Köşe Yazarları

EVDE KALIRIM, GÜVENDE KALIRIM DA SİZE GÜVENİM YOK…






Yüzlerinde bir mutluluk, bir gülümseme, bileklik tanıtımı yaptılar. Ne övünme ne övünme… İnanmışlar, yapmışlar, en doğrusuymuş, çok mutluymuşlar…

Kimse de sormuyor, bunca zaman niye yapmadınız? Niye geciktirdiniz?

Bu uygulama ta Eylül ayında gündeme geldi, bir üniversite üretim de yaptı, o zaman niye ciddiye alınmadı?

Vaka oranı yüzde 1’i vurunca, daha doğrusu karantina paralarını ödeyecek hal kalmayınca mecbur kaldılar. Cevaba bakın, “bir sıfırdan büyükmüş”. Yani ‘geciktik ama yaptık’ işte demeye getiriyor Başbakan. Ya o arada maddi manevi bu ülkeye verilen zarar? Kimin hanesine yazalım bu zararı?

Uygulamada denetim yine en önemli engel…

‘İnsanına güvenirmiş’!!! Böyle bir konuda insanına güvenemezsin, halkı kendisine rağmen koruyacaksın. Başında devleti görmeyen, denetimin neredeyse sıfır olduğunu hisseden insanlar kuralları takmaz. Şu saçma Pazar yasağı mesela… Bütün gün Lefkoşa’nın iki ana caddesinde bir denetim, bir patrol görmedik ama neredeyse trafik tıkandı.

Yerel yönetimler denetime girecekmiş de şu kadar ceza yazılacakmış. Hani o karar? Niye hala yayınlanmıyor?

Her gün bir istismar örneği çıkıyor. İşte kendi memurunuz, hem de Sağlık Bakanlığı’nda şöför, karantinadan çıkıyor, bir partinin kurultayında oy kullanıyor, rahat rahat. Rakip aday ihbar etmese kimsenin haberi olmayacak.  Niye ev karantinasına girmiş de merkezi karantinaya alınmamış, asıl  soruşturulması gereken bu… Merak ederim şimdi ne ceza verilecek.

Bileklik aniden tüm sorunların çözümü ilan edildi.

Peki, kabul, şu anda ev karantinasına girecek olanların kriterleri belli. Mesela 75 yaş üstü yaşlıların kaç tanesinin akıllı telefonu var? Ya 6 yaş altı çocuklar? Onlar takip edilmeyecek mi? Bu karmaşık uygulamayı bunlardan kaçı yapabilecek? Telefonu olmayana ne yapılacak?

İşte o anda, bileklik olayının kumar turistlerini getirmek için acele uygulamaya koyduklarını şıp diye anlıyorsunuz. Karşı olanların gazını alacaklar ya, bileklik falan hikaye.

Amerikayı yeniden keşfetmişler gibi sunarlar her uygulamalarını.

Halbuki Türkiye’de de dünyada da uygulama fiyaskoyla sonuçlandı.

Çünkü denetim yapılamadı.

Bu ülkede fayda verebilirdi, nüfus küçük olduğu için.

Ama sen hala bana denetimin nasıl olacağını açık, net izah edemiyorsun.

Aynen bundan öncekilerde olduğu gibi bu defa da denetim bacağı eksik bir maceraya yelken açıyoruz, Allah acısın.

Bakın Başbakan sonunda Meclis’te itiraf etti, vakalar böyle giderse, Cumartesileri de kapanma gelebilir… En kolayı. Denetimi artıracağına kapatır, olur biter…

Ekonomik olarak kapanmadan zarar gören herkes bilmelidir ki, başlarına gelen corona belası değildir, başlarına gelen, bu küçücük ülkeyi denetlemeyi beceremeyen kötü yönetimdir.

Herkes hedefini doğru belirlesin, talebini ona göre yapsın. 1500 liraların peşinden koşacağımıza, şu anda, vakaların artmasını önleyecek bire bir denetimleri, antijen testlerini, aşıyı talep ediyor olmamız lazım. Sizler, esnaflar, çalışanlar, bir kapanmayı daha kaldırabilecek misiniz? Neden sesiniz çıkmıyor?

Ülkeyi felakete sürüklemelerini önlemektir mesele, arkasından ağlamak değil,,.

