Köşe Yazarları

Durumu İdare Decek Değil, Kökten Değiştirecek Bir Yönetim

Gençlerin yönettiği “Şeffaf Kıbrıs” adlı internet sitesi, UBP-DP hükümetinin, kurulurken hazırladığı hükümet programındaki 338 vaadden sadece 9’unu tamamladıklarını ortaya çıkarttı.

Yani sadece yüzde 2,6…

Güzel bir takip yapmışlar, listelemişler.

Vaadlerden 236’sına hiç başlanmamış. Çalışması devam eden 93…

Tamamlananların içinde Sanayi ve Tarımla ilgili master planlar ileriye dönük belki işe yarar. O da uygulanırsa…

şeffaf

Ama hiç başlanmayanların arasında esas sorunlarımıza ilişkin çözümler var. Mesela vergi politikası, toplumsal refahın adil paylaşımı, KDV oranlarının gözden geçirilmesi veya kaldırılması, yatırım ikliminin iyileştirilmesi; suçun önlenmesinde polisin etkinliğini arttıracak düzenlemeler; toplu taşımanın bir düzene kavuşturulması, geliştirilmesi, yolların alt yapısının geliştirilmesi;  eğitimde fırsat eşitliği, üniversitelerin yasayla kurulması; Kalkınma Bankası’nın özerkleşmesi; yeni bir turizm teşvik yasası; sürdürülebilir yeni sağlık sistemi, Genel Sağlık Sigortası; yeni Sosyal Güvenlik Politikası…

Bunlar en can alıcıları…

Hiç başlanmamış bile…

Şimdi diyecekler ki, “zamanımız yoktu” ya da “tek başına iktidar değildik”…

Hem kurdukları hükümetin en fazla 2 yıl ömrü olduğunu biliyorlardı, hem de bir koalisyon olduğunu. Vaadleri ona göre şekillendirdiler.

Diğer taraftan, bu performansla Türkiye’nin projelerindeki % 6’lık gerçekleşme oranı da şaşırtıcı değil.

Bu durum sadece bu dönem iktidar için geçerli değil tabii…

Ben CTP-UBP hükümetini hatırlıyorum mesela… Tarihte ilk kez bir hükümet, programındaki reformları takvimlendirmişti. Ne oldu? İlk kırılmada, dağıldı gitti… Vaadlerin kaçta kaçı gerçekleşti?

Ondan öncekiler de öyle…

İnsan söylemeye korkuyor ama, bu ülkede ne kadar idealist olsa da kurulan hükümetler ancak da durumu idare ediyor…

Ya beceri eksikliği ya inanç eksikliği, partileri programa yoğunlaşmaktan alıkoyuyor. O zaman da, günübirlik kararlarla belirlenen yoldan uzaklaşıyor, politikasız, plansız, el yordamıyla durumu idare ediyorlar.

Hele bir de koalisyonsa, karşılarına çıkan ilk sorundan itibaren bocalamaya, birbirleriyle didişmeye başlıyorlar ki, bu durumda programların, hedeflerin adı bile geçmiyor…

Şeffaf Kıbrıs sitesini hazırlayan gençlerin çıkarttığı sonucu, bu ve bundan önceki tüm hükümetler için okumalıyız.

Yine bir seçim arifesinde, böyle gelmiş böyle gider dersek, ülke çıkarları- parti çıkarları ayırımını yapmazsak, daha nice hükümet programları “arşive manşet” olmaya mahkumdur.

Biz de buralarda en basit sorunlarımızın bile neden çözülemediğini tartışır dururuz…

Çözüm, mevcut sisteme şurasından, burasından dokunmak değil, kökten ortadan kaldırmak olmalıdır.

Bunu yapamayacak kadar çıkarcı, fırsatçı ya da beceriksiz miyiz?

Ben öyle olduğunu düşünmüyorum…

 

YERİN KULAĞI VAR

BİRİSİ DUR DESİN:

UBP’nin bir kadın adayı, ziyaret ettiği yerlerde insanları dinlemek yerine, kendi düşüncelerini empoze etmek için çırpınıyor. Porpagandasının temelinde din, Allah, bayrak, anavatan olan bu kadın adayı tanımasak, hangi partinin adayı olduğunu bile anlamayacağız. “Ben”le başlayıp, “ben yapacağım” diye devam eden bu adayın videolarını partisinin yönetimi görmüyor mu? Yoksa ona verilen görev bu mu?

