Köşe Yazarları

Eğitim Allaha Emanet…


Yıllardır eğitimde sorun olduğunu tartışıyoruz ama, eğitimde iyileştirme yönünde olumlu tek adım atamadık. Devletimiz var diye övünüyoruz ama, devletin belki de en önemli ayaklarından olan eğitimdeki sorunları 33 yıldır çözemedik, bu gidişle de çözeceğimize inanmıyorum.

Hani bu sorunlar sadece ilk ve orta derceki okullarımızda olsa neyse diyeceğim ama, artık onlarca üniversite ve yüz bine yaklaşan öğrenci sayısı ile daha da karmaşık ve içinden çıkılmaz hale döndü…

Yıllardır ilk ve orta dereceli okullarda eğitimden çok, okullardaki öğretmen ve hademe eksikliğini tartışıp duruduk. Birçok okul bakımsızlıktan dökülüyor. Birkaç yamalama ile günü kurtarmaktan öte birşey yapamadık. Bakanlık ve sendika kavgası yüzünden yıllardır ders yılının büyük bölümünü eylem ve grevlerle geçirdik. Ne oldu? Devlet okullarının yerini özel okullar doldurmaya başladı. İnsanlar çocuklarını 40 kişilik yetersiz sınıflarda okutmak yerine, borç harç özel okulları tercih etti. Ve bu sektör kısa sürede inanılmaz bir büyüme yakaladı. Aileler boğazından kesip, çocuklarının geleceği için her yıl özel okullara yüklü miktarda para ödemek zorunfda kaldı. Devlet okulları birkaç istisna hariç, dar gelirli vatandaşların çocuklarının gittiği okullar haline geldi. Devlet de uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle devlet okullarının kalitesini yükseltmek, sorunlarını çözmek yerine özel okulların önünü

açmayı tercih etti…

Bazı okullarda onlarca öğretmen olmasına karşı, diğer birisi öğretmen eksiliği çekiyorsa burada bir yanlış planlama var demektir. Yıllar önce popülizm uğruna tanınan bazı haklar, o makamlarda oturan ve iş yapmak isteyenlerin de elini kolunu bağlamaktadır. Bugün geldiğimiz noktada, siyasetçi zamanında kendi eliyle verdiği bazı haklar nedeniyle sıkıntı yaşıyor…

Eğitim kalitesi yerlerde sürünüyor. Başarı oranları her geçen yıl daha da düşüyor. Aldığı eğitim sonrası yurt dışındaki herhangi bir okulun sınavını kazananların sayısı iki rakamlı sayılarla ifade ediliyor. Sistem gençleri geleceğe hazırlamak yerine, tam tersini yapıyor.

Okullar açılalı daha bir ay oldu… Sendikalar sorunların çözülmemesi halinde greve gideceklerinin sinyalini veriyorlar.

İlk ve orta dereceli okullar kadar, üniversiteler de yakında aynı sorunlarla baş başa kalacaklar. Bir başıbozukluk, kalitesizlik artık gözle görülür duruma gelmiştir. Ülkeye gelen öğrencilerin ne sıfatla adada bulunduklarını ne bilen, ne de kontrol eden var. YÖDAK var diyeceksiniz. Adı var, kendi yok bir kurum. Sadece bir üniversitenin çıkarlarını korumak için kurulmuş sanki. Bakan Berova, üniversitelerimizde okuyan öğrenci sayısının 93 bin olduğunu açıkladı. Bu rakamın %75-80’i yurt dışından geliyor, yani ülkeye dışarıdan gelen öğrenci sayısı yaklaşık 78 bin kişi. Her öğrencinin ayda ortalama 1000TL harcadığını varsayarsak, ayda 78 milyonluk bir para iç piyasaya düşüyor. Ekonomiye ciddi bir para akışı sağlayan bu öğrenciler de, tıpkı okullarımız gibi başıboş bırakılmış, okumak için gelen birçok öğrenci ya kumar batağına, ya da suç olaylarına teslim edilmiştir. Geçen gün Cumhurbaşkanı Akıncı, KAÜ’nün açılış törenindeki konuşmasında,üniversitelerin sadece nicelik değil nitelikle gitmesi gerektiğinin hiç akıldan çıkarılmaması gerektiğini belirterek, “Üniversiteler buna önem vermeli, sunduğu fırsatları geliştirmeli. Çünkü toplumu geleceğe taşıyacaklar. Üniversiteler artık yasayla kurulmalı, bu yaşama geçirilmeli ve daha dikkatli olmalıyız” değerlendirmesinde bulunmuştu. Yani Akıncı demek istiyor ki, başarı, sadece kelle sayısı ile değil, sunduğunuz eğitim kalitesiyle ilgili…. Sanırım bugün üniversitelerimizde en çok ihtiyaç duyulan da bu nitelik ve niceliktir…

Sonuç olarak eğitim adası KKTC’de ne yazık ki eğitim kördüğüme dönmüş durumda. Bu düğümü açmak yerine, sendikası ve siyasetçisiyle bir düğüm daha atarak daha çözülmez hale getiriyoruz. Günün sonunda kaybeden hep toplum oluyor…


YERİN KULAĞI VAR

SÖYLEDİKLERİNE İNANMAYIN:

