Enerji Kavgası Devam Ederken…

0
Eşref Çetinel

“Dün Havadis’in manşetine bayıldım! “Kıbrıs’ın gaz sancısı” diyordu! Neyse ki henüz koyuveren yok! Yani bardak taşmadı..

Buna karşın olanları hiç anlayamadığımdan şaşkınlığım da devam ediyor! Çünkü müzakerelerin yeniden başlaması için bir yandan da  zemin yoklaması yapılıyor! Ki bu “müzakereler” olayı  artık gevezeliğe dönüştü!

ÇÜNKÜ “Müzakerelerin çözüme yönelik inşaatı  (biz beğenmesek de) “birleştirilmiş Kıbrıs” üzerine temellendirilmek isteniyor. Dolayısıyla Rum tarafının Türk tarafı ile nasıl bir ortak devlet kuracağı çok önem kazanıyor. Mesela Serdar Denktaş’ın daha hükümet kurulmadan söylediği bir laf vardı. Kuzey’le Güney arasında önce ara anlaşmalar yapılmalı” diyordu.

Zaten Sivil toplum Örgütlerinin bir görevi de bu değil miydi? İki tarafı Kıbrıs adası çıkarları için bir araya getirmek.. Hem barışı tesis etmek, hem çözümü sağlamak!

FAKAT bakıyoruz, Rum tarafı bırakın “ara  anlaşmaları” falan.. Müzakereler devam ederken bile “tüm adanın tek devleti” gibi hareket ederek,  Kuzey’i alabandasına çekmek için uğraşıyor! Ve çok kısaca  oluşturulmak istenen yakınlaşmayı berhava ediyor.

Mesela son günlerde iki öğretmenler sendikasının gündeme getirdiği “karma evliliklerden doğan çocukların, gençlerin Kıbrıs vatandaşlığı” olayı gibi!  Güney hani şu “Türkiyesizleştirilmiş Kıbrıs siyaseti” nedeniyle bu konuda ayak sürüyor.. Dolayısıyla sözünü ettiğimiz ve “yakınlaşmaları” sağlayacak “ara anlaşmalar” da gerçekleştirilemiyor..

GAZ konusu, diğer ifadesiyle tüm adayı ilgilendiren ve ileride kaçınılmaz olarak ilgilendirecek olan “enerji sorunu” bunların en önemlilerinden..

Nitekim Rum tarafına su verelim dedik istemedi! Şimdi TC’den kablo ile elektrik  gelecek, yine teklifte bulunacağız (bizim de hediye  merakımız bu) yine reddedecek!

Sonra da kimsenin yemediği herzeyi yiyerek, “Kıbrıs’ın çevresini  parsel parsel numaralandırarak  Doğu Akdeniz’de en uzun  kıyı şeridine  sahip TC’nin  haklarını da gasp ederek bir yandan da yabancı şirketlerin sondajlarını devreye sokarak hidrokarbon yataklarına ulaşacak, “hepsi benim” diyecek!

İNSAN bir döner de bakar: “Bölgemizdeki bu savaşlar neden koptu, neden devam ediyor diye.” “ABD’nin Rusya’nın ne işi vardır Ortadoğu’da” diye sorar! Tüm bu gelişmelerin bir nedeni de  “petrol” dolayısıyla enerjiye sahiplik koymak için değil mi?  Neden ABD Suriye’de PYD’ı  devlet yapmak istiyor. Enerji yollarını bu sayede elinde tutmak için değil mi?

Ve bu gerçekler yaşanırken Anastasiadis’li Güney’e bakın! Hiç sana tek başına o hidrokarbon yataklarını yedirirler mi? Sağlığına da zarar çünkü sancıdan canın çıkar…                [divide color=”#”]     [/divide]

VİCDANLARI SIZLATMAK DA HUKUKSUZLUKTUR!

Altı eylemci 22 Ocak’ta Afrika gazetesine yaptıkları saldırı nedeniyle para ve hapis cezasına çarptırıldılar..

