Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

En son umutlar ölür…

Tipik müzakere halleri.

Zor konulara girildikçe daha da fena olacak bu haller.

Sinirler gerilecek, sesler yükselecek, masalar yumruklanacak ve hatta kapılar çarpılacak.

Tam da koptu kopuyor derken tıpış tıpış masaya dönülecek yine.

Çünkü görüşmeleri koparmak, anlaşma yapmaktan daha da zordur.

Görüşmeleri koparmak en minimal tespitle şuandaki statükonun devam etmesi demektir.

Örneğin “bir tek Türk askeri kalmasını istemiyorum” diyen taraf için 30 bin Türk askerinin süresi belirsiz yıllar boyunca adada kalması demektir.

“Siyasal eşitliğimi istiyorum” diyen taraf için süresi belirsiz yıllar eşitsiz ve uluslar arası hukukun dışında kalmak demektir.

Bunlar olması muhtemelen minimal gelişmeler.

Konjonktürün baş döndürücü bir hızla değiştiği bu vahşi dünyada neler olabileceğini kimse kestiremiyor.

İşte bu “kestirememe durumu” sağcısından solcusuna herkesi darmadağın ediyor.

Belirsizliğin yaratacağı kötü sürprizlerin halkların en büyük düşmanı olduğunu herkes çok iyi biliyor.

 

***

 

Dolayısı ile masada kalmak ve akıl yolunda bir öngörülebilir çözüme ulaşmak iki taraf için de evladır.

Öngörülebilir bir çözümde taraflar minimum şekilde zararlı çıkacakları koşulları yaratmak için masada taktik davranışlarda bulunuyorlar.

Bunun adını da “Kıbrıslı Türklerin çıkarları”, “Kıbrıslı Rumların çıkarları” olarak koydular.

Bu “çıkarlar” elbette yüzde yüz kesişmiyor.

Zaten kesişseydi bu kadar zahmetli görüşmelere gerek kalmazdı.

Emin olunuz ki şimdi kapalı kapılar arkasında yapılan yüzdelik hesaplarıdır.

“Yüzde yüz ne istiyorum ve bunun yüzde kaçını elde ettim.”

Sürdürülen pazarlık da bunun üzerindendir.

Hani var ya “bu olmazsa halk hayır der” korkutmacası bu yüzdeliği yukarı çekmek için yaratılan gerekçedir.

Her iki taraf da isteklerinin yüzde yüz karşılanacağı bir anlaşmanın mümkün olmadığını çok iyi biliyor.

Ama yüzde yüze ulaşmak için de korkunç bir inatla müzakere ediyor.

Biliniz ki bu durum müzakerenin doğal yapısında vardır.

Ve vatandaşlar olarak buna da katlanmak zorundayız.

 

***

 

Bu görüşmeler kopar mı?

Zannetmiyorum.

“İstediğim olmazsa bu görüşmeler biter” şeklindeki horozlanmalar biter mi?

Zannetmiyorum.

Hatta son gün son dakikaya kadar devam edecek diye öngörüyorum.

Bu görüşmelerden bir sonuç çıkar mı?

Tavsiyem son gün son dakikaya kadar umudunuzu sürdürünüz.

Çünkü umut etmek hayatın kendisidir.

Ve en son umutlar ölür.