Cumhurbaşkanı Akıncı bugün Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partilerin başkan ve temsilcileriyle görüşecek. Görüşmenin 7 Kasım’da Mont Pelerin’de yapılacak zirveyle ilgili olduğu ve parti temsilcilerine, oraya götüreceği tezleriyle ilgili bilgi verip görüşlerini alacağı tahmin ediliyor. Eminim toplantıya katılan tüm partiler size başarı ve destek belirtecekler ama, bazıları yüzünüze başka, arkanızdan başka konuşacaklar. Hatta zirvenin başarılı olmaması için dua edecek olanlar bile olacak, haberiniz olsun…

HA ŞUNU BİLEYDİN:

İkinci Hrisostomos, “burada doğru bir devlet olursa, müdahale hakkına da gerek kalmaz. Doğru bir devletimiz olursa ve iyi gidersek, Türkiye hangi gerekçeyle gelip müdahale edecek?” değerlendirmesinde bulunmuş. İlk kez doğru bir laf söyledi. Akıllı durursan, adanın tek sahibi olduğun iddiasından vazgeçer, Kıbrıs Türklerini eşitler olarak kafana kazırsan, kim niye müdahale etsin ki…

ALIŞTIRA ALIŞTIRA:

Elektrik zammı konusunda hükümet, önce iptal ettiğini açıkladı, ardından sadece 1 kuruş zam yapılacağını duyurdu. Bakan Atun, bu 1 kuruşluk zammın, “vatandaşı alıştırma” olduğunu esas zammın  önümüzdeki ay “rasyonel artış neyi gerektiriyorsa” o kadar olacağını söyleyerek müjdeyi verdi. Önce gazyağına, ardından da elektiriğe yapılan zam, kış aylarının dar gelirliler için oldukça zor geçeceğinin habercisi oldu…

İHBAR KABUL EDEN OLMADI MI:

Ferdi Sabit Soyer’in bir kaç gün önce attığı bir tweet’e bir yerlerden yanıt gelir mi diye bekledik. Ya da bir soruşturma filan. Hani “Lütfen gelin bize bilgi verin” diyen çıkar mı, Başsavcılık ya da polis… Anladığım kadarıyla çıkmadı. Şöyle yazmıştı Soyer; “Bir kamu bankasında davalık olan bir hesap için bankanın istinafa gitmemesi için banka yönetimine siyasi girişim mi yapılıyor?”… Bankalar aleyhine şaibe yaratmak suç, onun için basına detay vermesini beklemedik. Ama acaba ilgilenmesi gerekenler ilgilendi mi, onu merak ettik…

KAZEİN’DEN SONRA, SÜT TOZU:

Kimya Mühendisleri Odası, yasak olmasına rağmen, hellim üretiminde süt tozu kullanıldığını söylüyor ve dikkatli olmaları konusunda tüketiciyi uyarıyor. Peki ama tüketici nasıl bilecek? Daha önce de, hellime kas geliştirici ve bir çok sağlık tehdidi içeren kazein eklendiği ortaya çıkmıştı. Oda’nın açıklamalarından anlıyoruz ki, devletin denetimi yok. Haydi bize yediriyorlar da, bu kafayla AB’ye nasıl satacaklar acaba? Bir üretici de çıkıp, hellimin tescilinden bahsetmesin artık. Buna hakları yok…

KİMİN AKLI:

Büyük kentlerdeki billboardlarda yayınlanan “lezbiyen ve gey” reklamları toplumu ikiye böldü. Bunu normal karşılayanlar kadar, tepki gösterenler de oldukça yoğun. Kimin aklı bilmiyoruz ama, durup dururken, Meclis’ten yasası geçmiş bir konuyu, milletin gözüne sokarcasına ilan etmenin anlamı neydi? Herkes dilediği gibi yaşamakta özgür ama, zorlamanın da anlamı yok…


ZİRVEDEKİLER

Rasıh Reşat: “Aman, masraflarımızı karşılayıp bizi de götürün diye bir dert ya da talebimiz yok, kimse yanlış anlamasın. New York’a gitmek için 20-25 bin TL’leri gözden çıkaranlar, İsviçre için de ıkına sıkıla bunu yapabilir. Ancak 20 tane gazeteci, Rum Başkanlığı tarafından masraflarının büyük bir kısmı karşılanıp İsviçre’ye götürülünce insanın biraz içi acıyor. Onların neden götürüldüğünü bildiğimiz ve buna karşılık bir operasyon düşünmediğimiz için içimiz acıyor. Yoksa Kıbrıs Türk basının derdi İsviçre’ye gitmek değil.  Derdimiz, Rum tarafının enformasyon alanındaki üstünlüğü daha şimdiden ele geçirmiş olması ve bunun, bütün süreci ciddi şekilde etkileyeceğini kimsenin hala görememesi…”.

 


DİPTEKİLER

Ionas Nikolaou: İki Toplumlu Suç ve Suçlara İlişkin Teknik Komitesi Eş Başkanı Hakkı Celal Önen, Pile operasyonunun detaylarını açıkladı ve aynen bizim düşündüğümüz gibi, Rum Adalet Bakanı Ionas Nikolau’nun siyaset yaptığını söyledi. Rum basını da Adalet Bakanlarını yalanladı ve  “Suçta ilk kez işbirliği… Eş zamanlı operasyon” başlıklarını attı. Ne oldu şimdi? Koskoca Bakan, popülizm yapacak diye, iyiden güvenilmez olduğunu gösterdi. Hem bize, hem kendi halkına… Barış dili kullanalım, provokatör olmayalım diyoruz ama, olmuyor. Adam resmen yalancı çıktı….


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı