Köşe Yazarları

Ekonomik gelişmeler, fiyatlar ve kamu yönetimi etkinliği…


 

2014 yılına kur ve enflasyon artışı ile girdik. Bu yıl genelde bir endişe, acaba gerek ekonomik konularda gerekse siyasi konularda ne gibi gelişmeler olacak. Görülen odur ki 2014 yılında, bir süre daha kur artışları ve enflasyon geçen yıla göre yukarı doğru daha hareketli olacaktır. Hem dış dünyadaki yorumlarda hem Türkiye’de içte ekonomi yorumlarında genelde Türkiye’de siyasi tansiyon düşmezse bu dalgalanmanın devam edeceği görüşleri ağırlıktadır.
Burada siyasi istikrarın yatırımcılar üzerinde ne kadar etkili olduğunu canlı olarak görmekteyiz. 17 Aralık olaylarından sonra piyasalarda yaşanan panik bir miktar azalsa da endişeler devam ettiği cihetle, hisse senetlerindeki çıkışların yarısının yabancılar olduğu açıklamaları vardır. Politik etkilerin, son kur artışlarında yüksek olduğu, hem içte hem de dışta kabul edilen bir husustur. Dolayısıyla bu yönde piyasalara ve tüm ekonomik hayata güven sağlanamazsa hem kur hem fiyat artışlarının 2014’te yükseleceği, yatırımlar için özellikle yabancılarda sermaye transferi konusunda tereddütler yaşanacağı anlaşılmaktadır.
Ayrıca gerek ÖTV ve KDV artışları gerekse kurların enerji fiyatlarına ve buna dayanan ürünlere yansıması ve yapılan zamlar da zincirleme etkisini daha da arttıracaktır. Ancak bu yükselişlerin 2000’li yılların başında ve 1990’larda Türkiye’de yaşanan ve KKTC’ye de intikal eden yüksek ve hiper enflasyon seviyesinde olmayacağı kesin. Çünkü o dönemde Türkiye ekonomisi çok kırılgandı, yıllarca hiper enflasyon ve yetersiz yatırım ve üretim, yüksek bütçe açıkları ve bunu kapatmak için Merkez Bankasının aşırı emisyonu vardı. Çiller döneminde yüksek enflasyona rağmen faizlerin paralel arttırılmaması ve yetersiz kalması sonucu, daha ziyade rant üzerine kurulu para piyasasında, gecelik faizler ve repoya dayalı yabancı sıcak paranın, birdenbire çok kısa sürede yurt dışına çıkmasından dolayı alt üst olan para piyasası, dövize olan talebi karşılayamamış ve TL değerinde bir yılda dolar karşısında % 165, sterlin ve mark’ta ve yen’de % 200’e yakın kayıp olmuştu. Ancak Türkiye’de son 10 yılda ekonomide çok merhaleler aşılmış ve ekonomide sağlam ve üretken bir yapı oluşturulmuştur. Her yıl yüksek bir büyüme trendine girilmiş, milli gelirde 5 misli artış olmuştur. Diyeceğim o ki 2013 Aralık ayına kadar Türkiye ekonomisinde oldukça sağlam bir finansal yapı, iyi derecede bir kamu maliyesi yönetimi ve ekonomik kalkınma sağlanmış, büyük yatırımlar ve üretim kapasitesi ile ihracat kapasitesinde gerek mal bazında gerekse ülkeler bazında çeşitlendirilerek bu konuda oldukça ilerleme kaydedilmiş ve dünyada “yükselen ekonomiler” arasına girmiştir. 135 milyar$ kadar bu güne kadar hiç ulaşılmayan döviz rezervleri birikmiştir. Dolayısıyla gerek dıştan gerekse içten özellikle de son 17 Aralık 2013 olaylarından sonra bir sarsılma yaşanmakta olmasına rağmen ve Dünyada son yıllarda “yükselen ekonomiler” kategorisinden, son aylarda gelişmekte olan ülkeler arasında ‘kırılgan beş ekonomi’ arasına giren ülke konumuna konulsa da, Türkiye’deki iş alemi aktivizmi, üretim, planlama ve uygulama becerisi, işgücü verimliliği, yaratıcılığı, genç ve ehliyetli nüfusun iş piyasasında müteşebbis ruhunun gelişmiş olması sayesinde, bu kırılganlığı siyasi ortamın durulması halinde, kolayca atlatacaktır. Ancak şimdi 2014 yılına girerken bu sarsıntı ile TL değerinin düşmesi, enflasyonun çıkması ve yeni getirilen dolaylı vergiler ve zamlardan sonra fiyatlarda da bu yıl geçen yıla göre fırlama olduğu ve olacağı ve genelde hane halkı yaşantısında sıkıntı yaratacağı görülmektedir.
