Köşe Yazarları

Ah şu İngilizce meselesi!


 

Milli Eğitim Bakanlığı’nda son günlerde İngilizce ile ilgili yoğun bir çalışma var. Ayni şekilde okullarda da durum farklı değil. Alınan yeni bir kararla Ocak ayının ikinci devresinde kolejler dışındaki okullarımızda 6, 7 ve 8’inci sınıflarda İngilizce’de merkezi sınav yapılacak. Ancak bu sınav 4-5 yıl aradan sonra yeniden dört beceride olacak. Aynı şekilde ikinci dönem sonunda da İngilizce sınavı yapılacak ve sınav sonuçları karne notu olarak hayat bulacak. Yani çocukların yazma(writing), okuma(reading), dinleme (listening) ve konuşma (speaking) becerileri ölçülmeye çalışılacak. Aslında olması gereken de buydu. Bütün dünyada İngilizce öğretiminde çalışmalar dört beceride yapılır. Dolayısı ile ölçümler de dört beceride olmalı.
Kıbrıs’ın kuzeyinde son çeyrek yüzyılda İngilizce öğretimi konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığımız bir gerçek. Gerek yanlış öğretim yöntemlerinin kullanılması gerekse, teknolojik yetersizlikler nedeniyle istenilen verimin alınmadı biliniyor. Sonuç olarak bugün liseyi bitiren bir gencimiz kendini ifade edecek kadar İngilizce bilmiyor. Ortada bir sorun olduğu kesin. Önemli olan bu sorunu doğru tespit edip, doğru çözümler üretmektir.
Bir gerçeği de hatırlatmakta yarar var. 2004 yılında İngilizce’de dört beceride eğitime başlanmış, öğretim programları ona göre düzenlenmişti. Çalışmalar tam meyvesini vereceği sırada uygulama, 2009’da hükümet olan UBP tarafından ortadan kaldırıldı. Şimdi yeniden AB normlarına uygun bir İngilizce öğretim ve ölçme yöntemine adım atıldı. Bu bile önemli bir gelişme… Ama arada kaybedilen 5 yıllık bir zamana da üzülmüyor değilim. İşte eğitimde alınan siyasi kararların olumsuz sonuçlarını ne yazık ki çocuklarımız ödüyor.
Tabii dünyada dil pasaportu diye bir şey var. Tüm dünyada da bu dil pasaportunda belli düzeyler var ve İngilizce öğretiminde belli sınıflar için belli düzeyler hedeflenir. Bildiğim kadarı ile 5’inci sınıf sonunda A1 düzeyi 8’inci sınıf sonunda da B1 düzeyi hedefleniyor. İngilizce’ye ayırdığımız ders saatleri bakımında durumumuz hiç de fena değil… Örneğin İngilizce konusunda bizden daha iyi durumda olan Güney Kıbrıs’taki devlet okullarında İngilizce’ye ayrılan ders sayısı bizden daha az olduğu biliniyor. Demek ki bizdeki sorun ders saatinden çok, yöntem ile ilgili olsa gerek.
******
Tabii ki yeni uygulamaya konulacak bu sınavların yerine oturması için zaman alacak. Sınavlar dört beceride yapılacak ama okullarda devam eden öğretim dört beceride mi yapılıyor? Bu konuda ciddi bir kaos olduğu biliniyor. Her öğretmenin farklı yöntemler izlediği, kimisinin dört beceride öğretim yapmaya çalıştığı ama kimisinin de bir beceride bile öğretim yapamadığını da açık yüreklilikle söylemek gerekiyor. Dolayısı ile yapılan böylesi bir değişiklikte öğretmenlerin de ciddi bir hizmet içi eğitimden geçirilmesinde yarar vardır. Bu öğretmenlerin yeterliliği konusundan çok, ortak bir öğretim programı ve ders işleyiş konusunda asgari müştereklerde buluşmayı sağlamak için gereklidir.
… Ama benim eğitimde söylediğim ve inandığım bir şey vardır. Eğitimde en iyi sistemi de uygulasanız, en uygun öğretim programını da yazsanız, en iyi teknolojiyi getirip taksanız da; uygulayıcılar bu değişikliğe inanmıyorsa o reformun başarıya ulaşması çok zordur. Burada uygulayıcılar öğretmenler olduğuna göre, İngilizce’de dört beceride eğitim yapılması konusunu öğretmenlerin içselleştirmesi ve projeye sahip çıkması gerekiyor. Çünkü İngilizce’de dört beceride yapılmayan bir öğretimin başarılı olması pek mümkün görünmüyor. Geçmiş uygulamalar ve ortaya çıkan ürün bize bunu gösteriyor. Ancak öğrencilerin bireysel özelliklerini de dikkate almakta yarar vardır. Yani öğretmenler öğretim etkinliklerine çeşitlilik kazandırması, dil öğretiminde daha iyi sonuçlar vermektedir.
İngilizce sorunu bu ülkenin eğitiminin önemli bir sorunudur ama ayni zamanda ülkenin de sorunudur. Dünyada ülkelerin, insanların birbirine bu kadar yakınlaştığı, iletişimin kolaylaştığı bir ortamda dünya vatandaşları ile iletişim kurabileceğimiz bir dile ihtiyacımız vardır. Yani bunu bir devlet politikası haline getirip bu konuda gerekli hassasiyetin gösterilmesi, gerekli bütçenin de ayrılması gerekmektedir. Aksi takdirde Kıbrıs’ta federal bir çözümden sonra kendini AB’nin kapısından içeri girmiş bulacak bir ülke olarak dil konusunda ciddi sıkıntılar yaşayacağımızı bilmemiz gerekir.
Yani kısacası daha fazla geç kalmadan dört beceride yapılması düşünülen İngilizce öğretimine dört elle sarılmamız gerekir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı