Köşe Yazarları

Eide geliyor: (Müzakerelerde yeni strateji!)






BM’ler    “müzakereleri”  canlı tutmaya çalışıyor…  Dahası bir yol kazasına uğradığını düşünüyor. Dolayısıyla o yolda kazaya neden olan arızaları gidermeye çalışıyor.
Bu kanaate varmamıza BM’ler özel temsilcisi Eide  neden oluyor. Ki kendisini ayrıca kariyer sahibi bir siyaset uzmanı olarak tanıyoruz. Başarılı bir geçmişi var ve Kıbrıs sorununa (yanılmıyorsam) pragmatik yaklaşıyor… Nitekim BM’ler kaynaklı ve Eide imzalı son haberler bunun ispatını çakıyor. Şöyle ki:
EİDE’Lİ BM’LERİN YENİ MÜZAKERE STRATEJİSİ: Önce şunu hatırlatalım ama: Şu andaki BM’ler çabaları hem KKTC de   hem de Türkiye’de peş peşine gerçekleşecek  “seçimleri”  de dikkate alıyor.  Dolayısıyla yeni bir “müzakere stratejisi” saptanmaya çalışılırken seçimler sonrası hedefleniyor… Yani neresinden baksanız müzakerelerin başlaması Eylül ayına sarkabilir…  Yeni müzakere stratejisine gelince:
BİR: Filelefteros Gazetesi Eide’nin 16 Mart’ta adaya gelip Tük ve Rum liderleri ile görüşeceği haberini veriyor.
İKİ: Yine ayni gazeteye göre Eide müzakereleri başlatırken birkaç ay içerisinde geçmişteki hataları tekrarlamadan sonuca varacak bir yeni program uygulayacak…
ÜÇ: Haziranda TC’de yapılacak seçimlerden hemen sonra taraflar arasında girişimler başlatılacak Sonbahar’da müzakere masası yeniden kurulurken 2015 yılı sonuna kadar çözüme ulaşılması hedeflenecek!
DÖRT: Müzakerelerde bu kez  “daha çok köprü kurucu önerilere”  yer verilecek.
KISACA: Türkiye Yunanistan ilişkilerinin de haberlerini veren Rum basını dönüp durup yine Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “Navtex”ine takmakta dolayısıyla olayı Kıbrıs sorunu ile de direkt ilişkilendirmektedir…
Vesselam:  Ne dediydi bir zamanlar TC’nin AB’deki Bakanı Volkan Bozkır?  “Bu Kıbrıs sorunundan dolayı beş bin  görevli nemalanmaktadır. Kim çözümü ister ki!”
Tutun ki Eide de o görevlilerden biridir! Tabi insafsızlık etmeyelim. Çözümü sağlarsa kariyerine kariyer katar.   Kutup yıldızı gibi parlarken de  tüm  “arabulucuların” piri olması bir yana vazgeçilmez rehberleri de olur… Başarının tadını para satın alamaz diyelim ve çözüm ummaya devam edelim!      




