Bize hiçbir şey öğretmediyse, Koronavirüs şunu öğretti:
Üzerine titrenilen, uğruna savaşılan, varlığının devamı için uğraşılırken… Tutun ki “taş devrinden uzay çağına kadar gelen insanlık tarihinin “insan” Hâlâ bir arpa boyu yol almadı…” Şöyle ki göremediği elleyemediği, işitemediği kadar küçük bir virüse yenik düşecek kadar!
Bilmiyorum ama bu korkunç olay 7 milyar olduğu söylenen dünya insanlarına, bundan sonrası için ne yapmaları, nasıl yaşamaları gerektiğinin büyük ve dünyasal dersini verirken…
Her halde “Korenavirüs” de kadim tarihteki süreci içinde gelip geçerken, belki öncesindeki “Atom” yada “Dijital çağlar“ gibi kendi çağını yaratacak ve onunla anılacaktır NİTEKİM kaç zamandır TV kanallarında izliyorum: Dünyanın yeniden dağılıp yeniden kurulacağı ve yeniden oluşacak “yönetim sistemleri” üzerine faraziyeler üretilmekte. Tabi ki bugünden yarına değil ama bir gün tüm dünya devletlerinin oluşturacağı “Dünya Federasyonu” artık hayal değildir..
DOLAYISIYLA “Kovid-19” da bu sürece katılacak virüs olarak, “devrimlerin” nedeni olmaya adaylığıyla tarihe geçecektir.. Belki böylesi bir oluşum için daha beter felâketlerin yaşanması da gerekecek ve dünya ülkeleri yeniden yapılanacaklardır.
NİTEKİM “ülkeler arası ittifaklar,” bu ittifaklara dayanan iş ve güç birlikleri geleceğin en büyük “Dünya Federasyonunun” temel taşlarını oluşturmaya başladı bile…
***
Amerika bu “hayalleri” büyük “idea” haline getiren müthiş bir ülkedir. Nitekim yüzlerce hatta binlerce senaryo ile çekilen “fantezi” yada “macera, bilimkurgu” türünden filmleriyle daha şimdiden “dünya ile uzaydaki Federasyonlar arası savaşları” senaryolaştırmaktadır.. Ki geleceğin Dünyası kendi içinde değil… Tanımadığımız “uzaydaki öteki dünyalarla” savaşacaktır yada onlarla da yeni ittifaklar kuracaktır!
KISACA baş belası virüsün bir kez daha hatırlattığı bu “gelecek” belki diyorum, “Colid 19’ dan önce ve sonra” ifadesiyle bir yeni “milat” ile kadim tarihte yerini alacaktır.. Şöyle ki “The World Federation Of United Nations.” ***
VE TABİ ki o büyük ve dünyasal çapta “siyasi değişim olurken kimse “Anastasiadis’e ne düşündüğünü sormayacaktır!”
Ancak o dünyasal ve büyük “kurguyla kuruluma” geçildiğinde, küçük ülkeler çoktan büyük ülkelerin egemenliğine girerlerken, Dünya Federal sistemine de tutun ki “Anavatanlarının koltuk altlarında” katılacaklardır! …Sn. Anastasiadis, bizde bir laf vardır “dünya Sultan Süleyman’a bile kalmadı” derler! Bu dünyada eğer Kıbrıs halkı olarak bizim de yerimiz olacaksa önce Federasyonu kendi aramızda kendimiz oluşturacağız! Ki dünyada bizim de yerimiz olsun. ***
BUNDAN SONRASI İÇİN NE DÜŞÜNÜYORUZ?
Erhürman’ın dörtlü Koalisyonu bile “Tatar Koalisyon Hükümetinden” daha uyumluydu. En azından biri “paraya göre maaş,” diğeri “tüm çalışanlara ayni maaş” demez… Başbakan da çıkıp “hayır hiç biri asla olmayacak” açıklamasını yapmak zorunda kalmazdı!
Görüyorum ki artık ne kadar anlamlı olduğu tartışma konusu olabilecek Cumhurbaşkanlığı seçimleri bile kimseyi gıdıklamıyor..
FAKAT nasılsa Korenavirüsten önce “adaylıklarını” açıklayanlar belli oluyor ki özellikle Tatar Koalisyon Hükümeti saflarında hem gıdıklanıyorlar hem kaşınıyorlar!
DOĞRUSU hiç yadırganmamalı. Dünyada ne kadar siyasi emsali vardır bilmiyorum. Fakat şu “antika olaya” bakın:
Başbakan aday, Başbakan yardımcısı da aday!
Söylemiyorlar, nutuk atamıyorlar, reklam yapamıyorlar ama… “Kendilerini öne çıkarıp o en tepedeki “yetkisizlikliklerle donatılmış Cumhurbaşkanı makamına” ne kadar layık oldukları gösterilerinin yarışını yapıyorlar!
HEMEN ilk tespitimi yazayım:
“Halkın Partisi” zaten partinin adı ile müsemma oluşunun tutumunda, “halka” dayanırken, Tatar en iyi bildiği olan “ekonomiyi” öne çıkarıyor tabi sırtını da UBP’ye dayıyor!
Siyasi sorunu da “iki devlete dayalı çözüm” olarak propagandasının kalkanı yapıyor!
DOĞRUSU eğer ortada müzakeresi yapılacak yada lafı edilecek bir siyasi sorun olmasaydı, inanıyorum ki Sn. Akıncı can sıkıntısından kurtulmak için günlük programına “balık avlamağı” da koyacaktı!
Nitekim Koronavirüsün siyasi sorunun yerine geçtiği günden beridir, Sn. Akıncı hâlâ esip gürleyecek tırnaklık propaganda unsuru bulamadı!
OYSA vardır! Ve işte garabet de buradadır! K’sınden C’sine kadar sorunlar külliyesi olan KKTC başlı başına zaten kendini yiyen bir virüs! Fakat Devletin başı olan Sn. Akıncı bunun hesabını bile soramaz! Çünkü yetkisiz! En basiti “ey Sn. Tatar nedir senin bu yaptığın” diyemez!
OYSA KKTC’nin hemen her zaman “kesinlikle çözüm için icraat haline getirmesi gereken yığınla sorunları vardır!”
Mesela “seçme hakkımda” bir yurttaş öncesi Yönetimlere de şimdiki Tatar Hükümetine de sorarım: “BUUGÜNE kadar hiçbir plan ve programınız tutmadı! Fakat virüsün de yarattığı tahribatı dikkate alarak bundan sonrasının çok farklı olması gerektiği aklında, artık “bu düzenin öyle geldi böyle gitmemesi gerektiğini” hiç düşündünüz mü? Şöyle ki bu yeni ve dünyasal koşullarda nasıl bir ekonomik modele yada sisteme yönelmek gerekecektir” türünden?”
Bu ve benzer soruları yarım asırdır hep ayni umutla sorarım. Hâlâ cevap veren bir Hükümetimiz hiç olmadı! ÇÜNKÜ Kıbrıs Türk halkı bırakın günlük, aylık, yıllık “plan ve programlar” yapmayı, “12 saati uyku vakti olduğu için sabahtan akşama kadar olan yarım günün bile “programını” yapamayan bir dünya garibi Devlettir!’ (Yarın bu konuya devam etmek istiyorum.)
































