Yunan adaları son on yıldır marka oldu.
Önce gelir düzeyi biraz yüksek olanlar tarafından tercih edilirken, şimdi orta halliler de, Çeşme’den kalkan, fiyatı diğerlerine göre makul olan gemilerle Yunan adalarını geziyor.
Gidenlerden dinledik, öyle ahım şahım bir doğal güzellik ya da denizin, restoranların dışında bir aktivite yok. Ama deli gibi turist çekiyor.
Cumhuriyet’te Aslı Aydıntaşbaş yazdı, vurguyu da ondan çaldım, “Estetik, özgürlük, yerellik”…
Aydıntaşbaş, “neden Türkiye’ye eskisi gibi turist gelmiyor”un cevabını ararken, bu üç özelliği öne çıkarıyor. Daha doğrusu, üç farkı…
Dediği şu; euro’yla hesapladığında bu adalar ucuz değil, ama çirkin çirkin, devasa oteller yapmıyorlar, yerelliği koruyorlar, hala kıyı kasabası görünümündeler, ama özgürlük de var… Ne siyasi baskı, ne mahalle baskısı…
Bu özellikler aslında bizim neden Güney’e oranla daha az tercih edildiğimizi de açıklıyor.
Hem de eskiye göre, giderek azalan bir oranda.
Öyle ya, bu yıl İngiltere’den gelen turist sayısı tarihin en düşük seviyesine indi.
Bunu biz söylemedik geçtiğimiz Haziran’da Turizm Bakanlığı Müsteşarı söyledi.
Düşüş oranı yüzde 70-75 civarında.
O zaman da yazdık, dehşet bir rakam bu…
Gelenler de burayla ev ya da benzer bir bağlantısı olanlar herhalde…
Rakam dehşet verici de, acaba nedenlerini de araştırdılar mı?
Yunan adalarıyla karşılaştıran oldu mu hiç?
Haydi özgürlük konusunu bizim için şimdilik es geçelim… İleride bu nüfus akışıyla nereye gideriz bilinmez ama şimdilik asayiş sorunlarının dışında, özgürlükle ilgili bir sıkıntı yok…
Sonra, estetik diyor Aydıntaşbaş…
KKTC’ye şöyle bir bakın… Özellikle turist alan bölgelerine, Girne’ye, Mağusa’ya…
O tarihi doku, çirkin çirkin, çok katlı binaların arasında kayboldu gitti…
En azından mimari estetiği korusalardı, mümkün değil, rant herşeyin önüne geçti.
Karpaz dersen, elden gitmek üzere… E, geriye ne kaldı?
Temizlik de estetiğin bir parçası değil mi. Bizde o da yok…
KKTC’de yaşayan yabancıların web sitelerini inclerim sık sık, her iki gönderilerinden biri çevre kirliliğiyle, çöple ilgili.
Pisliği gören insanlar, bir de üstünden para verip, niye tercih etsin ki böyle bir yeri…
Yunan adaları da, Güney Kıbrıs da, kentlerinin, hem de bizimkilerden çok daha büyük kentlerinin sahillerini koruyor. Limasol, Larnaka, Baf, hepsinde de kilomatrelerce sahil halka açık plaj…
Ama Mağusa’ya giden birinin öyle hop diye denizi görmesi imkansız… Girne de aynı duruma geldi. Tarihi liman, yabancı bir turisti cezbetmekten uzak. Tavla, nargile, okey gürültüsü… Hediyelikler bile bize ait değil.
Ya restoranlar, yemek kültürü? Ha Urfa’ya gitmiş, ha Kıbrıs’a gelmiş…
Yerellik sıfır…
Var mı bunun için bir plan?
Düzeltelim, en azından kalanı koruyalım, yerelliğimizi öne çıkaralım gailesi?
Yoksa battı balık yan gider durumu mu…
Ya da “kumar turizmi bize yeter” aklı mı?
Onlar bile, oteller dışında hiç bir şeyden memnun değilken…
Sizce sürdürülebilir bir durum mu bu?
