
"İmzaları attıklarında pek mutluydular”
Ercan konusu, denetim olayının dışında çok başka boyutlar kazandı…
Hükümet oturup kafa yoruyor mu bilemem ama, kamuoyunda polemik konusu haline geldi.
Normal bir devlette, şu anda Bakanlar Kurulu havaalanı konusunu masaya yatırıyor olurdu…
Zira artık bir tek Ulaştırma Bakanı’nın üzerine bırakılamayacak yönleri var… Yani olay Tahsin Ertuğruloğlu ya da denetim konusunu çoktan aşmıştır. Söz konusu devletin tek havaalanıdır…
İrsen Küçük hükümeti, 13. maaşları ödemek için, ya da başka sebeplerle bu ihaleyi verdi. Verdi ve orada bıraktı. Çünkü sanki de hiç okumadıkları bir sözleşmeydi ve üstlerine düşeni yapmadılar. Dakika bir, gol bir, uygulayıcı şirketin eline koz verdiler…
Ardından gelenler ise, özellikle de DP, “Kesin iptal edeceğim” derken, iktidara gelir gelmez, şirketin sahibiyle neidüğü belirsiz bir aspir konusunda el sıkıştı. Ercan için bırakın sözleşme iptalini, bir politika dahi belirlemedi. DP ile hükümet ortaklığı yapan CTP de aynen öyle…
Üstelik CTP, iki dönemdir iktidar ortadığıdır. Bu sürede sözleşme takip edilmedi. Bu adam ne yapıyor ne yapmaya, ya da ne yapmamaya niyeti var bakılmadı. Taşyapı’nın, Terminal’i ortaklık haklarından dışlaması, şimdiki mesele değil. Biz bunu yazalı tam üç yıl olmuş. Olay Mayıs 2013’de, hem de özelleştirmenin gerçekleşmesinden hemen bir kaç ay sonra patlamıştı…
3 yılda gerçekleşen tek şey, Taşyapı’nın Ercan’da kafasına göre takılıp, vergileri arttırarak, para basması…
Oysa sözleşmenin orijinalinde, dış denetim ile ilgili husus da var. Parayı kimin ödeyeceği konusu ise, İhale şartnamesinde mevcut. Ancak, sözleşmeye yazılmamış. Uluslararası sözleşmelerde ya da böylesine büyük ihalelerde yapılamayacak kadar büyük bir hata…
Öyle ki, sanki de ihaleyi alana böyle gizli triklerle menfaat sağlanmış gibi…
Bu denetim hizmeti, sözleşmedeki işlerin teknik kalitesinin uluslararası standartlara göre yapılıp yapılmadığına bakmak için alınacaktı. O yüzden “Sayıştay, Ombudsman vs. gibi denetim organlarından yardım isteseydi” iddiası da komiktir, bilgisizliktir…
Tahsin Ertuğruloğlu, şirketin inşaata başlamama gerekçelerini bir bir ortadan kaldırdı ve bu denetim unsurunu da uygulamaya çalıştı, hem de devlete külfet getirmeden bu işi yapmak istedi.
Şimdi Taşyapı, Ombudsman’ın popülist çıkışından destek alarak ve ortalıktaki linç havasından da yararlanarak, “ödemeyeceğim” diye ortaya çıkıyor…
Oysa adamın asıl derdi, sözleşmedeki mükellefiyetlerini yerine getirmemek. Yani, derdi; 5 yıllık dönem içinde uluslararası trafiğe açık asgari 25.000 m2 büyüklüğünde bir yolcu terminalini ve asgari 400.000 m2 büyüklüğünde kaplamalı alanı yapmaktan yırtacağı bir ortam yaratmak…
Daha önce de yazmıştım, “dilerim bu 5 yıl dolmadan topladığı paraları alıp kaçmaz” diye. Görünen o ki, adamın ne terminal binası, ne apron inşaatını başlatmaya gönlü yok. Nasıl “KDV’yi ödemem” diye tutturup mahkemeye gitmişti, bu sefer de aynı yolu deniyor. Oysa işte KDV konusunda mahkeme KKTC’yi haklı buldu ve parayı çatır çatır ödetti…
Bu iş böyle gitmez… O onu suçlayacak, bu bunu suçlayacak derken, ya Emrullah pılıyı pırtıyı toplayıp, bir de devleti suçlayarak, kazandığı asgari 200 milyon euro’yu çantaya atıp kaçarsa, kim ne yapacak..? Şu anda devlet aleyhine açtığı bir çok dava var. Bir yenisini daha açar, olur biter…
Devlet önce şuna karar vermelidir; bu sözleşmeye devam mı edilecek, yoksa bütün sözleşme mi iptal edilecek. Orijinal sözleşmenin bir parçası olan Terminal Şirketi’nin, Taşyapı tarafından dışlanmış olması, sözleşmenin iptali için devletin eline yeterli gerekçeyi veriyor. Yani devlet yargıya gidip, sözleşmeyi bitirebilir. Unutulmasın ki, “Terminal” şirketi, bu sözleşmeye uluslararası hava limanı yapma tecrübesi var diye eklendi. Çünkü,uluslararası kurallara göre mutlaka bu gerekliydi. Ancak şimdi karşımızda bir tek inşaatçı Taşyapı var ve bu şirketin de tek başına, hava limanı yapma tecrübesi yok. İhaleye girme koşulları çoktan ortadan kalktı…
