KıbrısManşet

Elvan Şenkayalar: “Kalbinizin sesini dinleyin”






Mimar ve fotoğraf sanatçısı Elvan Şenkayalar sanatın iyi insan olmanın en önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi ve vurguladı:

 

Şenkayalar: Kim, neyi yapmayı seviyorsa, sadece kalbinin sesini  dinleyerek onu yapsın. Kalbimizin sesini dinleyelim ve sadece kendimizle yarışalım.Çünkü sanat, iyi insan olmanın en büyük besleyici unsurlarından biridir



Şenkayalar: Fotoğraf kendinizi ifade etmek için çok güzel bir araçtır

Şenkayalar: Çok güzel gelişmeler oluyor, ülkemizdeki sanat ve sanatçılarımız adına.Sanatçılarımızın kendini ifade edebileceği platformlar doğuyor yavaş yavaş.

HK Ajans

Bu hafta sizi mesleği mimarlık olan ve tasarım ile sanat tutkusunu fotoğrafla pekiştiren bir sanatçı ile tanıştıracağız. Öncelikle zihninde fotoğraflar çeken ve daha sonra bunu görselliğe taşıyan Elvan Şenkayalar, oldukça pozitif ve kalbinin sesini dinleyerek fotoğraf sanatı yolundaki mutluluğunu dile getiren biri. Hayatta birçok idealleri olan ve bunları gerçekleştirmek için adım adım ilerleyen Şenkayalar, herkese de mutlu olmaları için kalbinin sesini dinleyerek, içinden ne yapmak geliyorsa onu hayata geçirmeleri önerisinde bulundu. İşte detaylar….

Esas mesleğim mimarlık

SORU:  Öncelikle bize biraz  kendinizden bahseder misiniz?

ŞENKAYALAR: Ben, sevdiği işi yapan şanslı insanlardanım. İşini insani değerleri ve mesleğimin sanat boyutunu ön planda tutarak icra etmeye çalışan bir mimarım. 6 yıl sektörde tecrübe kazandıktan sonra 2005 yılında açtığım kendi mimarlık ofisimde çalışmaya devam ediyorum. Ayni zamanda son bir yıldır  DAÜ İç Mimarlık Bölümü’nde part-time öğretim görevlisiyim ve 18 yıllık mesleki tecrübe ve birikimimi aktarmak, öğretmek en büyük tutkularımdan biri haline geldi. Fotoğraf çekmek ise benim için bir hobinin çok ötesinde, hayata bakış açımı yansıtan, sanatla daha çok iç içe olmamı sağlayan çok güçlü bir araç. Mimarlık mesleğimi, ilgi alanlarımı ve hayatta yapmayı sevdiğim şeyleri ele alırsak, aslıda kendime tasarımcı kimliğini yakıştırıyorum, sanırım benim yaşam amacım bu; tasarlamak, yaratmak ve üretmek. Fotoğraf çekmek için bile önceden tasarım yapıyorum.

Kafamın içinde fotoğraflar çekmekle başladı herşey

SORU: Fotoğraf çekme merakı nasıl doğdu sizde?

ŞENKAYALAR:  Fotoğraf çekme arzumun çok uzun bir geçmişi var. Her şeyden önce kafamın içinde fotoğraflar çekmekle başladım diyebilirim çok küçük yaşlarda. Zaten mesleğimle de çok bağdaşlaştırıyorum. Tıpkı kendimi bildim bileli mimar olmak istediğim gibi görselleri belgelemek, görseller aracılığı ile hikayeler anlatmak çabam vardı. Fotoğrafı, öylece makineyi alıp çekmezsiniz. Önce baktığınız ve gördüğünüz şeyi, o kadrajı kafanızın içerisinde oluşturup sonra deklanşöre basarsınız. Bununla ne ifade etmek, nasıl bir mesaj vermek istediğinizi kurgularsınız. İşte, bu görsel olan şeyleri irdeleme merağım, zaman içinde beni “bunları bir şekilde ifade edip belgelemeliyim”e itti. Ve üniversiteden mezun olduktan sonra nasıl kullanacağımı bile bilmeden bir profesyonel analog fotoğraf makinesi aldım. O zamanlar fotoğraf dernekleri,çalışmalar, eğitimler, internet ve digital unsurlar ile ilgili yeterli ortam, bilgi ve erişim yoktu. O yüzden kendi başıma, bilinçsiz ve içgüdüsel olarak uğraşmaya başladım. Bugün hala dönüp bakıyorum o zamanki fotoğraflara, şimdiki gözle irdeliyorum. Aslında bakış açımın hep ayni olduğunu, görsel üretmek adına farklı bir arayış içinde olduğumu görüyorum. Sadece zaman içinde ve günümüz imkanlarıyla çok emek vererek gelişmeye çalışıyorum. Bir tasarımcı olmamın iyi görsel üretebilmem adına çok büyük etkileri var ama fotoğraf için en çok sanat, edebiyat ve felsefeden besleniyorum. Çünkü sadece göze hoş gelen değil bir hikayesi olan, duygu ve düşünce oluşturan, mesaj veren fotoğraflar çekmeyi seviyorum.