SANKİ TÜRKİYE SADECE UBP’YE PROJE YAPARMIŞ GİBİ:

hüseyin-özgürgünÖzgürgün, elektrik fiyatlarını üç kat ucuzlatacakları vaadini vermiş en son. Hükümeti döneminde elektriğe yüzde 40 zam yapan biri söylüyor bunu. Neye güvenerek söylüyor, Türkiye’den elektrik getirilmesi projesine… Bugün düğmeye basılsa, en erken 2 yıl sonra gerçekleşecek bir proje. Üstelik de UBP’ye özel değil, hangi iktidar olursa olsun, mümkünatı varsa, yapılacak. Çünkü Türkiye’nin projesi. Öyle bir hava yaratıyorlar ki, Türkiye’nin yapacakları UBP iktidarına bağlıymış gibi. E, sen önündeki parası hazır projeleri bile yapmadın ki..?

DAHA NEYİ BEKLİYOR Kİ:

HP Genel Başkanı Kudret Özersay, Hüseyin Özgürgün’ün paraları hakkında “rüşvet, kara para” gibi olasılıklar sıraladı. Bunlar feci suçlamalar… TDP Başsavcılığa dilekçe verip, inceleme istedi. Parasının kaynağı temiz, hak edilmiş olan birinin bu iddialar karşısında susmaması gerekir. Ama Özgürgün hala susuyor. Ben olsam çıkar takır takır açıklardım. İşler bu noktaya geldikten sonra, hala neyi bekliyor?

ŞU TÜK VERGİSİ NE OLACAK:

Partilerin söylemlerinde, Toprak Ürünleri Kurumu’nu kurtarma adına ithal ürünlere konan %3’lük Deli Dumrul vergisinin kaldırılmasından söz edene rastladınız mı? Eylül 2016’dan beri, yani tam 15 aydır herşeyi yüzde 3 zamlı tüketiyoruz. Hatta bunun bize çok daha yüksek oranda yansıdığı tespitleri de var. Peki TÜK kurtuldu mu? Hayır. Hala daha zorla sürdürülmeye çalışılan bir batak durumu var. Hala daha “nasıl borçlansa” diye kafa patlatmalar… Var mı buna bir çaresi olan?  Yoksa kim gelirse gelsin, devam edip gidecek mi?

AYIP OLUYOR:

Seçimler nedeniyle televizyon ekranları adaylara teslim olmuş durumda. Seçimler konuk bulmada zorlanan programcılar için adeta kurtarıcı oldu. Ancak yaklaşık 400 adayın yarışacağı 7 Ocak seçimlerinde tv ekranlarında neredeyse hergün aynı yüzleri görüyoruz. Her partiden 3-5 bilindik yüz dışında diğer adayları tanıma, düşüncelerini duyma imkanını bulamıyoruz. Her partiden belli isimleri değil de, çok daha fazlasını dinleme fırsatı bulabilsek, inanın çok daha demokratik bir yarış olurdu. Diğerleri sanki dolgu malzemesi muamalesi görüyorlar…

BİLDİK SÖYLEMLER:

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, “dış güçler CTP, HP ve TDP’li bir taviz hükümeti arzuluyor” idiasında bulunup, bunu bozacak tek partinin de kendileri olduğunu savunmuş. İlahi hocam, dış güçlere ne gerek var, sokağın nabzı, uyduruk anketler bile bu üçlüyü işaret ediyor. Üçü de UBP ile kurmayacağını açıkladığına göre, başka alternatif yok zaten. Her seçim bu tür “dış güçler” hikayesini hep duyuyoruz…

 

ZİRVEDEKİLER

Başaran Düzgün: “Sırf adaylardan para koparmak için Facebook’ta yayın yapanları biliyoruz. Televizyon programlarında ‘peşin para vermezsen mikrofonu açmam’ diyenleri görüyoruz. Geçmişte ‘çok izlenen’ televizyon programları yapanlar, bu seçimlerde rezil rüsva oldular. Çünkü ‘para kazanma hırsı’ uğruna zaten sorunlu olan şahsiyetlerini kaybettiler. Annelerinin bile çok üzüldüğü ve üzüntülerini sosyal medyadan paylaştığı gazeteciler bu seçimlerde ortaya çıktı. Bu seçimin kaybedenleri onlar oldu aslında”…

 DİPTEKİLER

Hala Sultan İlahiyat Koleji, “Noel yaklaşırken imam-ı rabbani’den bir ikaz” diyerek yaptıkları açıklamada, “kâfirlerin adetlerini uygulayan ve onların dini günlerine saygı gösteren Müslümanların cenazelerinin kılınması gerekir, bu günkü uygulamaya bakılarak onların kafirlerle bir tutulmamaları gerekir. Nihayetinde ebedî azaptan da kurtulmaları ümit edilmelidir”deniliyor. Ve bu okul güya Eğitim Bakanlığına bağlıymış, arayan sorgulayan yok. Zaten memlekette Eğitim Bakanı da yok ya…

Foto Gündem

Ömer Hasan Depreli
Küçükkaymaklı kayıplarından Ömer Hasan Depreli, ölümünden 54 yıl sonra törenle defnedildi



İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı