KıbrısKöşe Yazarları

EGEMENLİK VE İRADE SORUNU (Bir hatırlatma yazısı)

Aşağıdaki yazı 2011 yılının Temmuz’unda kaleme alındı. Lütfen bir hatırlatma yazısı olarak okuyunuz. Önemli tarihler gelir geçer ama temel dertlerimiz hep kalıcı olarak devam eder…

 

***

 

“Egemenlik için çeşitli tarifler yapılır.

Egemenlik nedir? İrade nedir? Sorunlarına eskiden herkes meşrebine yani ait olduğu gruba göre yanıtlar verirdi.

Çağdaş dünyada hukuk kurallarına göre egemenliği ve iradeyi tarif vardır.

Çağdaş hukukçular egemenliği “yasal silahlı güç kullanma yetkisi” olarak da tarif ederler.

Şüphesiz başka tarifleri de vardır.

Fakat bence bu tarif günümüzde egemenliği en doğru anlatan tariftir.

Ve aslında herkes de bunun peşindedir.

Devlet olmanın vazgeçilmez kuralın da budur.

Devletin yönetim şekli, yasaların içeriği veya diğer tümünün temelinde bu vardır.

Eğer yasal silahlı güç kullanma yetkisi yoksa geri kalanlar anlamsızdır çünkü uygulanabilir değildir.

Çağdaş demokrasilerde yasal silahlı güç kullanma yetkisi de kurallarla belirlenmiştir fakat bu onun temel niteliğini değiştirmez.

Yasal silahlı güç kullanma yetkisinin olmadığı yerde hiçbir anayasal ve demokratik kural işlemez.

 

***

 

Kıbrıs Türkü yasal silahlı güç kullanma yetkisini 1950’li yılların sonunda Türkiye’ye devretti.

“Türkiye” demek ne derece doğrudur tartışılabilir.

O dönemde NATO yönergeleri çerçevesinde Türkiye’yi yasalar dışında yönetenler Kıbrıs’ta da Kıbrıs Türkünün iradesini devraldılar.

Tartışma konusudur.

Bu irade devri, Rum saldırıları karşısında gönüllü mü oldu yoksa adına  “komünizmle mücadele” denilen soğuk savaş yapılanmasının zorlamasıyla mı oldu?

1950’li yılların sonundan itibaren Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türkler adına egemenliği Türkiye Cumhuriyeti askeri olarak görülen ama gerçekte NATO emrinde olan komutanlar devraldı.

Bu çerçevede Kıbrıs’ta BEY düzeni oluşturuldu.

BEY kısaltma ismi bir tarafta Bayraktarlığı yani komutanların yönetimini, diğer tarafta Elçiliği ve güdük durumdaki Kıbrıslı Türklerin oluşturduğu yönetim.

 

***

 

Bu yapı 20 Temmuz harekatından sonra şekil değiştirdi ama temel niteliğini sürdürdü.

Temel nitelik şudur;

Kıbrıs’ın Kuzeyinde yasal silahlı güç kullanma yetkisi hala Kıbrıs Türkünün elinde değildir.

Dolayısı ile egemenlik de Kıbrıs Türkünde değildir.

Peki kimdedir?

Kıbrıs Türkünün tarihsel talihsizliği bu noktadan başlamaktadır.

Fetihçi ve Turancı bir anlayışla dizayn edilen Türkiye S,ilahlı Kuvvetleri 1974 itibarıyla Kıbrıs’ta olanca gücüyle yaşamın her alanını kontrol etmektedir.

Küçük bir parantez açıp şunu belirtmekte fayda vardır;  Türkiye’de yasadışı ve darbeci işler yapan askerler bugün hukuk karşısında hesap vermektedirler ama Kuzey Kıbrıs’taki yapı bir santim bile değişmemiştir.

Kuzey Kıbrıs’ı ekonomik açıdan dünya ile entegre edecek çalışmalar yapılmaktadır fakat bunların akıbeti akamete mahkumdur.

Yeni söylemle başarısızlığa mahkumdur.

Çünkü hukuka, demokrasiye, sivil yönetime dayanmayan hiçbir ekonominin başarı şansı yoktur.

 

***

 

Mesele Kıbrıs Türkünün iradesi ve egemenliği ile ilgilidir.

Kıbrıs Türkünün iradesini ve egemenliğini yansıtacak çağdaş bir yapı kurulmalıdır.

Bu yapı asgari demokrasi, asgari hukuk ve asgari sivilleşmeyi içermelidir.

Yapılması gereken tam da budur.

Gerisi iradesine ve egemenliğine sahip olmayan, her geçen gün fakirleşen ve neslini bu topraklarda sürdüremeyecek duruma düşen Kıbrıslı Türklerden ibaret olur.

Varoluş kavgası bunun ta kendisidir.

Yanlış yolda yürüyenler doğru hedeflere varamazlar.

Bunu herkesin anlaması gerekir…”

 

Daha Fazla Göster



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı