Köşe Yazarları

Eski alışkanlıklar terk edilmelidir






Seçimle birlikte gündeme eski alışkanlıklar da geldi.

Popülizm…



Kamu kaynaklarını hoyratça kullanma.

Yarın hiç gelmeyecekmiş gibi bugün ne varsa bir kaç oy alma hesabı ile tüketme…

Aslında tüketilen geleceğimizdir.

Bu ülkenin yarınlarıdır.

Birileri kendini kurtaracak, seçim kazanacak diye ülkeyi uçuruma sürükleyebiliyor.

Olacak şey değil.

Artık toplum olarak popülizm karşısında durabilmeliyiz.

Bunlara fırsat vermemeliyiz.

Bu seçimler gelip geçecek.

Biz ülkede yaşamaya devam etmek istiyorsak yarınlarımız için plan, program ve projeler ortaya koyanları, sorumlu bir anlayış içerisinde siyaset yapanları desteklemek gerek.

Popülizm yapmayanları.

Halka doğruyu söyleyenleri..

Ülkenin ihtiyacı doğru işler yapılmasıdır.

Doğru adımlar atılması.

Polis yasası meselesinde bir kez daha popülizmi gördük.

Tıpkı geçicilerin kadrolanması konusunda olduğu gibi.

1993’teki seçimlerden önce de benzer şeyler yapılmıştı, 1998 ve 2003’teki seçimlerden önce de…

Bugün dünü arar hale geldiysek geçmişte yapılan hatalar nedeni ile geldik.

Birileri seçimleri kazanırken toplum olarak kaybettiğimiz için bugün daha büyük sorunlarla boğuşur haldeyiz.

Eğer zihniyet değişimi olmazsa yarın sorunlar daha da acı verici bir duruma gelecek.

O halde ne yapmalı?

Eski seçim öncelerinde yapılan hataların yapılmamasını sağlamalı.

Bunlara fırsat verilmemeli.

Popülizm üzerinden partiler rekabet eder bir duruma gelmemeli.

Olmayan kaynaklar üzerinden siyaset yapma anlayışı terk edilmeli.

İnsanlar ekonomik akıldan uzak beklentiler içerisine sokulmamalı.

Kısa günün karının artık kimseye bir faydasının olmadığı görülmeli.

Umarım öyle olur.

Ekonomik akıl her konuda öne çıkar.

Partilerin tümü de meselelere daha geniş perspektiften bakmaya başlarlar.

Bildik, alışılmış kalıpları kırarlar.

Eşe, dosta, yandaşa rant sağlama anlayışını terk ederler.

Kararlar verilirken bugün daha yeni dünyaya gözlerini açan bebekler düşünülerek verilir.

Onların ileride kendi ülkelerinde gelecek arayabilecekleri bir ortam yaratma hedefi ile siyaset yapılmaya başlanır.

Toplumda top yekün bir zihniyet değişimi ile birlikte her alanda daha üretken ve rekabetçi anlayışların öne çıkması sağlanır.

Böyle gelmiş, böyle gidecek anlayışı böylece yerini umuda ve yenilenmeye, toprağa sahip çıkıp ülkede yaşam kalitesi başta olmak üzere her şeyi iyi yönde değiştirmeye bırakır.

Biliyorum, bunların olması mevcut koşullar içinde imkansız gibi görünebilir.

Ama başarmak, bir şeyleri değiştirmek zorunda olduğumuz unutulmamalıdır.

Çünkü yarın çok geç olabilir.

Değişim her yerde olmak, yaşanmak durumundadır.

En başta da kafaların içinde…

 







Başa dön tuşu