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

ARA SEÇİM YOKSA, NE?:

Başbakan’ın 10 milyon harcayıp, 1 milletvekili için seçim yapma meselesine karşı çıktığını görünce aklınıza ne gelir, genel seçim değil mi? Ama böyle bir niyetleri yok. Ne olacak? Ad hoc komite şu bu diye oyalayıp, ara seçimi de yapmadan geçiştirirlerse hiç şaşmayın. Anayasa ilk defa delinmiyor ki…

 

OLMAYAN AŞIYI İSTEMEYİN KARDEŞİM(!):

Eğitim Bakanı noktayı koymuş; “Olmayan aşıyı tartışıyoruz. Neden bu inat? Neden bu ısrar?”… Yani ‘aşı falan yok, ne tartışırsınız’ diyor. Harç bitti, yapı paydos. Ne o öyle her gün aşı aşı diye tutturursunuz, yoksa yok, kaderinize razı gelin, oturun hastalığa ne gün bulaşacağınızı bekleyin. Hükümetinizin size aşı temin etmek için bir çaba göstermeyeceğini bilin!!!! Ankara yollarsa ne ala, yoksa yok. Öylesine pişkinleşmişler ki, bunu dahi söylediler…

 

AŞI KONUSU:

Ben hala daha bir açıklama beklerim. “Biz bu aşıya kendimiz ulaşamayız, şu, şu, şu sebeplerden” desin birisi. Anlaşılmaz bir şekilde sessizlik sürüyor, aşısızlık sürüyor. Anladık, tanınmıyoruz. Ama, parasını hazır ettiğinde, Türkiye üzerinden ya da AB üzerinden aşıya ulaşmanın önündeki engel nedir. Özlem Gürküt dün yine vurguladı; “Mümkün olan en güvenli, etkinliği en yüksek aşıları ülkemize sağlayabilecek için tüm imkanlarımızı var gücüyle zorlamalıyız”. Niye zorlamıyoruz? Neden?

 

15 GÜN SONRA NE OLUR:

Düşünmek bile istemiyorum. YDP kurultayı sonrası Zaroğlu, “pozitif temaslı” bir üyenin kurultaya katılması nedeniyle “temaslı” olduğu için Meclis oturumuna katılmadı. Peki ama geriye kalan temaslı partililer ne olacak? 15 gün sonra vaka sayılarında patlama yaşanması büyük olasılık. İşte Mağusa, nasıl patladı? Sonra da çıkıp vatandaşa, “evde kal, güvende kal” mesajı veriyorlar. Siz yüzlerce kişiyle gala, binlerce kişi ile kurultay yaparsanız vatandaştan evde kalmasını nasıl isteyebilirsiniz…

 

KARAOĞLANOĞLUN’DA SU SIKINTISI:

Karaoğlanoğlu bölgesinde faaliyet gösteren bir beş yıldızlı otel, yıllardır kullandığı suyu denizden arıtarak elde ediyordu. Ancak, bu uygulamadan vazgeçerek büyük çaplı borularla şebeke suyuna bağlandı. Böyle olunca da Karaoğlanoğlu sakinleri su sıkıntısı çekmeye başladı. Yine aynı otel, sokağa çıkma yasağı olan Pazar günü, Kervansaray halk plajından kamyonlarca kum çekti. Girne Belediyesi’nin bilgisi var mı acaba bu olup bitenlerden?

 

UYUŞTURUCUDA ARTIŞ:

Pandemi eğer biterse, bittiğinde elimizde çoğunluğu uyuşturucuya bulaşmış bir gençlik kalacak farkındasınız değil mi? Hiçbir dönemde bu kadar uyuşturucu vakası duymadık. Bu acaip ortam anlaşılan hem bağımlı sayısını artırmış hem de ülkeye getirilen uyuşturucu miktarını. Her gün bir sürü satıcı yakalanıyor. Gene konu nereye gelip dayanıyor, denetime. Yeni model çeteler, yeni model ithalatçılar, yeni model uyuşturucu bağlantıları gelişti bu ülkede. Bunları her gün yakalamakla bitmeyecek bu iş. Kökünden söküp atacaksın. O yeni ticaretin ve o ticaretin aktörlerinin kimler olduğu belli…

 

 







Başa dön tuşu