Genel başkanlıktan ayrılacağını açıkladıktan sonra Başbakan Yorgancıoğlu’na bir şeyler oldu.
Görevden almalar, atamalar, atamalar…
Kendine yakın kim varsa, her birine istediğini verme kararı almış. Bunun için de sanırım tüm vaktini kamu ve kamuya bağlı kurumların listelerini incelemekle geçirmiş…
İlk iş, zamanında gereksiz olduğunu savundukları, o nedenle de kadrosunu değiştirmeyeceklerini açıkladıkları Başbakanlık Denetleme Kurulu’nu, kendi adamcıklarıyla donattı.
İki yıla yakın çalıştığı, BRT Müdürü’nü, yerine kendi adamını yerleştirmek amacıyla aldı…
Kendisi de istifa etmiş olan ortağıyla işbirliği halinde Yönetim Kurulu üyeliklerini ellediler.
En son marifetleri de Kooperatif Merkez Bankası’nda açılan 43 kişilik münhal…
Bu işin kokusu daha önce de çıkmıştı. Şubat’ta, münhalsiz istihdamlar yapıldığı iddiaları “sert” bir dille yalanlanmıştı. Ardından geçtiğimiz ay Yönetim Kurulu Başkanı Doğan Şahali’nin 18 kişiyi istihdam edeceği haberleriyle çalkalandı ortalık.
Şimdi baktık, milyonlarını hırsızlara kaptıran banka, hala o açığı kapatmamışken, 43 kişiyi istihdam etmek için münhal ilanı verdi.
Aman Allahım, listeye bakan, sıfırdan banka kuruluyor sanır. Sadece gişe görevlisi 17 kişi… Toplamda kaç gişesi var gerçekten merak ettim. Vasıfsız elemanın en güzel yerleştirileceği yer…
İddialar o ki, bu insanların çoğu, devlete alınmak istenmiş, her nedense bu gerçekleştirilememiş, ya da duyulmasından korkulmuş, böyle bir yöntem seçilmiş. Münhal ilanı ve de yapılacak sınavlar göstermelikmiş. Memleket şimdi bununla kaynıyor.
Mayıs’ta gizli istihdam haberleri çıktığında, CTP içindeki bir grubun, Doğan Şahali’nin yaptıklarından rahatsız oldukları, konunun MYK’da görüşüleceği iddia edilmişti.
E, ne oldu? Anlaşılan diş geçiremediler. Şimdi, partideki hükmünün bitmesine bir hafta kalan bir Başbakan, siyasi ikbal için, devlete zarar veriyor.
Önceki gün Sevgili Ekmekçi bu konuda Başbakan’ın ses vermesini istemiş. Nasıl ses verecek ki, bu işler sessiz sedasız yapılır. Üstelik de bu defa yapan kendisi…
Hatırlarım İrsen Küçük’ün kurultay istihdamları konusu gündeme geldiğinde, Meclis kürsüsünde yüzü şiddetten kızarmış, bağıra çağıra lanetlemekteydi…
O günlerde yapılanın “ahlaksızca” olduğunu da söylemişti, devletin bu enkazın altında kalacağını da… Hatta kurduğu cümleye bakın; “UBP yöneticileri, kendilerine en yakın olanlara sağladıkları bu haksız avantajın hesabını, CTP iktidarında mutlaka vereceklerdir”…
Dahası da var; “Ülkede istihdam üzerinden politika yapılmasına son vermek gerekir”…
Gördünüz mü ne büyük laflar…
Şimdi bugüne gelelim ve ne yaptığına bakalım; o “hesap soracağız” dediklerinin hiç birinden hesap sorulmadı, UBP’nin kurultay istihdamlarına da, şaibeli sınavlarına da dokunulmadı.
Neden?
Çünkü günü gelince kendisi de aynı yolu izleyecekti de ondan. Mevcut müşavir sayısını ikiye katlaması da, apar topar açılan münhaller de budur…
O “ahlak” meselesini tam da şimdi Başbakan’a sormanın zamanıdır…
Ama ben ona ve ona engel olmayan partisine, sadece İrsen Küçük’ün sonunu hatırlatmak isterim…
Bu münhal açılmış olabilir. Ama kapatılabilir de…
CTP, eğer UBP’den farkı olduğunu iddia ediyorsa, bu münhali kapatır. Bu pis işlerden kendini arındırır.
