LEFKEDE ÜLKÜCÜ-KÜRT ÇATIŞMASI: FARKLI ULUSLARA SAYGI
LEFKE BÖLGESİNDE, ÜLKÜCÜ-KÜRT çatışması ve bunun yansımaları hala konuşulurken, ÇATIŞMA’ya soğukkanlı ve BİLİMSEL bir bakış açısı gerekmektedir.
Türkiye’de her gün 4-5 Güvenlik görevlisi veya asker öldürülürken, madalyonun diğer yüzünde de onlardan daha fazla ölen Kürt gençleri olduğu kesindir.
İster Türk olsun, isterse Kürt olsun, ölen her insanın toprağa verilmesi , ayrılık ve düşmanlık tohumlarını daha da derine ekmekte ve Anadolu’daki parçalanma süreci şiddetlenmektedir.
Bu Parçalanma süreci sadece Anadolu’da değil, her iki ulusun birlikte yaşadığı, KIBRIS’TA, ALMANYA’DA, İNGİLTERE’DE ve diğer DÜNYA ÜLKELERİNDE de etkisini göstermektedir.
Öldürme ve yok etme siyasetiyle elde edilebilecek olan, KAN VE AYRILIKTAN başka birşey olamaz.
Biz Kıbrıslılar da bu süreci acı bir şekilde yaşadık.
1950’lerden beri, iki toplumun birbirini görmezden gelen tavırları, ADA’ya gözyaşı bölünme ve Parçalanmadan başka hiçbirşey vermedi.
İngiliz emperyalizmine karşı ortak bir mücadele hedefi konmadığı ve Rumlar ENOSİS, Türkler ise TAKSİM hayali peşinde koştukları için, 1960’da ortak olarak kurulan KIBRIS CUMHURİYETİ fazla yaşayamadı.
1963-74 Zaman Diliminde, Türk toplumu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yönetim birimlerinden çeşitli dinamiklerle uzaklaştırılırken, Türk toplumu GETTO’LARA sürülürken, Rum halkı içerisinde akıllı seslerin yükselmemesi, tahribatı daha da arttırdı.
Gerçek, daima TEK RENKTEDİR.Ama’lı gerçek olamaz.
Nerde olursa olsun, hangi şart altında bulunursa bulunsun, İnsan, MİLLİYETLER ARASINDA AYRIM yaptığı gün, kendi varlık sebebine de DİNAMİT koymaktadır.
Rumların Türkleri dikkate almayan tavırları, 1974 ve sonrasında Ada’nın bölünmesi sürecini getirdi. Şimdi ise bu bölünmeyi durdurup, ADA’YI BÜTÜNLEŞTİRME Süreci çok zorlanarak, sağlanmaya çalışılıyor.
Türkiye de kendi içindeki TÜRK-KÜRT çatışmasını daha farklı bir temelde, her iki ulusun EŞİTLİĞİ temelinde ele almazsa, BÖLÜNME VE ACI daha da şiddetlenecektir.
Haziran öncesinde gündemde olan ÇÖZÜM SÜRECİ Türkiye’de UMUT olmuşken, siyasi çıkarlar ve politik hesaplar içinde bu sürece SON VERENLER, kısa vadede karlı çıksalar da, uzun vadede, bunun acısını her iki ulustan insanlar DERİNDEN HİSSEDECEKLERDİR.
Her gün ONLARCA İNSANIN MEZARA gittiği bir toprak parçasında İSTİKRAR OLAMAZ.
Ne yazıktır ki, Türkiye bu süreci yaşarken, bu sürecin tehlikelerle dolu bir süreç olduğunu yüksek sesle söyleyen insanların sesleri de ALABİLDİĞİNE KISILMAKTADIR.
Binlerce yıldır ANADOLU’da iç içe yaşayan TÜRK ve KÜRTLERİN daha fazla acı çekmemesi için, politikacıların KÜÇÜK HESAPLARDAN vazgeçip, özellikle KARŞI ULUSU DİKKATE ALAN yeni politikalar peşinde koşmaları ve RİSK ÜSTLENMELERİ gerekmektedir.
Dünyanın neresinde bölünme ve parçalanma varsa, DAR MİLLİYETÇİLİĞİN de olduğu ve MİLLİYETÇİLİĞİN PARÇALANMA, ACI VE GÖZYAŞI olduğu unutulmamalıdır.
































