Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir mezar taşına hasret

Bir mezar taşı var babamın…

İyi günde, kötü günde, dertleşiriz.

Torunları gider Fatiha okur…

Mutluluğumuzu paylaşırız…

Bak “bu yeni gelinin” deriz mesala…

“Hayırlısı baba göremedin ama bir torunun oldu…”

Bunları düşündüm önce…

Levent Ruso geldi aklıma…

Tam da amcasına layık bir futbolcu…

İstemez miydi kupayı getiren golü atınca…

Kupayla birlikte, ruhunu yaşattığı amcasının mezar taşına gitsin…

“Amca bu kupa sana” desin…

Bir Fatiha okusun.

Empati yaptıkça daha da acısı içim…

54 yıldır iliniyor aslında Hüseyin Ruso ve diğer arkadaşlarının Tekke Bahçesi Şehitliği’nde yattığı…

Üzerinden hamaset yapmak adına…

Geçmişin pisliğini örtmek adına…

Anılarına dirhem saygı gösterilmemiş insanlardan biri de Hüseyin Ruso…

Şehit Hüseyin Ruso…

Bir okulda adı yaşıyor…

Bir camia sahasına adını vermiş…

Bir camia “ruhunu” yaşatmak için çaba harcıyor…

Bir kocaman aile, 54 yıldır bugünü bekliyor…

Bir mezar taşı yok…

Kardeşi, “Ah Hüseyin’im bir mezar taşın olsaydı” ile geçirmiş ömrünü…

Bir kez daha yüzleştik bu adanın “kanlı” geçmişi ile…

Türk- Rum ayırt etmeksizin, ciddi acılar yaşatan bir karanlık tarafı var bu adanın…

Ruso ailesine de en acısını yaşattı.

En kötüsü de…

Bas bağırdı yıllardır insanlar:

“Kayıp değil, Tekke Bahçesi’nde gömülü…”

Ancak, 2017’de açılabildi oradaki mezarlar…

Değdi mi?

Bir acı gerçekle yüzleştik.

Ruso sayesinde…

Ailesine bunu yapanların iki cihanda huzur bulmayacağı aşikardır…

Evet, Ruso’yu Rumlar öldürdü…

Gidip ölüsünü almayan TMT’ciler de.

Tekke Bahçesi’ne gömerken “kimliğini bilip susan” ya da “bilme zahmetinde bulunmayanlar da…

Suçludur.

Ne yapsanız, Ruso ailesinin acısını dindirmez…

Bir mezar taşına hasret kaldı bir aile…

Bir camia…

Günahı boynunuza…

“Milliyetçilik” üzerinden siyaset ya da hamaset yapıp, cebini dolduranları bu yüzden sevmedim hayatım boyunca.

Daha da sevmem artık…

 


Polisler ne bekliyordu ki?

Polis, 45 yaşında emekli olacak…

Ölene kadar emekli maaşı alacak…

KKTC maliyesi de bunu karşılayacak…

Üstelik yasa geçer geçmez onlarca polis emekli olacak…

Yerlerine de yeni polis alınacak.

Anayasaya aykırı olduğu biline biline…

Bütçede karşılığı olmadığı biline biline…

Polisler sandı ki siyaset kendilerine bunu verecek…

Hayır polis bunu talep edebilir…

Çıkış noktası şu: “Çok zahmetli bir meslek. Yıpranıyoruz. 45’de emeklilik hakkımız…”

Ama şöyle bir şark kurnazlığı var…

“Seçim öncesi bastıralım ve alalım…”

E siyasetçi de bu değil mi?

Bakın bizim siyaset yapıcılarımıza…

Seçim dönemi geldi mi…

Ne yasa ne tüzük…

Varsa yoksa popülizm…

“Geçicileri kamu Hizmeti Komisyonu olmadan kadrolayacağını” düşünen bir anlayış, elbette, “polisleri de 45 yaşında maaşını ödeyerek emekli edebileceğini” düşünür…

Tuhaf olan şu ki…

Vatandaş da, “hukukun” değil, siyasetin her şeyi yapabileceğini düşünür…

Seçim var ya…

Siyaseti hukukun önünde sayıyoruz…