Hukuk devletiysek elbette bu tip “cana mala zarar verici saldırılar cezalandırılacaktır.

ANCAK “etik” dediğimiz ahlâki normlar ve  ve “toplumsal değerler” üzerine kurulan hukuku “çiğneyenlerin” cezalandırılması kadar; şu veya bu şekilde “hukuku bile çiğnettirmeye suç işlemeye azmettirenlere” de dikkat etmek gerekir!

Hamaset nutku atacak değiliz. Ancak yaşadığımız gerçekleri gözlerimizi kapayıp, “görmüyoruz dolayısıyla bize ne” diyerek de kışılamayacağız..

OLAY şu:   Zeytin Dalı Harekâtı 1974 Kıbrıs harekâtından çok daha önemli, çok daha tehlikeli, çok hayati ve ulusal  bir konu..                   Düşünün ki Türkiye sadece teröristlerle değil; Amerika ile Rusya ile de türlü çeşitli politik ilişkilerde uğraşmak zorunda kalıyor.. Ve Erdoğan’nın ifadesi ile “Türk askeri savaşırken bir yandan da bu ülkelerle müzakere üzerine müzakereler yapılıyor..”

Fakat asıl büyük olay şu oluyor: “Her gün sınır ötesi savaşlar nedeniyle şehit haberleri geliyor. Türk askerleri şehit oluyor, canlar ciğerler yanıyor..

ŞİMDİ soralım: “Bu kadar yalın bir harekât söz konusu olur ve gelişen savaşlar sadece Türkiye’yi değil tüm Ortadoğu’yu Kıbrıs’ı da içine alan coğrafyasıyla olumsuz etkilerken, sen kalkıp da Türkiye’ye “işgalci” der misin? Hatta “Kıbrıs’tan sonra bir işgal daha” diyerek eleştirilerde bulunur musun? Eleştirilerine de “fikir özgürlüğü vardır” kulpu takar mısın?

Sonucu ne olur? Elbette alkışlayanlarla kınayanlar olur ama hiçbir etik ve  vicdani  duyguya, şehit haberleri peşi peşine gelirken “Türkiye işgalcidir” yahut “saldırgandır” suçlamalarını kabul ettiremezsiniz..

UZATMAK istemiyorum. İnsanlar tuttukları futbol takımları uğruna kavga ederler… İnsanlar Solcu Sağcı diye kavga ederler… TC’de olduğu gibi insanlar Fetöcü, PKK’lı derken halkı bölük pörçük ederler.. Siyasi partiler bile iktidar muhalefet kavgaları sonucu Meclisi darmadağın ederler..

Fakat bu insanların “bizimdir” dedikleri bir vatanı, bir milleti bir bayrağı bir ulusal marşı vardır. Eğer “Türküm” diyorlarsa!

YOK “ben değilim” diyorsa o zaman sorarlar. Ya nesin? Tercih hakkı cevap verenin olsun..                                                                               Fakat insanların aidiyetlerine kazınmış, kimlik ve ulusal değerleri bir ortak vatan, millet ve devletle bütünleşmişse… Kimselerin bu insanları “farklılık fantaziyaları” satmak uğruna rencide etmeye, azmettirmeye, ulusal duygularıyla oynamaya hakkı olamaz! Hukuk cevaz verse de “vicdanlar” izin vermez!                                         [divide color=”#”]     [/divide]

KISACA TAKILDIĞIM: (HESAP İŞİ!)

       Teşbihte hata olur mu olmaz mı bilmiyorum ama vakta ki kiralık arabaların plakalarının yeniden değiştirileceğini bunun da 700 bin TL mal olacağını işittiğimde, ağzımdan gayrıihtiyari şu cümle döküldü.                “Hesabını bilmeyen öküz senede bir çift boynuzdan olur..” KKTC’ de yani bizde ise  haddi hesabı yok!