Bir düşündüm son aylarda eğitim adına ne konuşuyoruz diye? Aklıma gelenlerin eğitim olmadığını anladım. Ne konuştuk biz son aylarda? Kış saati uygulaması, KTÖS’ün ajandası ve sendikaların profesyonelliklerinin kaldırılması. Başka bir şey yok. Eğitim adına konuştuklarımız bunlar. Hükümetin eğitimin durumu ile ilgili bir gailesi olduğunu zannetmiyorum. Yapılması gereken o kadar çok şey varken Eğitim Bakanı Özdemir Berova, “mal bulmuş mağribi gibi” apar topar başlattığı okul ziyaretlerinde “ sendikaları nasıl tertipleyeceğini, sendikaları nasıl küçük düşüreceğini” anlatıyormuş satır aralarında… Beğensek de beğenmesek de, katılsak da katılmasak da sendikalar eğitimin önemli paydaşlarından biridir. Eğitimde yapılacak herhangi bir değişiklik, o değişikliğin uygulayıcısı olan öğretmenin onayı olmadan, o değişikliğin başarıya ulaşması mümkün değildir. Dolayısı ile eğitim bakanının görevleri arasındadır sendikalar ile iyi ilişkiler içinde olmak…
*****
Dedik ya biz bu ülkede eğitimi konuşmuyoruz diye ama konuşanlar var. Son yayınlanan PISA sonuçları Türkiye’deki hükümeti ve dolayısı ile eğitim bakanlığını iyice rahatsız etti. Türkiye şimdilerde hem yoğun ders programları hem de gereksiz derslerden kurtulmanın arayışı içinde… Bunun yanında çağdaş eğitimde artık çok da verilmeyen ödev konusunda da ciddi arayışlar içinde… Ödev konusunda geçen yıldan başlayan bir çalışma var. Bakınız Türkiye Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz düzenlediği basın toplantısında ne demiş ödevle ilgili olarak: “Yarıyıl tatilinde test çözme, özet çıkarma gibi ev ödevleri verilmemesi, bunun yerine öğrencinin kendini tanıması, geliştirmesi ve sosyalleşmesine katkı sağlayacak sanatsal, kültürel, sportif ve bilimsel faaliyetlere katılması teşvik edilmelidir. Bu çerçevede, kitap okuma, film izleme, müze ve tarihi mekan gezileri ile toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı destekleyici faaliyetlerin tavsiye edilmesi uygun olacaktır.”
Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin ise daha önce yaptığı bir açıklamada şöyle demişti: “Çocuklarımıza fazla bilgi vermek insan hakkı ihlalidir. Müfredatımızı, programlarımızı içerik olarak hafifleteceğiz” dedi.
Çocukların okul saatlerinden arta kalan oyun zamanlarını “özel derslerle” çaldığımız yetmezmiş gibi, bir de ödevlerle eğitimi daha da sıkıcı hale getiriyoruz.
Türkiye Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın ders saatleri ile ilgili de önemli bir açıklaması oldu: “Ders saatinin azalmasından ziyade OECD ortalamalarına baktığımızda Türkiye’nin aldığı ders saati diğerlerinden daha az. Dolayısıyla ders saati azaltılması söz konusu değil, sonuç olarak içeriğinin hafifletilmesi ve azaltılması daha doğru diye düşünüyorum.”
Yıllardır biz de dilimiz döndüğünce ders içeriklerinin ağır ve yoğun olduğunu anlatıyoruz. Kıbrıs’ta hep anlatılan bir hikaye vardır. Kıbrıs’tan İngiltere’ye göç eden ailelerin çocukları dil sorununu çözdükten sonra özellikle ilkokul düzeyinde daha başarılı olurlar. Hatta “bu İngilizler hiç bir şey öğretmez” diyen aileler vardır. Bunun nedeni bizim ders içeriklerimizin yoğun olması, İngilizlerin ders içeriklerinin daha hafif olmasındandır.
******
Bizde de dört yılın sonunda geçtiğimiz aylarda bitirdiğimiz bir Temel Eğitim Öğretim Programımız var. Hazırlığına hiç de azımsanmayacak miktarda para harcadığımız bu öğretim programları ciddi şekilde eleştiriler alıyor. Gerek öğretmenlerden gerekse akademisyenlerden…
Her şey bir yana, hükümet edenlerden tutun da eğitimin tüm paydaşlarının eğitim adına bir gailesi var mıdır diye merak ediyorum?
Galiba biz de toplum olarak ilgilenmesi gereken ilgisizler yüzünden, bireysel çözümlere yöneldik. Ne yalan söyleyim, toplumu da haksız bulmuyoruz. Günün sonunda söz konusu olan çocuklarımız.
Tekrar sorayım, eğitimde bir gailemiz var mı?
































