Dün Havadis’in manşetteki başlıklarına baktıktan sonra öylesine içim karardı ki, diğer haberlerin hiç bir önemi kalmadı…
Bir yandan vergilerimizin har vurup harman savrulduğu ve karşılığında yıllarca sıfır hizmet aldığımız Lefkoşa Türk Belediyesi ile ilgili rapor, diğer yandan, Kooperatif Merkez Bankası’ndaki rezaletler, İngiltere’ye gidecek öğretmenlerle ilgili şaibeler…
Öyle ki, hepsi için de her gün yeni haberler geliyor. Yolsuzluğun, usulsüzlüğün haddi hesabı yok…
Peki biz bunları bilmiyor muyduk..?
Pekala biliyorduk. Gözümüzün önünde oldular…
Ancak denetim ve yargı mekanizması yavaş işlediğinden, hatta çoğu zaman siyasi güçler tarafından hasıraltı edildiğinden, sonu gelmiyor…
LTB’nin halkın umutla seçtiği Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, çaresiz. Raporda ismi geçenleri istifaya davet ediyor, istifa etmeyene bir çeşit “mobbing” uygulayacağını söylüyor. “Sonra da kendileriyle yargıda hesaplaşacağız” diyor. O da biliyor ki, yargı aşamasına gelmek öyle kolay olmayacak. O zamana kadar da bu insanlarla çalışmak istemiyor haklı olarak…
Dönem önce DP’li, sonra UBP’li olan bir Başkan’ın dönemi. Her iki partinin etrafında çöreklenen kör yiyiciler, LTB’yi cevizcinin çuvalına çevirmişler. Belediye başkanının ve meclisindeki kendi adamcıklarının onaylarıyla…
Kooperatif olayı ise, CTP’nin sorumluluğunda. İdare ettiği halkın parasını güvende tutsun diye, yıllar yılı devlette en yüksek maaş alan biri, görevini yapmıyor, parayı çaldırıyor. O Genel Müdür ki, zamanın Türkiye Başbakanı’ndan “maaşın kaç” hakaretine maruz kalmamıza neden olan kişi…
Genel Müdür bu da, CTP’li yönetim ne yapıyor? Sorumluları cezalandıracağına, arka çıkıyor, vebalini de halka ödetmeye kalkıyor. Bununla da yetinmiyor, aynen İrsen Küçük’ün kurultay çaçasını buralarda oynuyor…
Demek ki neymiş, bu ülkenin son dönemde iktidar olan tüm siyasi partileri boğazlarına kadar yolsuzluğa boğulmuşlar…
Bunlar sadece 2 örnek… Hem UBP’nin, hem DP’nin, hem de CTP’nin suça ortak olduğu KTHY olayı orada duruyor…
Ercan özelleştirilmesi de; taş ocakları rezaleti de, kamuya yapılan kıyak istihdamlar da, yandaşlara dağıtılan sanayi arsaları da. Ve daha niceleri…
Halk her şeyin farkında. Onun için de her seçimde bir şaşırtmaca yapıyor, sandıkta elinden geldiği kadar temiz eller uygulamaya çalışıyor…
Ama gücü bir yere kadar…
Esas görev, yargıya düşüyor…
Siyasetin içine düştüğü yasa dışılıkla mücadele edecek olan en birinci kurum yargı.
Rapor çıksın, denetim yapılsın diye bekleye bekleye, birçok soruşturma zaman aşımına uğruyor.
İşte Meclis’te bir açılan, bir kapanan KTHY dosyaları… Siyasi kararla çalışmaya başlayan Komitelerin görevi, yine siyaseten bitiriliyor… İhmali ve de beceriksizliği bulunduğu açık açık ortada olanlar, sanki sütten çıkmış ak kaşık gibi, hala Meclis kürsüsünden savunma yapabiliyor…
Oysa, bu konulardaki haberler ilk çıktığı günden yargı ihbar kabul edip, devreye girmiş olmalıydı…
Cumhurbaşkanı BM Genel Sekreteri ile görüşmeye gidiyor, limanların özelleşmesi kararı alınıyor, filan yerde engellilere parklar yapılıyor, Girne Kapısı yeniden şekilleniyor… Bunlar yüzümüzü güldürmesi gereken diğer haberler…
Ama hiçbirinin önemi yok…
Dediğim gibi, yılların kemikleşmiş skandalları bir bir belgelenirken, bunlara sevinmek mümkün mü? Ya da güvenmek, umutlanmak..?