    **********      



Trafik çalıştayı:  (Sonunda trafik sorunu da ciddi ciddi ele alınıyor mu diyelim?)
Bugün çok önemli bir olay gerçekleşiyor.  Fakat KKTC yurttaşları her zaman olduğu gibi yine habersizler! Çünkü olay medya aracılığı ile iki üç gün önce duyuruldu!   Oysa bu tip  “sorunların” çözümüne ilişkin  “önemli ve organize toplantılar” önceden toplum katları  ile STÖ’ye ve de medyanın bilgisine getirilmiş olsalar, “müsademe’i efkârdan barikat’ı  hakikat” doğar  denildiğince bir “fikri ortam”  yaratılabilirdi…   Hele konu   “trafik ve sorunları”  olursa!”
Haber şu:  “Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından Trafik Komiserliği koordinatörlüğünde “bilinçli  sürücü,  güvenli toplum” sloganı ile 2015 KKTC Trafik ve Yol Güvenliği Çalıştayı gerçekleştirilecektir. 17-18 Mart tarihlerindeki çalıştaya Türkiye’den de uzmanlar katılacaklardır…
BÜYÜK OLAY: Üstelik gecikmişliği  ile! Ki bu tip  “çalışmalar,  arayışlar”  1974 sonrası başlamalıydı.   “Fizik planı”  yapılmadığı için  nasıl ki Kuzey Kıbrıs toprakları,  kentleri, dağları sahilleri ile  kırk yıl süresince insafsızca hatta gaddarca  harcanmışsa…  Aynen  “trafik” de bu “hoyratlığa”  paralel  tutumlarda Deccal’ı beklemeden KKTC’nin  “felaket tellalı”  haline geldi!
Geldi ki sadece son beş yılda trafik kazalarında 201 insan ölürken  5 bin 334 de yaralanma vakaları gerçekleşti. Kaldı ki sorunun asıl kanayan ve acıtan yanı artık sürücülerin trafiğe çıkmaktan korkar hale gelmeleri!
GECİKMİŞLİK OLSA DA:  Yukarıda  “trafik” sorununun bir boyutuna  baktık!  Eklemek gereğini duyuyoruz:  Ulaştırma Bakanı Taçoy’un soruna kapsamlı çözüm getirmek amacı ile gerçekleştirdiği çalıştayı şu yönden de önemsiyoruz.
Bilindiği gibi artık “Trafik” başlığı altında toplanan ilgili kaç birim varsa  hepsi de Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın yetki ve sorumluğu altına girmiştir.    Yani   “yetki dağılımlarının” yarattığı sorunlar en azından bu Bakanlıkta aşılmış  “çok başlılık” yerini “tek başlılığa”  bırakmıştır…  Ancak sorumluluk da artmıştır. Çünkü:
Yolların sorunları,  yollara bağlı olarak trafik işaretleri sorunları  çözülmezse trafik kazaları da devam eder canları çıkartan tıkanmaları da devam eder!
Artı eğer yollardaki ışıklandırmalar yeterli değilse ve bu çalıştaydan sonra da hâlâ  hemen her yerde trafiğin en büyük sorunlarından biri  olan “tali yollardan ana yollara doksan derece dik açılarla çıkışlar devam ederse,  onca çabaya yazık olacaktır!
Ve asıl büyük sorun:  Eğer bu “çalıştay” sonunda da alınan kararlar, uygulanması gerekenler  mesela Eğitim şuraları gibilerinden,  mesela turizmle ilgili toplantılar gibilerinden,  yahut “mali ve ekonomik kalkınma protokolleri” gibilerinden veya “hadi kooperatifçiliğe asılalım” deyip de “canına okunması” gibilerinden ve de  anlı şanlı paneller,  seminerler,  örgütsel toplantılar gibilerinin  de sonuçlarından görüldüğünce,    “oldu bitti maşallah iyi olur inşallah”  dualarında unutulurlarsa; çekiverin trafiğin kuyruğunu da!
     **********
Kısaca takıldığım:  (Paralel yapılanmalar yoğunlaşırken!)        

   El bombasının  pimini çektiniz mi ya atarsınız ya atarsınız! Atmaz da  elinizde patlarsa yolcu Abbas dünya değiştirirsiniz!
Bu hükümet ve üyeleri tüm eleştirilerimize karşın bir yandan da radikal diyeceğimiz bazı icraatların sahipleri oluyorlar!  En azından elliyoruz:  Rasyonel diyebileceğimiz değişimleri gerçekleştirmek istiyorlar! 
Bir sorun vardır ama.  Gitgide  “hükümet”  yanında TC’ye benzer yapılanmalarla   “paralel yönetimler”  yahut onlar gibi etkin olmaya çalışan “örgütler” oluşmaya başladı… Hukukun üstünlüğü içinde kalınsa amenna! Ne var ki siyasi sorunu istismar ederek  “Güney Kıbrıs üzerinden, Türkiye’nin “malı” olarak niteledikleri Kuzey’i dolayısıyla hükümetini “vurma”  uğraşlarının örgütlü odakları, gitgide  toplum katlarında daha etkin ve  daha organize oluşlarıyla halk katlarında yer alıyorlar,   destek arayışlarına gidiyorlar!           Eğer yarım asırdır  Kıbrıs Türk halkının  bu adada özgürlük ve egemenlik mücadelesi verdiği inancına dayalı bir  mücadele şekli ise söz konusu olan, elbette bir mahzuru yoktur diyeceğiz. Ancak gördüğümüz bu mücadeleyi silerek, unutturarak, karalayarak yeni bir Türk halkı yaratma efkârıdır.  Ki böylesi bir zihniyetle ancak   “esir Türk”  yaratılır!
Kısaca KKTC’yi çözüme zorlamak stratejisinde Türkiye düşmanlığı üzerinden sürdürülen  sesli soluklu kampanyaları yoğunlaştırırken,  Güneyi aklayıp paklamak üzerine peş peşine oluşturulan etkinliklere dikkat edin diyoruz çünkü her biri bir gün ellerde patlayacak pimleri çekilmiş bombalardır! Tahribatını sonuçta bu halk öder,  yazık olur!





Başa dön tuşu