Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EğitimKöşe YazarlarıManşet

Eğitimde nereye koşuyoruz?

barış Uzunahmet

Akademisyen bir dostumla geçtiğimiz günlerde gündemi eğitim olan bir sohbet yapıyoruz. Sohbetin bir yerinde “eğitimde nereye koşuyoruz?” diye bir soru sordum. Aldığım cevap çok ilginçti: “Koşup koşmadığımızdan emin değilim. Yerinde marş marş durumunda da olabiliriz. Ya da koşuyorsak ileriye değil geriye doğru koşuyoruzdur.”.

Ben de dedim ki “belki de ileriye doğru koşuyoruz ama bizden çok ileride koşanlar var ve o kadar uzak ki gözle göremiyoruz”. Şimdi kabul etmek gerekir ki eğitim adına birçok şeyi çok geriden takip ediyoruz. Biz eğitimde “din derslerini artıralım mı?” diye konuşurken, dünya kodlama, yapay zeka ve dijital teknolojiyi kullanmaktan bahsediyor. Varın siz düşünün kaç yıl geriden takip ettiğimizi…

Zaten eğitim sistemimizin yakın tarihi, yani son 30 yılına baktığımız zaman felsefeyi, sanatı, sporu eğitim öğretim faaliyetlerinden yavaş yavaş azaltmışız, yok denecek hale getirmişiz. 21’inci yüzyılın çeyrek asrını da tamamlamışız ama kod yazma, teknoloji okur yazarlığı, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımını müfredatlarımızda ara da bulasın.

Peki şimdi sorarım size; Felsefe yok, sanat yok, kodlama yok teknoloji okur yazarlığı yok. Peki ne var? Ne yapıyoruz yani biz ilk ve orta öğretimde? Hangi becerileri kazandırıyoruz biz çocuklarımıza?

Bizde tüm bunlar yaşanırken, dünyada da sürekli bir gelişme ve dönüşüm var. Belli ki bizim dünyaya ayak uydurmak gibi bir derdimiz yok. “Biz, biz bize yeteriz” anlayışı hakim memlekette…

Peki bu arada gençler ne yapıyor? Bir kısmı canla başla çalışıyor ve olağan üstü bir çaba ile dünyadaki yaşıtları ile yarışabilmek için uğraş veriyor. Tüm imkansızlıklara rağmen kendi ve ailelerinin çabaları ile ülkede kendilerine sunulandan fazlasını istiyor. Bir diğer kısmı da öğrenilmiş çaresizlik nedeniyle, kendisine sunulanı yeter bulup o çerçevede eğitimine devam ediyor.

Her ne kadar da İstatistik Kurumu’nun 2023 verilerine göre genç(15-24 yaş) işsizlik oranı %14.9 olsa da bu rakam 2021’de 21.4 idi. Yani genç işsizlik iki yılda %6,5 azalmış… Gerçi sokak böyle söylemiyor. Ülkede işsizlik oranı İstatistik Kurumu’nun verilerine göre eğer gerçekten %5,1 ise ve genç işsizlik de bunun üç katı ise ortada ciddi bir sorun var demektir.

Peki bu genç işsizlik ile eğitim sistemimizin gençlere kazandırdığı beceriler arasında bir bağ olduğunu söylersek yanlış mı söylemiş oluruz? Kanaatimce ciddi bir bağ vardır. Bu bağ sadece ilk ve ortaöğretimdeki öğretim programları ile açıklanamaz elbette… Bu durum mutlaka üniversitelerimizdeki eğitimin de sorgulanmasını gerektirir.

Genç işsizliğin sebepleri arasında elbette ki farklı etmenler de vardır. Ancak eğitiminde de etkisi olduğunu vurgulamakta yarar vardır.

İşte onun için hep söylüyoruz eğitim planlı programlı olmalıdır. Öyle iş ola yapılmış kalkınma planları ile ülke ileriye götürülemez.

Başta “eğitim nereye koşuyor?” derken plansız programsız, palyatif çözümlerle günü kurtararak, eğitime yön verilemeyeceğini anlatmak istemiştik. Koşuyoruz ama ileriye mi geriye mi bilmiyoruz. Gerçi ben biliyorum da esasen ülkeyi yönetenler bilmesi gerekiyor.

Belki bir gün eğitimde ileriye koştuğumuz günleri de görürüz.

Bizimkisi de işte bir umut.

Umutsuz da yaşanmıyor…