Kıbrıs sorunu ile ilgili çok ciddi bir hareketlenme var.
Downer adaya geliyor.
Neden?
Uzlaşı metni için.
Tam bu noktada, Cumhurbaşkanı diyor ki, “Ortak metni boş verin, masaya oturalım…”
Otursalar ne olacak?
Ortak metin için dört aydır uğraşan iki lider, hangi noktada uzlaşarak ilerleyecek?
Ortak metin konusunda birçok noktada önemli uzlaşılar varken, bunları aşmak için BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi adaya gelecekken, bu kez de ana muhalefet lideri Hüseyin Özgürgün, “Gezmek için gelsin” diyor…
Güney Kıbrıs’ta “uzlaştık” denilen ortak metnin “ruhuna dinamit” koyacak öneriler yaparak, masayı dağıtan siyasetçilere hiç diyeceğim bir şey yok.
Ya başaramazsa?
Downer ortak metin için geliyor. Bu kez başarmak istiyor.
Ortak metin, birçok kritik noktada, önemli uzlaşılar içeriyor. Türk tarafı son teklifini yaptı ve bu BM tarafından uygun bulundu.
Rum tarafı, bir noktada çakılı kaldı, kelimelerle dans ediyor.
Downer bu noktada adaya geliyor.
Son dönemlerde, Downer ile ilgili haberleri yakından takip edenler, dünyanın başka bölgelerinde, çok önemli görevler alabileceğini de kestiriyor.
Ülkesi Avustralya, kendisine çok daha farklı görevler biçiyor, tekliflerde bulunuyor.
En kritik geliş
Downer, kritik bir geliş arifesinde.
Gelecek, liderleri bir kez daha yoklayacak.
“Ortak metin” üzerinde çalışacak.
CV’sine, “Kıbrıs sorununu çözen adam” yazdırma arzusu olsa da, ciddi hayal kırıklıkları yaşıyor.
Bu gelişte de başarısız olursa Downer, bir daha “BM özel temsilcisi” olarak adaya gelemeyebilir.
Bu ihtimal da var.
Eğer, liderler bu uzlaşı noktasından geriye düşerse, Downer’ın da yapacak bir şeyi kalmayabilir.
Bu kaçıncı başarısızlık olacak?
Bu noktada, Downer’ın dünyanın başka bölgelerinde, başka görevlere yelken açması olasılığı çok yüksek.
Yine aylar geçecek
Bu ne demek biliyor musunuz?
Yeni temsilci atama girişimleri… Yeni isim tartışmaları…
Yeni bir isme onay…
Güven mektubu süreçleri…
Kıbrıs sorununu anlama süreci…
Yani yine kayıp aylar, yıllar demek…
Bu nedenle, liderlerin, bu gelişinde Downer’a nasıl yardımcı olacaklarını, olmak isteyip- istemediklerini yakından takip etmekte fayda vardır…
***
Nami hassas noktada
Özdil Nami, bu süreçte, daha farklı bir rol üstlendi.
Bir tarafta, “Tek bir çakıl taşı bile vermeyiz” politikası ile Kıbrıslı Türklere liderlik eden Eroğlu ve müzakere ekibi…
Diğer tarafta, Papadopulos’un ruhu destekli, “evet” dediği Annan Planı’nı dahi yalanlayan Anastasiadis ve müzakere ekibi.
Söylemlerini seçerken, ince eleyip sık dokuyor…
“Kimseyi eleştirmek istemiyorum” diyor…
“Liderleri cesaretlendirmemiz gerekiyor” diyor…
“Çözüm olsun da, Eroğlu ve Anastasiadis imzalasın” politikası güdüyor.
Velhasıl, müzakere masasının dağılmaması için, çözüme güçlü destek vermeyen ama müzakere masasında oturan taraflar arasında Dışişleri Bakanı olarak, “barış dilini” kullanmakta ısrar ediyor.
“Eroğlu’nun tavrını eleştirmek” bir yana, “Eroğlu’na en güçlü desteği veren” kişi pozisyonuna dahi giriyor…
Çözüm için…
Nami, Hassas bir noktada, önemli bir görev üstleniyor… Umarım, tüm kesimler, ayni iyimserliği ve çabayı ortaya koyar…
Umarım…
***
Serbest mi kaldılar?
Devrim demir uzandı kapıdan…
“Hüseyin abi zanlılar serbest kaldı” dedi…
Hayretle söyledi…
Anlamadım önce…
Masanın üstü darmadağın, kulakta kulaklıklar, bir taraftan telefon, bir taraftan odaya girip çıkanlar…
“Hangi zanlılar” dedim…
“Sebze- meyve işi” dedi…
“Nasıl yani?” dedim…
“100 bin TL kefalet ödediler ve serbest kaldılar” dedi.
Şimdi otursam bir kamyon yazı yazsam, ne olacak…
Yarın sabah tümü de halde olacak.
Önce “zehirli patlıcanla” gündeme geldiler…
Şimdi cennet hurması…
Ne utanma, ne vicdan…
Bu arada, konuyu ilk günden bu yana gündemde tuttuğumuz için bana da mesaj göndermişler:
“Başka bir şey yoktur ama da durmadan bizi yazar.”
Ne kadar kadar basit değil mi?
“Başka bir şey yoktur ama…”
“Domuz ölünüzün körü var” diyeceğim, çok kaba olacak. Sanki çok basit bir olay…
TIR’da zehirli ürün tespit edilecek…
Mühürlenecek…
Siz bu mührü kıracaksınız…
Yerine eski ürünleri koyacaksınız…
Zehirliyi de hale indireceksiniz?
Neden kırdılar?
Neden indirdiler?
İneklere mi yedirilecekti o cennet hurmaları…
Biz yiyecektik…
Ve evet, serbest kaldılar… Bıraktıkları yerden devam etmek için mi?
Hepimizin sağlığı ile oynayanlar, üstüne bir de “hesap sorar” pozisyona geçiyor.
Gelin dövün da bizi bugün, yazdık diye…
































