Eroğlu zeki adamdır.
Nasıl iktidarda kalınacağını, “siyaset yapıyorum” diyen herkesten iyi bilir.
Özel yöntemleri vardır.
Sabırlıdır.
Zamanını bekler…
Sadece kendi kitlesini yönetmekle kalmaz…
Rakibinin krizlerini de yönetmek için her yolu dener, başarılı olduğu birçok operasyon vardır.
Şimdi, yeni bir operasyonun arifesinde.
“Erken seçim” cümlesini bilerek kullandı.
“Kurt” dedik ya…
Boşuna değil.
UBP tabanı da, DP tabanı da “iktidarda” olmayı sever.
Bu nedenle değil mi ki, aynı taban, iktidarda hangi parti olursa olsun, kayar…
UBP iktidarında DP tabanı oralardadır.
DP iktidarlarında UBP tabanı oralardadır.
Hem UBP hem DP delegesi olan yüzlerce insan yok mu?
Var.
Start verildi
Aslında, Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu elinden çıkan ancak her cümlesi özenle seçilen açıklama, aynı zamanda Dr. Derviş Eroğlu’nun “kesinlikle Cumhurbaşkanı adayı olacağının” göstergesi.
Bakmayın siz “Kasımda karar vereceğim” söylemlerine.
UBP tabanı bu konuda yeteri kadar gaza geldi.
UBP’li bir dostum diyor ki, “İnanma sen UBP’de bazı isimlerin Derviş Bey’in aleyhine çalışacağına… Burada Derviş Bey’den başka tutunacak dal yok…”
Tablo da budur aslında…
Baksanıza, “ülkeyi yönetmeye talip” UBP kadrolarına…
“Ben aday değilim” dese Derviş Eroğlu, “B Planı” yok…
Karalar bağlayacaklar…
Ayar çekildi
Gelelim yazımızın ana konusuna…
Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklama, hem UBP hem de DP tabanına yönelik “ince ayar…”
Kimin ayarı?
Elbette, hem UBP hem de DP tabanının desteğini arzulayan Derviş Eroğlu’nun planı.
Tutar mı?
Göreceğiz…
UBP tabanı, bu mesajla, ciddi anlamda heyecanlandı.
Bu net.
Bu heyecan 39’uncu kuruluş resepsiyonuna yansıdı.
UBP son yılların en coşkulu kutlamalarından birini yaşadı.
Diğer taraftan da DP tabanına, “Bu zemin altınızdan kayabilir…” diyor.
Bir taraftan UBP tabanına, diğer taraftan DP tabanına “ince ayar” çekiyor.
Bakan olmaları Denktaş’ı kurtarmaz
Hasan Taçoy…
Hakan Dinçyürek…
Özdemir Berova…
Her üç isim de, “ismi Eroğlu’nun düğmeye basması ile UBP’ye geçecek isimler arasında” sayılıyordu…
“Serdar Denktaş neden kabinenin bütünü ile oynadı?” sorusuna, “DP’den kaçmasınlar diye” cevabı veriliyor.
Her üçü açısından da “ne ayıp…”
Siyaseti bu hale getirenler, buna alet olanlar ve bunu kullanarak makam mevki sahibi olanlar utansın.
Eğer böyle değilse, Taçoy, Dinçyürek ve Berova zaten bunu açıklar.
Ancak, lafı eveleyip geveleyip, uzatmaya gerek yok.
Bu üç isim de…
Herkes de biliyor ki, “Haydi UBP’de toplanıyoruz” diye bir proje için, Derviş Eroğlu tarafından düğmeye basılırsa…
Bu üç isim de Serdar Denktaş’a kalmaz.
Kalmayacak…
Gündüz “etek” giyer mi?
Menteş Gündüz, yeni kabinedeki köklü değişimin ardından son derece üzgün ve gergin.
Hatta diyor ki, “Bugüne kadar Güzelyurt’u sadece UBP düşündü…”
Belli ki, Sayın Menteş Gündüz çok kırgın.
UBP Güzelyurt’u düşündü de ne yaptı?
Mevcut bütünün içerisinde, UBP, diğer partilerden daha fazla ne yaptı?
Güzelyurt’un hali ortada.
Çarşının hali ortada.
Ahalinin psikolojisi ortada…
Narenciyenin hali ortada…
Tüm bunlar ortadayken, “Güzelyurt’u sadece UBP düşünüyor” demek, aslında zemin hazırlamaktır.
UBP’ye geçeceksen, geçersin.
Ama “gerekçe” bulmak…
Hele de gerekçe bulmaya çalışırken “komik olmak…”
Enteresan.
Bir duruşunuz olur, dağ gibi dikilirsiniz…
Ama “yana sağa- sola yalpa” vurmazsınız.
Doğrudur, Menteş Gündüz’ün eğitimi ve bugüne kadar yaptıkları, kabinede yer alması için yeterlidir.
Ancak, her kabine değişimi ya da oluşumu sonrasında bakan olmayanların parti değiştirme geleneğine devam etmesi, bu ülkede mide bulunduruyor.
Bizzat, Menteş Gündüz’ün kendisi, “Parti değişerek etek giymem” demişti…
Her ne kadar bu söylemi cinsiyet eşitliği açısından doğru bulmadığımı o günlerde de beyan etmişsem de…
Şimdi giyip giymeyeceğini göreceğiz…
