Partilerin önünde kurultaylar var… UBP’de eskiler, yeniler, şunlar bunlar kavgası; CTP’de bıyıklılar bıyıksızlar kavgası… DP’de Serdar Denktaş’la mı, yoksa Serdar Denktaş’sız mı kavgası…
Oysa tüm partilerde “elleri temiz olanlar-olmayanlar” kavgası yapılmalı…
Bunu görmediğimiz sürece, aynen bu şekilde daha yıllarca debelenip duracağız…
YERİN KULAĞI VAR
HEDEFİMİZ YOK:
Ülkede resmen bir kaos ortamı hakim. Hani biraz güzel haberler olsa da, bu kargaşanın içinde arada onlar da kaybolup gidiyor. Kırk senedir denemediğimiz parti kalmadı. Al birini vur ötekine. Hepside koltuklara oturdukları anda değişime uğruyorlar. Kime güveneceğiz biz. Toplum nereye gidiyor bilen yok ama bilmek isteyen de yok. Yarın için ne bir plan ne de önümüze konan sarılabileceğimiz bir hedef. İş ola yaşıyoruz…
TEMİZ ELLER ŞART:
CTP’nin, kurultay sonrası görünen başkanı Mehmet Ali Talat, “icraat, halkı kucaklama, plan, program” hedefleriyle geliyor. Oysa bence “temiz eller” operasyonuyla gelmeli. Öncelikli ihtiyacımız, yargı süreçlerini başlatıp, kısa sürede sonuca ulaştıracak ve kimsenin gözünün yaşına bakmayacak bir yönetim… Mehmet Ali Talat’ta aranan özellikler de cesaret de mevcut. Hükümet ortaklığını da bence bu koşullarla kurmalı… Ancak o zaman umut olur…
ÖZELLEŞTİRME TAMAM DA…:
Özelleştirme aleyhtarı lobi şimdi kıyameti koparacak. Tabii bir de denetimsizliğin rantını yiyenler. Ama ben limanların özelleştirilmesini desteklerim. Ortada özel sektörün işlettiği bir Karpaz Gate Marina örneği var. Bir ona bakın, bir de Gazimağusa, Girne Limanlarına. Tabii ihalenin nasıl yürütüleceğini de dört gözümüzü açarak takip etmek zorundayız. Çünkü bırakın böyle büyük ihaleleri, en küçüğünde bile rüşvetin, yolsuzluğun adı geçiyor…
NASIL İŞ:
Avrupa Komisyonu, Kuzey ve Güney Kıbrıs’tan aldığı verilere göre, Yeşil Hat Tüzüğü’nün uygulanmasıyla ilgili 2014 yılı raporunu onaylamış. Bir baktım, Kuzey’e geçen Rumlarla, Güney’e geçen Kıbrıs Türklerinin sayıları iki tarafın bildirimlerinde birbirini tutmuyor. Arada ciddi bir fark var. Aynı şekilde, Rumlar 2013’e göre ticaretin %3,1 arttığını söylerken, KT Ticaret Odası %9,3 gerilediğini bildirmiş. Komisyonun bu farklara rağmen, böyle bir raporu nasıl onayladığı ise meçhul…
ÇİVİSİ ÇOKTAN ÇIKTI:
Yerel seçimlerde UBP’nin Gönyeli Belediye Başkan adayı ve halen müşavir olan Olgun Amcaoğlu, “Memleketin çivisini çıkardılar. Hükümet etmek eğer her şeye vekaleten tahrip olmaksa isterlerse bıraksınlar” değerlendirmesinde bulundu. Oysa memleketin çivisi son UBP iktidarında zaten çıkmıştı, bunlar da, şimdi tahtalarını söküyorlar…
SADECE KAZANÇ KAPISI: Son yapılan Yüksek Öğrenim Çalıştayı’nda, “Yüksek öğretimde nicelikli değil, nitelikli büyüme”ye dikkat çekilmiş. Apartmanların üniversiteye dönüştüğü, öğrencilerin sadece para olarak görüldüğü bir ülkede, bunu nasıl sağlayabiliriz ki? Ne yazık ki bugüne kadar, birkaç üniversite hariç, diğerlerinin kaliteli eğitim verme gibi bir dertleri yok. Onlar için buralar eğitim yuvası değil, sadece kazanç kapısı…
ZİRVEDEKİLER
Av. Serkan Mesutoğlu: “Yönetimde hesap verebilirlik anlayışının gelişmediği bir düzende denetim mekanizmaları çalışmaz. Denetim mekanizmalarının çalışmadığı bir düzende ise hukuka aykırı veya usulsüz işlemlerin yapıldığı kötü yönetimlerin gelenek haline gelmesi doğaldır. Böyle bir ortamda hukuka aykırı veya usulsüz yönetimden sorumlu olan kişi ‘benim veremeyeceğim hesap yoktur’ demekten çekinmez. Çünkü daha önce hukuka aykırı veya usulsüz yönetimden dolayı birine hesap sorulmamıştır…”
DİPTEKİLER
Bakanlar Kurulu: Ortalık siyasi skandallarla çalkalanırken, her yerden çirkin haberler gelirken, bir fotoğraf; Bakanlar Kurulu toplanmış, başta Başbakan olmak üzere hepsinin ağızları kulaklarında, pişkin pişkin gülüyorlar… Ben haberleri okuyup, karalar bağlarken, onlar bırakın tek satır açıklama yapmayı, umursamıyorlar bile. Fotoğrafı sayfaya koydum, aleme ibret olsun…
































