Başbakan Özkan Yorgancıoğlu geçtiğimiz hafta içinde Bakanlar Kurulu öncesinde basına yaptığı açıklamada dikkatimi çeken bazı ifadeleri oldu. Eğitim camiasını yakından ilgilendirdiği ve üzerinde tartışmak gerektiğini düşündüğüm için konuyu bu satırlara yansıtma ihtiyacı hissettim.
Peki ne demiş sayın başbakan? Sayın Yorgancıoğlu, “Protokol gereği her yıl işe alınabilecek kişi sayısı bellidir. Toplam istihdam kapasitesi 300’dür. Dolayısıyla ne öğretmenlerin, ne hemşirelerin, ne polislerin, ne de diğer alanların ihtiyaçlarını karşılayabilmek mümkün değil” demiş ve şunları eklemiş: “Eğitim sisteminin bütün ihtiyaçlarını karşılarsınız, sağlık sisteminin ihtiyaçları açık kalır. Sağlığınkini karşılarsanız, eğitiminki açık kalır.”
Başbakan’ın bu söylediklerinden benim anladığım, önümüzdeki öğretim yılında da öğretmen eksikliği yaşanacaktır. Okullar öğretmensiz açılacaktır. Okullarda büyük boşluğu olan ve ciddi sıkıntılar yaratan yönetici eksikliği de giderilmeyecektir. Yine ayni şekilde sağlıkta da doktor ve hemşire eksikliği hissedilecektir.
Sosyal bir devlet vatandaşına eğitim ve sağlık hizmetini doğru dürüst veremeyecekse, o zaman o vatandaş o devleti ne yapsın ki?
Benim Başbakanın söylediğinden anladığım şudur: “biz size yeterince eğitim ve sağlık hizmeti veremeyeceğiz, siz başınızın çaresine bakın, özel okullara ve özel hastanelere gidin, bu hizmetleri alın.”
İyi güzel de Sayın Başbakan, 2011’den sonra işe giren öğretmenlerin maaşları 2 bin TL’nin altındandır. Hangi para ile çocuklarını özel hastane ve özel okula götürecektir. Dünya Bankası raporlarına göre KKTC’de özel okullara gidişte patlama yaşandığı açıkça belirtilmektedir. Devlet okulları sahipsiz veya öksüz bırakılmıştır. Hal böyle iken hükümetin başı, vatandaşın eğitimin ve sağlığın ihtiyaçlarının karşılamayacağını açıklıyorsa, bu durumda vatandaşın ne yapması gerektiğini de anlatması gerekmektedir.
Söyledikleri arasında Sayın Yorgancıoğlu’na katıldığım ifadeler de mevcuttur. Örneğin ayni açıklamada Sayın Yorgancıoğlu şöyle demiş: “Kamuda bazı alanlarda personele ihtiyaç duyulurken, bazı alanlarda da personel fazlalığı var. Bu da geçmişte yapılan plansız istihdamlar nedeniyle hükümetlerin önüne sorun olarak çıkıyor.”
Buna katılmamak mümkün değil. Yıllardır duyuyoruz, görüyoruz ki, kamuya alınan birçok çalışanın gittikleri kurumlarda oturacakları bir koltuğu bile yoktur. Hatta bazı personelin yıllardır işe gitmediği bile söylenmektedir. Bir taraftan hal böyle iken, sağlıkta ve eğitimde personel sıkıntısı yaşanması kabul edilebilir değildir.
Her ne isterse olsun hükümetlerin görevleri bu sorunları çözmektir. Sayın Başbakan diyor ki: “Protokol gereği 300 kişi istihdam yapabiliriz.”
Ben de açıkçası merak ediyorum. Bu protokol “Allah’ın Kelamı” mı? Eğer Allah’ın Kelamı değil ise ve bu hükümet seçim öncesinde UBP hükümetinin imzaladığı protokolü “revize edeceğiz” demiş ise önümüzdeki dönemde eğitimde ve sağlıkta yaşanacak personel sorununu da çözer. Önümüzdeki öğretim yılında “protokol gereği” okullar öğretmensiz açılacaksa, bu durum sendikalara “grev yapın” halka da “bakanlığın önüne gelin öğretmen isteyin” çağrısı yapmakla eşdeğerdir.
Evet bu devletin ekonomik sıkıntıları olabilir ama hangi sosyal devlette eğitim ve sağlıkta tasarruf yapılmıştır ki?
Haaa! “sosyal devlet değiliz” diyorsanız o başka…
Eeee! O zaman da halk gereğini yapar.
