Fotoğraf konusunda eğitim alıyorum

SORU: Fotoğraf konusunda herhangi bir eğitim aldınız mı?

ŞENKAYALAR: Uzun zamandır Kıbrıs Fotoğraf Sanatı Derneği’ne üyeyim ve dernek ortamlarındaki çalışma ve bilinçlendirmenin etkisine çok inanıyorum. Danıştığım çok değerli üstadlar var. Sanata olan düşkünlüğüm bağlamında da kendimi geliştirmeye, okumaya, çizmeye, görsel sanatları takip etmeye çalışırım. Eğitim adına şu anda Açık Öğretim Fakültesi, Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’nde okuyorum. Tabi ki bu eğitim fotoğraf sanatının tarihi, kültürü, gerekli teknik ve sanatsal bilgileri adına beni teorik olarak beslemektedir. Gelişmek adına en iyi eğitim uygulamadır. Hata yapmaktan korkmadan sürekli uygulamak, fotoğraf çekmek, eleştiriye açık ve iyi bir gözlemci olmak gerekiyor. Ve en önemlisi de “ben oldum” dememek ve bunun yaşam boyu süren bir gelişim olduğunu bilmek.

Hedefim, iyi bir fotoğraf sanatçısı olmak

SORU: Tüm çalışmalar çerçevesinde hedefimiz nedir?

ŞENKAYALAR: Gerek mesleğim gerekse fotoğraf sanatı adına pek çok hedefim ve  projelerim var. Her ne yapıyorsam daha iyi nasıl yapabilirim diye uğraşıyorum. Fotoğraf adına gerçekten iyi bir fotoğraf sanatçısı olmak ve bunu kalıcı bir şekilde icra edip paylaşabileceğim platformlara ulaşmak istiyorum. Uluslararası fotoğraf sanatçısı ünvanı almak için başlattığım çalışmalara ağırlık vermekteyim. Ancak ünvan almak başardınız anlamına gelmiyor. Başarmak için sürekli gelişmek, çalışmak ve üretmek gerekiyor, ben de bunun için bu yolda yürümeye devam edeceğim.

Yapmam gereken çok şey var

SORU. Bu durumda ilerki dönemlerde sergi açmak da gündeme gelebilir mi?

ŞENKAYALAR: Evet tabii ki. Alt başlık olarak, sergiler açmak, fotoğraf adına  bir takım projelerin içinde bulunmak. Yaptığım çalışmaları pek çok kişiye ve sektöre ulaştırmak. Bunların hepsi gündemde. Yapacak çok şey var ve hepsi beni çok heyecanlandırıyor. Yavaş yavaş kendi hedeflerimi sıraya koyup, bunlar için daha gözle görülür adımlar atmak ve paylaşabilmek adına çalışmalarımı sürdürüyorum.

Tasarım çok önemli

SORU: Tasarım konusunda neler yapıyorsunuz?

ŞENKAYALAR: Mesleğim olan mimarlık zaten başlı başına bir tasarım alanı. Mimarlık daha fazla teknik boyutuyla algılanıyor. Ama herşeyden önce mimarlığın da sanatın çok önemli bir ögesi olduğunu vurgulamak gerekir. O yüzden de en başta mesleğimle tasarım yönümü ortaya koyuyorum. Eğer hassas bir tasarımcıysanız, herşeye farklı bir gözle, yeniden yaratma, düzenleme, karakter katma güdüsüyle bakarsınız. Hayal ettiğim bir objeyi eğer bulamazsam, tasarlayıp yaptırma ya da yapma eğilimdeyim. Örneğin istediğim gibi kahve fincanı bulamayıp, kendim tasarlayıp yapmak istemekle son zamanlarda seramikle uğraşmaya başlamam buna küçük bir örnek olabilir. Fotoğrafta da ‘styling’ yapmak en çok sevdiğim şeylerden biri. O yüzden konsept içerikli still-life, natürmort fotoğraflar çekmeye daha çok ağırlık veriyorum. Bu iş o sahneyi kurgulayabilme arzusu ve becerinizle başlar. Tek tek o objeleri bir araya nasıl getirirsiniz, aktarmak istediğiniz görsel mesaj ne olur nesnelerle. Fotoğraf stilistliği de aslında bir görsel tasarım işi ve benim için ayrı bir keyif.

Mimar sadece teknik gözle bakmamalı

SORU: Bir sanatçı gözü ile baktığınız zaman ülkemizdeki bina kirliliğini nasıl yorumlarsınız?

ŞENKAYALAR:  Bu konuda içimin sızladığı doğrudur. Özellikle akdeniz kültürü taşıyan bir ada ülkesi olarak, benzer kültürlerle karşılaştırdığımız zaman “bizde neden böyle değil” diye sorguluyorsunuz. Ben, Şehir Planlama, politik hatalara hiç değinmek istemiyorum bunlar zaten bol bol gündemde.  Ben başka bir açıyla yorum yapmak istiyorum. Önce herkesin bireysel olarak sorumluluk alması gerektiğine inanıyorum. Kültürümüze sahip çıkmakla başlamak lazım. Örneğin özümüzde nasıl yaşadığımızı, mahalle kültürümüzü yitirmişsek, tek başına binalardan bunu oluşturmasını bekleyemeyiz. Çok küçük ölçekten, mesela kapımızın önünden başlayıp ayni hassasiyeti bütüne yöneltmeliyiz. Mimar olarak misyonumuz sandığımızdan çok daha fazladır. Çektiğimiz her bir çizginin bir bireyin, bir ailenin, bir mahallenin, bir toplumun nasıl yaşayacağına, bir kültürün nasıl devam edeceğine ya da bir şehrin nasıl yeniden şekilleneceğine dair çok önemli kararlar içerdiğinin farkında olmamız gerekiyor. Elbette bu sadece bizlerin yükü değil ama sistemin önemli bir parçasıyız. Çok sevdiğim bir arkadaşım benim için “hayat çiziyorsun” demişti.  Bu ifadenin içindeki sorumluluk o kadar kıymetli ki. Biz mimarlar aslında hayat çiziyoruz.

Fotoğraf kendinizi ifade etmek için çok güzel bir araçtır

SORU: Ülkemizde insanların bir çoğunun kendini sanata vermesi, fotoğraf çekmeye başlamasını, doğaya kendini bırakmasını, nasıl yorumlamak gerekir?

ŞENKAYALAR: Herşeyden önce ben, bireylerin bir şekilde kendini ifade etme, duygusunu, düşüncesini, etrafını nasıl algıladığını ifade edip bunu herkesle paylaşma güdüsü olarak algılıyorum bunu. Şehrin gürültüsünden, stresten kaçış için zaten sanat en güzel araçtır. Özellikle fotoğraf çok güzel bir yol ve bunun bu açından da çoğalması çok güzel birşey. Aynı şeyin fotoğrafını ikimiz de çeksek, göreceğiz ki arada çok fark olacak. Yani, sizin algılayışınız başka, benim algılayışım başkadır. Dolayısıyla, etrafımı, dünyamı nasıl algılıyorum? Doğayı nasıl algılıyorum? Ben hangi parçaya dikkatimi veriyorum o bütünün içinde? Bunları bulup, bunları çekip paylaşma aslında bireylerin kendini ifade biçimi. Fotoğraf, çok güzel bir araçtır kendinizi ifade etmek için.