KKTC’de de durum aynıdır. Geçen gün Maliye Bakanı maaş ve ücretlere farkın yansıtılacağı yönünde beyanatı olmuştur. Buna paralel olarak, kurlar vesilesi ile fiyat artışlarının da kontrolden çıkmaması için gerekli önlemlere ağırlık verilmeli, rekabeti teşvik edici ve kaliteyi kontrol edici, fiyatları tanzim satışları ile düzenleyici, üreticiden tüketiciye mümkün oranda ürünün ulaşmasını yaygınlaştıracak uygulamaların Ekonomi Bakanlığı’na bağlı ilgili dairelerle belediyelerin işbirliği yaparak yürürlüğe koyması gerekmektedir.
Kalite deyince geçen gün ortaya çıkan ithal zehirli meyvelerin satışa çıkarılmaya çalışılması, maalesef yeterli kontrolün olmadığını göstermektedir. Çünkü Tarım Dairesince Gümrük’te zehirli olduğu saptanarak mühürlenen bir tır nasıl olur da ithal eden kişinin kontrolünde olur? Mühürlenen bir tırın, devletin Gümrük kontrol sahasına alınması veya Gümrük kontrolünde olması gerekmektedir. Kontrol sahasına veya kontrol altına alınmadı ise ihmal vardır. Alındı ve buna rağmen kırıldı ve boşaltılmaya çalışıldı ise bu daha vahim. Mühürlü bir tır nasıl olur da mühürlendikten sonra yine bu suçu işleyen aynı kişilerin müdahalesine imkân bırakılır? İhmalde kusuru olanlar her defasında bağışlanırsa hiçbir zaman düzelme olmaz. Başbakan Sn. Ö.Yorgancıoğlu’nun bunu insanlık suçu olarak görmesi, konuya verdiği ehemmiyeti göstermek bakımından rahatlatıcıdır.
Bu olay, gümrük hattı ve tarımsal alanların kontrolü yanında, gerek Ticaret dairesinin gerekse Belediyelerin, piyasada satışı yapılan ürünlerin daha sıkı kontrol edilmesi gerektiğini göstermektedir. İnsan sağlığı ile oynamanın çok ciddi önlemler ve cezalar gerektirdiği bunu para için yapan sorumsuzlara ve vicdansızlara gösterilmelidir.
Kamu Reformu Yasa Tasarısı ve kamu hizmetlerinin etkinliğinin sağlanması birinci öncelik alan konu olarak ortada durmaktadır. Ekonomik ve mali önlemlerin alınması da, her sektörde üretim ve verimliliğin sağlanması da, kamu hizmetindeki sürat, verimlilik ve etkinliğine bağlıdır. İç düzenimizi toparlamalıyız.
KKTC ekonomisini çok yakından ilgilendiren Türkiye’deki ekonomik ve siyasi gelişmelerin olumlu bir sonuca gelmesi en büyük temennimizdir. TL’de kur artışları ve son istikrarsızlıklar sonucunda geçen gün, iki uluslararası kredi derecelendirme kurumu (Moody’s ve Fitch), Türkiye’nin kredi notunu ‘iç siyasetin bir risk oluşturduğunu’ ifade ederek, kredi notunu aynı seviyede tutmuştur. Kanaatimce durağan da olsa bir bakıma yatırımcılara bu sırada bir korku olmadığı mesajını vermiştir. Dolayısıyla yabancı sermaye çıkışları siyasi istikrar sağlanırsa durabilir ve hatta yeni sermaye gelişi de olabilir. Bunu şimdiden söylemek erken olsa da, temennimizdir.



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı