Kamu mallarının yağması üzerine kurulan bu düzen kamuya yani halka kötülük yapmaya devam ediyor mu?
Evet.
Hem de hiç ara vermeden.
Kamu malı derken aslında Rum’un bıraktığı mal.
1974 sonrası rejim Rum’un bıraktıkları üzerine oturtulmadı mı?
Önce evler paylaşıldı.
Sonra tarlalar, arsalar.
Fabrikalar, iş yerleri üleşildi.
Ve parça parça dağıtıldı.
Tutanın elinde kaldı.
Nice ganimet zenginleri türetildi bu topraklarda.
Ganimet zenginleri statükonun yılmaz bekçileri oldular.
Demokrasiden ve uluslar arası hukuktan uzak bu rejimin sürmesi için her türlü zulmü reva gördüler.
Kendileri de semirdikçe semirdiler.
***
Birçoğu, bu seçimlerin, ganimet rejimiyle bir hesaplaşma olduğunu anlamıyor.
Veya anlamak istemiyor.
Çünkü birçoğumuzun hala beklentileri vardır bu ganimet rejiminden.
Hala birkaç dönüm arsayla birkaç yüz bin sterlin götürme hayalleri kuranlar vardır.
Bir T izniyle, bir benzin istasyonu izniyle köşeyi dönme rüyaları kuranlar.
Çocuğuna iş verecek olan en muteber politikacıdır hala.
Çünkü ganimet düzenidir yaratan memur cumhuriyetini.
Sanayi Holding’den başlayarak bu topraklarda her türlü üretimi yerle bir edenler, “hükümetten aylık, Allah’tan iyilik” kültürünü hakim kıldılar.
Bu yüzden değil mi “işimiz batarsa bizi de devlete alma sözü veriniz” haykırışları.
***
Bu ülkede yıllarca su parası ödenmedi, belediyeler zarar gördü.
Elektrik parası ödenmedi, Elektrik Kurumu iflasın eşiğine geldi.
Herkes bedava uçmaya kalkıştı, koskoca KTHY battı.
Devlet zaten batıktır ve maaşlarını bile ödemekten acizdir.
Üç ay para gönderilmesin Afrika ülkelerinden de beter olacağız.
Ve hala bu rejimin devamı için canhıraş uğraşıyor statüko bekçileri.
***
Bu seçimin sonucunda sadece bir Cumhurbaşkanı seçeceğimizi sananlar yanılırlar.
Geleceğimizin nasıl olacağına karar vereceğiz.
Sadece bizim değil nesiller boyu sülalemizin.
Politikacılar da dahil topyekun bir sorumluluktur bizimkisi, külliyen bir hesaplaşma.
Kıbrıs Türkünün ganimet rejimiyle tarihi kavgası.
Kıbrıs Türkü, ganimet zenginlerinin kurduğu statükoyu tarihin çöplüğüne gönderme ve uluslar arası hukukla buluşmanın eşiğindedir…
