Hükümet, kollektif bir sorumluluktur. Konu devlet ciddiyeti içinde, “denetim” de dahil olmak üzere, tüm boyutlarıyla ele alınmalı ve bir devlet politikası belirlenip, ona göre hareket edilmeli. Hem yeni yeni sorunlarla karşılaşmamak, hem de rezil olmamak adına…
CTP şu ana kadar olayı uzaktan izlemiştir. Dıştan bakan birisi, CTP’yi muhalefette sanır. Bir an önce işin ciddiyetine varıp, elini taşın altına koymak zorundadır…
YERİN KULAĞI VAR
DEVAM EDERLER:
Bugünlerde iç siyaset oldukça ısınacağa benziyor. Su krizinin koalisyon ortaklığını bitirebileceği, hatta Cuma günü bu işin bitebileceği bile konuşuluyor. Özgürgün’ün Genel Sekreter Dursun Oğuz’la birlikte Ankara’ya yapacağı ziyareti bile buna bağlayanlar çoğunlukta. Bana sorarsanız, bu hükümet bozulmayacak. Ortaklar, su konusunda ortak bir yol bulup, hem bu sorunu, hem de hükümetteki krizi bitirecekler. Aksi, her ikisi için de kötü olur…
ATLA DEVE DEĞİL:
Suda gösterilen kararsızlık, başarısızlık umarım Ercan konusunda gösterilmez. Eğer öyle bir durum olursa, her iki olayın sorumluları olarak tarih, İrsen Küçük hükümetini değil, bu ve bundan önceki hükümeti yazacak. Aklım almıyor, avuçlarının içindeki yüzde 80’lik toplumsal desteği değerlendirmekten aciz bir hükümetimiz var. Sonuç alamıyor, irade gösteremiyor. Bu nasıl iş…
TARİH TEKERRÜR ETTİ:
Üç yıl önce de 13. maaşların ödenmesini, verdiği peşin 100 milyon euro ile sağlayan T&T şirketi, bu kez de yine 100 milyon euro’nun KDV’si olan, faizleriyle birlikte yaklaşık 19 milyon euro’yu, devletin kasasına yatırdı. Bu para da 13. maaşların ödenebilmesi için kullanılacak. 3 yıl önce yapılan uygulamaya tepki gösteren CTP, şimdi 13. maaşlar konusunda aynı pozisyona düştü. Seneye ne olur, bekleyip göreceğiz…
HESABINI KİM VERECEK:
Kalecik bölgesindeki AKSA Elektrik Santrali, siyah duman çıkarmaya devam ediyor. Güya filtre takmıştı. Ne oldu 3-5 gün çalıştırdı sonra durdurdu. Her işimiz böyle, takibini yapmıyoruz. Sonra da, ülkede neden bu kadar çok kanser vakası oluyor diye dövünüyoruz. Yediğimiz sebzeler, meyveler hormonlu ,santrallar de zehir saçıyor ve denetlenmiyorlarsa, bakalım başımıza daha neler gelecek…
LTB’YE DİKKAT:
Son günlerde konuştuğum çevreler Lefkoşa Belediyesine dikkat çekiyor. Maaşların ödenmesinin şimdilik belediye içerisindeki krizi önlediği ancak, mali durumun pek de göründüğü gibi olmadığı iddia ediliyor. 2016 yılının mali açıdan Lefkoşa Belediyesi için sıkıntılı geçeceği, borç miktarının geçmişe oranla hayli kabarık olduğu da yine konuşulan iddialar arasında. Ne diyelim, inşallah ikinci bir Bulutoğluları vakası yaşamaz Lefkoşalılar…
YİNE MÜŞAVİRLER KONUSU:
Sık sık müşavirler konusunu gündeme getirip, “evde oturuyorlar, her ay devletten maaş alıyorlar” eleştirisi yapmak hoşumuza gidiyor. İyi de bu insanlar kendi istekleriyle mi müşavir yapıldılar, onu sorgulayan yok. Varsa yoksa aldıkları paralar. Eğer hükümetler, bu insanların yeniden devlet kadrolarında çalışmaları için bir imkan yaratamıyorsa, onların ne suçu var…
ZİRVEDEKİLER
Birikim Özgür: "İlerici siyaset geleceğin kapılarını açar ama, o kapıdan geçecek olan toplumun kendisidir…İyi bir öğretmen, öğrencilerine kapıları açmaktan asla vazgeçmeyeceği gibi, ilerici bir siyasetçi de her ne tecrübe yaşarsa yaşasın, asla toplumuna küsmez ve son nefesine kadar geleceğin kapılarını açmak için canla başla çalışır…”.
DİPTEKİLER
AKSA: Kıbrıs Postası’nın özel haberine göre, Bakanlar Kurulu’nun kükürt oranı düşük yakıt zorunluluğu getirmesinin üstünden daha on gün geçmişken, AKSA yüksek kükürt oranlı yakıtı ülkeye sokmanın yolunu arıyormuş. İşte bizim asıl sorunumuz yine canavar gibi ortaya çıktı; otoritesizlik… Özel sektörün karıştığı her işte bir ayın oyun var. Devlet otoritesini gösteremediği için, adamlar hepimizle dalga geçiyorlar…
