Yaratmak, üretmek, tasarlamak

SORU: İlerde yapmak istedikleriniz arasında neler var?

ŞENKAYALAR:  O kadar çok hayalim var ki. Hepsi de dönüp dolaşıp ya mesleğimin ucunda birşeydir, ya fotoğrafçılıkla alakalı birşeydir. Ama yine bütün hedef ve hayallerimin içerisinde yaratmak, üretmek, tasarlamak var. Ve bunu da paylaşmak var. Hep bunlar sanat icra etmekle alakalı şeyler. Ancak, bunlardan farklı bir hedef olarak, farklı bir lisan, İspanyolca öğrenmeyi çok istiyorum. Bol bol seyahat etmeye çalışıyorum ve daha çok gezip görmek, daha çok öğrenmek istiyorum. Şu an İspanyol bir öğretmenden ders alıyorum. İspanyolca filmler izliyor, müzikler dinliyorum. Bir an önce konuşmalıyım.

Sanat ve sanatçı adına güzel şeyler oluyor

SORU: Ülkedeki sanatı ve sanatçıları hangi noktada görüyorsunuz?

ŞENKAYALAR: Ben çoğunluğun aksine olumlu şeyleri göreceğim. Birşeylerin değişmesi için bir yerden başlamak gerekiyorsa, bu ülkede bir yerden başlandığına ve güzel gelişmeler olduğuna inanıyorum. Sadece sanatçılarımızın değil, yaratan, üreten pek çok bireyin kendini ortaya koyabilecekleri ortamlar doğuyor yavaş yavaş. Sanatlarını icra edebilecekleri guruplar, topluluklar oluşmaya başlıyor. Çok güzel eski binalarımız bu yolda değerleniyor. Siz pes etmedikçe, bu yolda fedakarlığı göze aldıkça, herşeyden önce kendiniz için uyguladıkça ve paylaştıkça toplum daha da bilinçlenecektir. Eskiden belki daha az anlaşılırdı sanat ancak şimdi, gördükçe, paylaşıldıkça, ısrar ettikçe ve dünyaya açıldıkça bu bağlamda bir farkındalık doğduğunu gözlemliyorum ve bu kesinlikle geriye gitmeyecektir.

Devlet de sanatın değerini anlıyor artık

SORU:  Sanatçılar olarak devletten beklentiniz nedir?

ŞENKAYALAR: Elbette beklentimiz var. Pek çok gelişmeler, bireysel ve topluluk olarak çaba ve çalışmalar var sanat adına ama bunu sürdürülebilir hale getirmek çok önemli. Bunun için esas devlete iş düşüyor. Çeşitli mekanlar oluşturulması gerekiyor, ulusal sanat galerisi gibi. Okullarda eğitim sistemimizin önemli bir parçası haline gelmeli sanat. Maddi desteğe, ulusal ve uluslararası kapıların bizlere açılmasına ihtiyacımız olduğu kadar manevi desteğe de ihtiyaç var. Bunun için bu sistem sanata ve eğitime değer veriyor diye hissetmek istiyoruz. Yurt dışındaki yarışmalarda, organizasyonlarda bulunulması ve ev sahipliği yapılabilmesi için destek verilmeli. Verildiğini de duyuyoruz aslında, onlar da yavaş yavaş sanatın, bir toplumun gelişmesi için ne kadar önemli olduğunu kavrıyor. O yüzden daha da iyi olacağımıza inanıyorum.

Kalbimizin sesini dinleyelim

SORU: Son olarak nasıl bir mesaj vermek isteriniz?

ŞENKAYALAR: Vermek istediğim mesaj genel olacak. Ben her zaman, her kim ne yapıyorsa, neyi yapmayı seviyorsa gerçekten sadece kalbinin sesini  dinleyerek onu yapmasını isterim. Bunun için çok çalışmak ama severek çalışmak çok önemli. Kalbimizin sesini dinleyelim ve sadece kendimizle yarışalım.  Sanata her zaman bağlı kalalım. Çünkü sanat, iyi insan olmanın en büyük besleyici unsurlarından biridir.







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu