Köşe Yazarları

Eşekler Tükenecek Ki, Karpaz İskana Açılsın


Adam uyanık. Eşek çiftliği kurmuş, sütünü satıp zengin olmuş…

Haber iki gün önce Milliyet’te çıktı…

Bekledim, bekledim, bizim buralardan birinden bir ses çıkar mı diye, ama duymadım.

Bizimle ne alakası var diyen olabilir…

Var hem de nasıl…

Adam eşekleri Kıbrıs’tan “ithal” ettiğini söylüyor.

Bir de haberin videosunu koymuşlar, izledim.

200 eşeği varmış, günde elde ettiği 50 litre sütün büyük bölümünü, kozmetik firmalarına litresini 120 liradan satıyormuş. Günlük ortalama 6 bin TL kazanıyormuş.

Vay maşallah…

Ama “eşeklerin 120 tanesini Kıbrıs’tan topladım” diyor. Hala da topluyormuş…

Tanesini 500-1000 lira arası almışmış…

Benim bildiğim bu kadar eşeği ancak Karpaz’da bulmuş olabilir.

Peki ama Karpaz eşekleri koruma altında değil miydi?

Karpaz Özel Çevre Koruma Bölgesi değil miydi?

İçindeki sit alanları, eski eserler, bitkiler ve hayvanlar korunmayacak mıydı?

Gerçi açlıktan sağa sola saldırırlarken, tarla sahipleri tarafından vurulup, öldürülürlerken herhangi bir koruma olmadığı doğru da, ya satılmaları? Ülkeden dışarı çıkarılmaları?

Olayın fiziki tarafı da önemli.

120 eşekten bahsediyoruz, kediden değil…

Nasıl taşındı bu hayvanlar, yetkililerin hiç mi haberi olmadı?

Bu eşekler adadan nasıl çıktı?

Herhalde gemiyle taşındılar. Yine mi fark edilmediler?

Geçtiğimiz yıllarda  15 tane de eşek korucusu istihdam edilmemiş miydi?

Bunun gümrükçüsü var, polisi var.

Ne halse kimse görmemiş…

Ama işin can alıcı tarafı şu…

Anladığım kadarıyla birisi Karpaz’daki eşekleri toplayıp satıyor…

Belki de eşekler tükensin diye birileri de göz yumuyor…

Hatırladığım kadarıyla, 2002’de yılında Bakanlar Kurulu, Karpaz bölgesindeki yabani eşeklerin bir kısmının “köylülerin mülkiyetinde bulunan alanlara büyük zarar verdiği” gerekçesiyle ihraç edilmesine ilişkin bir akıl almaz bir karar almıştı.

Yeşil Barış Hareketi Derneği ve Kıbrıs Türk Biyologlar Derneği Yüksek İdare Mahkemesinde, kararın Çevre Yasası ve Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal davası açmışlardı. Sonucunu bulamadım.

Ama anlaşılan, nesillerini tüketmek bir devlet politikasıymış.

Son dönemdeki peşkeş furyasına Karpaz’ı da dahil etme girişimi var ya, cuk oturuyor bu iş.

“Baş belası” eşeklerden kurtulmadan, çevreciler orayı iskana açtırmazlar. Onun için önce eşeklerden kurtulmak lazım !!!

Dediğim gibi bu mutlaka bir politika. Yoksa onca eşek taşınacak da kimsenin haberi olmayacak mümkün mü…

Geçmiş olsun Karpaz…

Böyle duyarsız kaldığımız sürece, daha niceleri ensemizden zengin olur, biz de yeni kıyımları böyle viz viz ederek seyrederiz…

 

 

 

YERİN KULAĞI VAR

AKINCI UMUTSUZ:

Yeniden başlayan görüşmelerin ilk toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Akıncı, “böyle devam ederse zor. Herkes de biliyor, kabul etmek istemeseler de Temmuz sonrasında bu iş son derece zor olacak” dedi. Kastettiği, saatlerce masada tartışmak, ilerleme kaydedememek… Herşey aslında o kadar açık ki… Ağzımızla kuş tutsak, olacağı yok bu işin…

 

YENİ METODOLOJİ:

Görüşmelerin çıkmaza girme tehlikesne karşı, AKEL yeni metodoloji önerdi. Müzakerelerde konuşulmayan hiçbir konu kalmadığını, bu yöntemin artık verimsiz hale geldiğini ve tarafların pozisyon tekrarı yaparak zaman kaybettiğini ifade ederek, iki liderin askıda olan önemli sorunları bütünlüklü olarak görüşmelerini, bunun yanında mekik diplomasinin de devreye girmesini talep etti.

AKEL’in bu önerisi bir ilerleme sağlar mı bilemeyiz ama, onlara zaman kazandıracağı kesin…

 

STATÜKO SÜRMELİ:

“Açık barikatların hiçbir faydası olmamakla birlikte, sahte devletin düzeyini yükseltmekte ve onu güçlendirmektedir” diyen ELAM’cılar, geçiş kapılarının kapatılmasını istedi. Yarın bizdeki bazı örgütler de, aynı talepte bulunursa hiç şaşırmayacağım. Bunların tek ortak yanı, mevcut düzenden nemalanıyor olmaları. O nedenle adada varılacak olası bir çözüm işlerine gelmez, yaşamları statükonun devam etmesine bağlı…

 

GÜNDEM ADLİ VAKALAR:

Son zamanlarda ülkede yaşanan cinayet, uyuşturucu, bıçaklama ve tecavüz olaylarındaki artış, artık hepimizin şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken konular. Özellikle son günlerde artan adli olaylar, hepimizi harekete geçirmeli. Hükümet, kriz masası oluşturmalı, ilgili kurumların da katılımı ile  gereken kararlar acilen üretilmeli. Toplumun geleceğini yakından ilgilendiren bu olayların, bir an önce önüne geçilmeli, ülkenin suç cenneti olmaktan çıkarılması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır…  Sahi hükümetler ne için var?

 

ÇÖZÜM OLUR MU?:

Hani ülkede yaşanan sorunların çözümü için “kimlikle girişlere” son verilsin diyoruz ama, üçüncü ülkelerden gelenlerin de suç dosyaları oldukça kabarık. Bu insanlar ülkeye kimlik ile değil, pasaportla giriyorlar. Yani kimlikle girişlere son vermek, sorunlara  çözüm olmayabilir. Kontrolsüz nüfus akışını önlemek için, sıkı ve etkili bir denetim yanında, caydırıcı cezaların da uygulanması gerekir…

 

TEKDİRLE USLANMAYANIN:

Trafikte telefonla konuşma cezasının 800 TL’ye çıkarılacak haberleri bile caydırcı olmaya yetti… Bakan Dürüst’ün bu konudaki açıklamalarına sosyal medya üzerinden tepki gelse de, kararın doğru bir karar olduğu tartışılmaz. Polis trafik şubesi, bu kararla birlikte cezalarda büyük bir düşüş yaşandığını açıkladı. Hani bir söz vardır, “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” diye. Demek ki toplum olarak nasihatten anlamıyoruz. İlle de caydırıcı bir ceza olması gerek…

 

 

 

ZİRVEDEKİLER

Mete Tümerkan: “Gelinen aşamada Rum tarafında durum gerçekten vahim. Rum Liderliği bir açmazın içine doğru sürüklendi. Kapana sıkışıp kaldı. Adım atacak durumda değil. Cesareti yok. Olmayınca da adayı süratle bir belirsizliğe doğru sürükleyecek yönde gelişmelere fırsat veriyor. ‘Bir şey olmaz’ var sayımı ile, ‘ben yaparım olur, kimse de bana bir müdahalede bulunamaz’ anlayışı ile hareket ediyor…”

 

DİPTEKİLER

Vahşete İhtiyacımız Yok: Bu adaya yıllardır hırlısı, hırsızı herkes geliyor. Biraz kızsak da, günün sonunda kabulleniyoruz. Yıllar önce “gelen Türk, giden Türk” sözü boşuna söylenmedi. Gelenler hoş gelmiş ama, gelirken o vahşi arzularını, törelerini birlikte getirmesinler. En zor şartlarda direnen bu toplumun, kimsenin kültürüne, örf ve adetine hele de vahşi törelerine hiç ihtiyacı yok…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı