Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EkonomiKıbrısKöşe YazarlarıManşet

EVET KRİZ

mahmut sezinler

Uzun süredir ekonominin kötüye gittiğini sadece ben değil bir çok yazar çizer arkadaşım söylüyor. İktidar yanlıları yazılanlara tepki koyuyor. “Kriz yok. Bakın restoranlara, kafelere dolup dolup taşıyor. Yollarımızda otomobil dolu hem de en pahalılarından ülkemiz galeri cenneti oldu, altı yüz kusur araba galerisi var hepsi tıklım tıklım dolu böyle kötüye giden ekonomimi olur” diyorlar. Ekonomik kriz esasında tam da budur. Ceplerinde ki para ile bir ekonomik değer yaratmaktan umudunu kesen insanlar ellerinde ki parayla tatil yapıyor, otomobil alıyor, yiyor içiyor, yani kriz dönemlerinde hizmetlere talep artıyor. Yüksek enflasyon insanları tüketime sürüklüyor, enflasyondan ötürü cebinde ki paranın her gün için eridiğini gören insanlar para erimeden onu harcamayı tercih ediyor.

KKTC’de insanlar krizleri çok yaşadı. 2001 yılında çok yüksek enflasyonla ekonomik olarak küçülmeyi birlikte yaşadık. Finansal krizlerde olmuştu o zaman o kriz ithal bir krizdi ve biz Kıbrıslı Türkler zannediyoruz ki kriz derken daha önce yaşadıklarımız 2001, 2008, 2010 ve diğerleri gibi her tarafın darmadağın olduğu insanların yollara düştüğü kriz.

Bugün enflasyonun yıllık (2025) %50’nin üzerinde, GSYH büyümesinin ise tahmini  %2-3 arası olduğu ve yılın ilk yarısında ortaya çıkan mülkiyet krizinin ekonomiye verdiği etki ile ekonomimiz ciddi bir ivme kaybı yaşamaktadır.

İnsanımızın kredi kartlarına yüklenen tüketim harcamaları %80 artış gösterirken asgari ücretlinin maaşı hayat pahalılığına yenik düşmekte ve KKTC hükümetinin bütçe performansı doğrultusunda iki kez verilecek olan HP insanları perişanlığa sürüklemekte ve hükümetin sürekli iç borçlanmayla içinden çıkılamayacak bir borç yükü ile karşı karşıya kalmaktadır. Büyüyen kesim sadece ülkeye taşınan nüfusun ağırlığıyla tüketim kesimi. Bu ithalatı artırırken olmayan büyümeyi de sözde büyümüşüz gibi gösterebilmektedir. Ekonomimizin bu sağlıksız görünümü karşısında gösteriş ekonomisi artmış, haksız kazançtan ötürü de kişinin toplumda ki yerini yüksek göstermek amacıyla ihtiyaçla ilgisi olmayan tüketime yöneliş olmuştur.

Bundan sonra seneyi nasıl bitireceğiz?

Bizim siyasetçilerimiz KKTC ekonomisini de diğer konularda olduğu gibi Türkiye’ye teslim etmişler ve ondan medet ummaktadırlar.

Büyüme protokollerle sağlanacak zannediyorlar. Enflasyon tamamıyla ithale dayanırken kendi enflasyonumuz için kıllarını kıpırdatmıyorlar. Şimdi bir de Ortadoğu krizi baş gösterdi. Petrol ve diğer tüketime gelecek zamlarla enflasyon yine artacak ve yine enflasyonumuzun yüksek düzeylere ulaşmasında mazeret hazır olacak. Bütçe açıkları artarken iç borçlanma yükü taşınamaz bir seviyeye gelmeye aday. İnsanların ise gelir fark düzeyi artarken maalesef insanlar arası farklılıklar büyümekte. İşte kriz burada yaşanmaktadır. Birileri yerken, ötekiler bakıyor.