Eğer birileri Özkan Yorgancıoğlu ve hempalarının bu pervasızlığına ‘dur’ diyemezse, bir sonraki seçimde CTP diye bir şey kalmaz…
Geriye, kendine “sol” diyen, başka bir “çıkar partisi” kalır…
YERİN KULAĞI VAR
GÖZ KIRPTI: 14 Haziran Kurultayı’nın ardından CTP’nin başına geçmesi kesin olan Talat, UBP ile hükümet kurma olasılığı için, “Ben bir partiyi dışlayıp ötekine yönelme yanlısı değilim. Hangi partiyle en iyi hükümeti kurabilirsem, adım atacağım. Aslolan, iş yapan hükümet olması” değerlendirmesinde bulundu. 2013’te de DP ile yapılan görüşmelerde UBP’nin dışlanmasını eleştiren Talat, UBP’ye de göz çırpmış oldu…
HESABINI VERSİNLER:
Sayıştay raporu sadece LTB içerisinde değil, kamuoyunda da büyük deprem yarattı. Lefkoşalının paralarının nasıl çarçur edildiği, kimlerin bu paralarla nasıl çıkar elde ettiği gözler önüne serildi. Yüz binlerce liralık şaibeli ihaleler, veznelere yatırılmayan ve akıbeti bilinmeyen binlerce lira ve daha neler neler. Bunu yapan, izin veren, göz yuman, nemalanan kim olursa olsun, ucu kime dayanırsa dayansın, hesabı sorulmalı. Hem de öyle bir sorulmalı ki, bundan sonrakilerine ibret olsun…
UBP’DE TAMAM MI, DEVAM MI:
UBP’de tüzük kurultayı için sayılı günler kaldı. Tüzük değişikliğinde yer alan önemli maddelerden birisi delege sistemi yerine, üyelik sisteminin getirilmesi olacak. Ancak tüzüğün geçmesiyle Hüseyin Özgürgün’ün avantaj yakalayacağı ve birilerinin sırf bu nedenle tüzüğün geçmemesi için çaba harcadığı konuşuluyor…
DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK:
3 günlük yurt dışı ziyaretinden sonra döndüğüm ülkemde şükürler olsun ki, değişen bir şey olmamış. Siyasilerin birbirlerine karşı sert açıklamaları, yolsuzluklar, usulsüzlükler, dolandırıcılık, uyuşturucu ve lağım kokulu şehirler bıraktığım gibi duruyor. İstanbul’un cadde ve sokaklarındaki temizlik ve güzelliklerden sonra, buradaki keşmekeş ve kaosu bayağı özlediğimi anladım…
HEPSİ BOŞUNA:
Girne’nin çehresini değiştiren çok katlı binalar için sonunda adım atılıyor. Yıllardır Girne’nin yok oluşunu seyredenlerin aklı şimdi başlarına geldi anlaşılan. “Bari kalanı kurtaralım” diye yola çıkanların unuttuğu bir şey var. O da, birçok boş arazi için izinlerin çoktan alındığı. Yani ne yaparsanız yapın, bu betonlaşmayı durdurmak biraz zor gibi geliyor bana…
KONUŞMA DA YAP:
LTB eski Başkanı Cemal Bulutoğluları, son Sayıştay raporuyla ilgili olarak, “Veremeyeceğim hiçbir hesabım yok” demiş. Zaten vatandaşın da istediği, birilerinin bu hesabı vermesi. Cemal başkanın veremeyeceği hesabı yoksa, hakkındaki iddiaların araştırılması için bizzat kendisi, yasal sürecin başlamasını talep etsin ve yasalar önünde aklansın…
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: “Kıbrıslı çözüm” söylemlerine karşılık sorunun çözümünde uluslararası aktörlerin de önemini vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs’ta ‘tango’dan çok ‘halay’a ihtiyaç var. İki toplumun da hakkını gözetecek bir yapılanmayı elbirliği ile yaratmayı arzuluyoruz…” diyor.
DİPTEKİLER
Vicdansızlar: Köpek deyip geçmeyin. Gün olur en dost bildiklerimizden daha dost, daha sevecen olurlar. Ama belli ki bazı vicdansızlar bu sadık dostlardan rahatsız olmuşlar. Onları telef etmek için en zayıf taraflarını, açlıklarını kullanma yolunu seçmişler. Bunun adı en hafif tabiri ile vicdansızlık ve sevgisizliktir. Nerelerine battı onu da bilmiyorum…
