YERİN KULAĞI VAR
ANASTASİDİS BİLDİĞİMİZ GİBİ:
Rum lider Anastasiadis, “bazı ön koşulların” yerine getirilmesi halinde masaya dönebileceğini söyleyerek, Türk tarafının masaya dönme konusunda “isteksiz” olduğunu iddia etti. İlahi Anastasiadis, adada bir çözüm için uğraşan, didinenin kim olduğunu da biliyorsun, o ‘önşart’ dediklerinle bu işin olmayacağını da…
GÜNEY’DE EİDE TEDİRGİNLİĞİ:
Güney’de, BM Genel Sekreteri Guterres’in iyi niyet misyonu raporunu BM Güvenlik Konseyi’ne sunması geciktikçe tedirginlik artıyor. Rumların son dönemlerde “Türk yanlısı” olarak niteledikleri Eide’nin raporu yazacak kişi olması ise, bu tedirginliğin daha da artmasına neden oluyor…
BİHABER BAŞBAKAN: FETÖ operasyonlarıyla ilgili haberler doğruysa (çünkü hala resmi bir açıklama yok), adamlar bunun içinde fink atmışlar. Ama bizim Başbakanımız “şükürler olsun ki yok” açıklaması yapmamış mıydı? Özetle, demek ki bu Başbakan, ülkeyi yönetmiyor. Olup bitenden haberi yok. Adamlar neredeyse devletin içine sızmışlar, o Allah’a şükrediyor.
DİĞERLERİNDEN FARKLI:
Kıbrıs’tan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ bundan öncekilerden farklı olduğunu daha ilk ziyaretinde belli etti. Adaya somut ve anlaşılır önerilerle gelen Akdağ, ülkenin bir diğer önemli sorunu “öğrenci-kumar” ilişkisine değinmiş ve “İkisi arasında bir ilişki var mı buna bakmak gerekir. Olabilir de, olmayabilir de. Öğrencileri korumak lazım, onlara sahip çıkmak gerekir” diyerek, aslında konuşmaktan korktuklarımızı söylemiş. Aslında bal gibi var, birçok öğrencinin ailelerinden gelen harçlıklarını kumar masalarında kaybetiklerini, hatta senetle borç altına girdiklerini biliyoruz…
RAKAMLAR HERŞEYİ AÇIKLIYOR:
Yenidüzen’in haberine göre, ilk ve orta öğretimde eğitim gören toplam 49 bin 566 öğrencinin, sadece 29 bin 550’si KKTC vatandaşlarından oluşuyor. Geriye kalan 20 bin 16’sı ise TC, TC-KKTC ve üçüncü ülke vatandaşları…Bu rakamlar bile toplum olarak nereye doğru gittiğimizin en somut örneği. Bu ülkenin öğretmen ve okul sayısı yeterli mi diye soran yok, zaten eğitimi düşünen bu konuda kafa yoran da yok…
AKIL KOYMUYORUZ:
Her bayram Güney’e geçişlerde yaşanan izdiham haber olurdu. Bu yıl bayramın son gününe kaldı. Bu bayram öne çıkanlar ise, trafik kazaları ve uyuşturucu vakalarıydı. Trafiğe iki can verdik, polisler uyuşturucu yakalamaktan başlarını kaşıyamadılar. Her iki mesele de can alıcı. Ama biz nedense çare üretme kapasitesine sahip değiliz…
ZİRVEDEKİLER
İsmail Bozkurt: “Kıbrıs Türk halkı; devletleşmeyi, tarihi boyunca yaşadığı sorunlarla travmaları, verdiği siyasal mücadele ve oluşturduğu siyasal yapılanmalarla aşarak başardı. Ne yazık ki tarihi boyunca bunu başaran Kıbrıs Türkleri’nin siyaset kurumu, 57 yıllık sürede iyi ve halkını mutlu eden bir yönetim kuramadı…”.
DİPTEKİLER
Birleşmiş Milletler: BM rapor yayınlamış da, Kıbrıs’ta taraflar din özgürlüklerine saygı göstersin demiş. Tamam yahu, ufak tefek aksaklıklar var, bu da BM’nin taraf tutup, adada bir anlaşma olmasına engel olduğu içindir. Bıraksın Kıbrıs’ı da Myanmar’a baksın. Eğer sözü dinlenecek, etkili bir örgüt olsaydı, Budist çoğunluk yüzbinlerce kişiyi evlerinden süremez, bir anda üç bin evi yakamaz, bir haftada 400 kişiyi sadece Müslüman oldukları için öldüremezdi…
































