ortasını hedef alarak onu vurur. Yere düşen Golyat’ın kılıcını alan Davut, düşmanın başını ve gövdesini birbirinden ayırır ve kellesini de Kral Saul’a götürür.

Galleria Degli Uffizi: Dünyanın en eski ve en ünlü sanat müzelerinden biri olan Uffizi, Floransa’nın II.ci dükü olan Medici adına yapılmıştı. Devlet arşivleri burada korunup saklanacaktı. Günümüzde burası Rönesans ve Barok sanatın en önemli örneklerinden sayılan Botticelli, Michelangelo, Raphael gibi sanatçıların eserlerini bünyesinde barındırır. Özellikle Boticelli’nin ‘Venüsün Doğuşu ‘adlı eseri 1486 yılları arasında tuval üzerine tempera(tutkallı su ile boyanın, çoğu zaman yumurtanın akıyla karıştırılması suretiyle elde edilen boya türü) ile çizmiştir. Tabloda, Venüs’ün bir kadın olarak denizden doğarak kıyıya çıkışı anlatılır. Günde 10.000 civarı ziyaretçi Uffizi müzesini gezmektedir.

 

Bu yıl tüm İtalya’da olmak üzere Şubat ayında müze ve ören yerlerine girişte yeni bir uygulama başlatılmıştır. Ziyaretçilerin yaş ve milliyetine bakılmaksızın turizmde düşük sezon olarak nitelendirdiğimiz dönemler olan Ekim- Mart aylarının ilk pazar günü müze ve ören yerlerine girişler ücretsiz yapılmıştır. Daha sonra bu uygulamaya genişletilerek Müzeler haftası da bu kapsama dahil edilmiştir. Devlet, bununla da kalmayıp yoğun turist talebi ile saatlerce Uffi Müzesinde oluşan kuyruklara ise bir başka çözüm getirmiştir. Bu uygulamada ise müzeye giriş biletinizi aldığınız zaman bilet üzerinde hangi saatte müzeye girebileceğiniz yazmaktadır. Böylece siz de zaman ayarlamanızı yapıp saatlerce müze giriş kuyruğunda boşu boşuna zamanınızı öldürmemiş olursunuz.

Ponte Vecchio (Eski Köprü): 14.cü yüzyılda yapılmış olan bu köprü II. Dünya savaşında Floransa’nın tek yıkılmayan köprüsü olarak biliniyor. Köprü üzerinde karşılıklı duran kuyumcu ve hediyelik eşya satan dükkanlar vardır. Bu köprünün üzerinde yürüdüğünüz zaman yandan baktığınızda dükkanlarla çevrili olduğundan kimin köprü üzerinde yürüdüğünü asla göremezsiniz.

Şehirde bulunan Boboli Bahçeleri, Santa Crocce, Santa Maria Novella ve San Lorenzo kiliseleri de görülmeye değer Floransa’nın önemli yerleri arasında yer almaktadır.

Bu şehir ile ismi eşleşen filozof, heykeltıraş ve dünyanın en büyük sanatçılarından sayılan Leonardo da Vinci ‘nin en tanınmış eserleri arasında ‘Mona Lisa’ ve İsa peygamberin ‘Son Akşam Yemeği’ tablolarıdır. 16.cı yüzyılda yapılan Mona Lisa tablosu Paris’teki Louvre Müzesinde, İsa’nın çarmıha gerilmeden önce havarileri ile yediği son akşam yemeği ise Milano’daki Santa Maria delle Grazre Kilisesi ve Manastırında sergilenmektedir.

Sokaklara kurulan pazar kültürü İtalya’nın her şehrinde ve kasabasında olduğu gibi Floransa’da da yaygındır. Bu pazarlar arasında en çok bilineni ve Floransa’ya her gidişimde mutlaka uğradığım San Lorenzo Pazarıdır. Buralarda dolaşırken farklı renk, boyut ve modellerden yapılan deri çantalardan kendinizi alamazsınız. Ben de Floransa’ya her gidişimde mutlaka bu çantalardan çok uygun fiyatlara alıyorum. Pek tabii ki çantaların yanı sıra giyim ve aksesuarlar da pazarda var. Dünyaca ünlü modacı Gucci’nin merkezi Floransa’da bulunur. Bu arada Floransa dışında şehirden düzenli olarak yapılan otobüs seferleri ile büyük outlet’lere gidebilirsiniz. Bu outletlerden Gucci, Cavalli, Armani, Valentino gibi bilinen markaları yarı fiyatına alabilirsiniz. Eğer outletlere şehir içinden otobüsle gitmek istiyorsanız tek gidiş €7, gidiş dönüş €13’a bilet alırsınız. Otobüsler siyah renkte ve üzerlerinde ise MALL yazmaktadır.

Floransa şehir merkezinde trafik yoğunluğunu önlemek için şehre araba ile girişler sınırlandırılmıştır. Eğer belediyeden şehir merkezinde oturduğunuza dair izin(permit) almışsanız şehir içine arabanızla girmenize izin verilmektedir. Aksi takdirde şehir içine girmeniz yasak olup bunu da kameralarla kontrol altında tutmaktadırlar. İzniniz varsa sizin geçtiğiniz yerlerden yeşil ışık yasaklıysanız hemen kırmızı ışık yanmaktadır.

Floransa mutfağının vazgeçilmezleri arasında domates, biberiye, mantar, zeytin, fesleğen ve peynir çeşitleri ile etler gelir. Bruschetta (kızarmış ekmek üzerine, zeytinyağı, sarımsak, domates ve fesleğen), Bistecca alla Fiorentina(Floransa Bifteği zeytinyağlı ve sarmısaklı olarak hazırlanır), Pappa al pomodora(domatesli ekmek), Cornetto( Fransız kruasanı tarzında), Carpaccio (ince dilimlenmiş roka ve parmesan ile lezzetlendirilmiş çiğ sığır eti) ve yanında da Toskana Vadisi üzümlerinden yapılmış şaraplar yemeğinizi daha bir zevkle yemenizi sağlayacaktır. Gelato(dondurma) yaz aylarının olmazsa olmazıdır. Yerli halk yanında turistlerin de vazgeçilmezi olan dondurmanın ilk kez Floransa’da yapıldığı söylenmektedir. Floransa yemekleri yanı sıra İtalyan menülerinin vazgeçilmezi olan pizza, spagetti çeşitleri de restoranlarda bulabilirsiniz. Ortalama bir restoranda 1 içecek+ 1 spagetti + 1 tiramisu yerseniz toplam ödeyeceğiniz miktar €22 civarıdır.

Floransa’da butik otellerin yanı sıra lüks oteller de vardır. Gecelik €20-€220 arasında fiyatlar farklılık göstermektedir. Şehirden uzaklaştık sonra fiyatlarda düşüşler gözlemlenmektedir.

Floransa, 2008 yılında endüstri ve turizm başkenti olmuştur. Şehir, İtalya’ya giden pek çok turistin uğrak yeridir. Yılın farklı dönemlerinde yapılan festivallerle şehre hem renklilik hem de canlılık sağlanmaktadır. Floransa ayrıca 1982 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alınmıştır. Eğer siz de bu şehri hala ziyaret etmemişseniz ilk fırsatta tatil programınıza dahil etmenizi tavsiye ederim.

Haftaya bir başka Şirin’ce GEZİyorum yazı dizisinde buluşuncaya kadar sağlıkla kalınız…..

 

 

 

 

 

 

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı