Temmuz 2014’te güncellenmiş BM Dünya ekonomik durum ve beklentiler raporu ile güncellenmiş OECD, IMF raporlarına göre, dünya ekonomisindeki son gelişmeler olarak TC Kalkınma Bakanlığı’nın bülteninde özet bir bilgilendirme yayınlanmıştır.
Bu raporlara göre dünyada 2014’te gelişmiş ekonomiler ve küresel büyüme oranlarının hedeflenen oranlara göre, biraz daha yukarı olacağı ve gelişmekte olan ekonomilerde ise öngörülenin altında bir seyir takip edeceği tahminleri yapılmaktadır. Dünya ortalamasının % 2.8 büyüyeceği, ABD ekonomisinin öngörülen % 2.5 büyümeyi gerçekleştireceği, AB ekonomisinde genelde durgunluğun devam edeceği ve Euro Bölgesi’nde deflasyonun ciddi bir risk oluşturduğu, vurgulanmaktadır. Bu tabii ki Türkiye gibi en çok ticari ilişkisi olan ülkeleri etkileyeceği de söz konusudur. Esasen çeşitli riskler dolayısıyla Türkiye %4 büyüme hedefini % 3’lere düşürdü.
Çin’in ise yüksek oranlı büyümesinin % 7.3 devam edeceği, görülmektedir. ABD’de ise faizlerin düşük seviyede sıfıra yakın oranlarda devam ettirileceği, FED’in parasal politikasını normalleştirme yönünde şimdi devam ettirdiği uygulamanın, küresel büyümeyi yavaşlatacağı beklentileri ve uyarıları vardır.
AB’ de durgunluk devam edecek, işsizlik oranı ortalama %11.6, genç işgücü piyasasında ise işsizlik % 23.3 gibi yüksek oranda sürüyor. En yüksek işsizlik oranı Yunanistan’da % 26.8, ve İspanya’da % 25.1’dir. En düşük işsizlik de Avusturya’da % 4.7, Almanya’da ise % 5.1 seviyesinde, yani tam istihdam durumunda diyebiliriz. Rusya da, Ukrayna olayları nedeniyle 2014’te ekonomik durgunluk riski taşıyor.
Türkiye için, cari açığın OECD raporuna göre GSYİH’nin % 6.4’ü seviyesinde olması bekleniyor ve vergi reformlarının, ölçekleri ne olursa olsun tüm firmaların OECD standartlarına göre hedeflenmesi gereği vurgulanarak, bu şekilde çalışma çağındaki nüfusun daha büyük bir kısmının daha verimli işletmelerde istihdam edilmesiyle Türk ekonomisinin verimliliğinin, gelirinin ve rekabet gücünün artacağı, tavsiye edilmektedir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra bu hafta piyasalar ve ekonomi çevreleri faize odaklandı ve TC Merkez Bankası’nın bağımsızlık tartışmaları devam etti. Enflasyon beklentisi de MB’nin açıkladığına göre, bu aylık anketleri sonucu, enflasyon revize edilerek daha düşük olan yıl sonu hedefi, % 8.7’e yükseltildi. Cuma gün ise uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce yapacağı açıklamayı bir hafta erteleyerek yaptı. Ve “Türkiye’de devam eden politik gerginliğe” bağlı olarak, bunun 2015 genel seçimlerine kadar devam edeceğini belirsizlik nedenine bağlayarak, ekonomik kurumsal zorlukların, devam edeceğini vurguladı. Bununla kastedilen hususlar, yavaş büyüme, yüksek enflasyon, dış kırılganlıklar ve TCMB’nin bağımsızlığının zedelenmiş olması. Vurgulanan diğer bir husus, Merkez Bankasının gösterge faizleri ve gecelik faizleri düşürmesiyle enflasyonun yükselmesi riskini arttırmasıdır. Moody’sin bu açıklaması piyasalarda olumsuz algılandı, aynı gün Cuma, Bist’in değer kaybı oldu. Önümüzdeki hafta bir miktar daha düşebileceği beklentileri de mevcut. Dolarla Euro’nun TL karşısındaki değeri de cuma gün yükseldi.
Diğer taraftan yukarıda bahsettiğim raporlara göre, yükselen piyasalar ve ekonomilerden Çin’de, önümüzdeki 5 yıllık dönem için Çin yönetiminin öngördüğü ekonomi politikası değiştirildi ve öngörülen yeni hedef “iç tüketime” dayalı bir büyüme politikası oldu. Nüfusuna da güveniyor. Dolayısıyla şimdiye kadar yatırım ve ihracata dayalı ekonomik büyüme stratejisinden iç tüketime dayalı bir büyüme stratejisine kayma, ön plana alınmış görünüyor. Çin’de iç tüketimi canlandırma hedefi. Bunun için de iç tüketimde istenen hedeflere ulaşılabilmesi için, ücretlerin arttırılması, sosyal güvenlik ağının geliştirilmesi, şehirleşmenin yaygınlaşması, bölgelerarası teşvik politikalarının öneminin arttırılması hedefleniyor. Ayrıca gelecek 5 yıllık dönemde iç tüketime dayalı bir büyüme politikası uygulanacağı cihetle, Çin yönetimi teşvik politikalarına ihtiyacı olmayacağı görüşünde. Çin’in haziran ayı bir aylık ihracatı % 7 artışla 187 milyar$ oldu. İthalatı da 155 milyar$.
Çin, tarım sektörünü geliştirme ve tarım sektörüne önem vermek açısından Merkez Bankası ağırlıklı teşvik politikası çerçevesinde, tarım kesimine kredi veren bankaların yasal karşılık oranlarını düşürmüştür. Bilinçli politikalar uygulanmaktadır.
Birkaç ay önce turistik amaçlı olarak Çin’e gitmiştik. Çin’in fert başına düşen milli gelirinin 5000, $ seviyeleri gibi yüksek olmayan seviye düşünüldüğünde, beklediğimizden çok daha gelişmiş şehirler, kentsel bölgeler ve büyük yatırımlar, olağanüstü bir kentsel dönüşüm projelerinin, şantiye haline gelmiş ülkenin ne kadar süratli gelişmekte olduğunu gözle görünür bir biçimde görüyor ve hissediyorsunuz. Şehir içi ve şehirler arası altyapı yatırımlarının, yolların yüzlerce kilometre, gerek Çin’in doğusunda gerek orta kesiminde gerekse batısında aynı standartlarda geniş iki ve üç şeritli çift gidiş ve dönüş yolların düzenli, her türlü trafik işaretleri ve kurallarıyla, orta refüjler ve yanlarda banketlerin düzenli, çiçeklerle, bakımlı ağaçlarla yemyeşil ve temiz ortamda çevre düzeni de insanı etkileyen bir görünümü, çalışkan insanlar ve akıllı yöneticilerle kısa sürede bir ülkenin her alanda ne kadar kalkınabileceğini düşündürüyor. Yeni inşa edilmekte olan dev barajlar, köy ve kırsal bölgelerde yarattığı enerji kaynakları ve gelir sağlama imkânları ile tarımda suyun ve dağıtımın üretime getirdiği yeni imkânlarla, köylerin süratle kente dönüştürülmesi projeleri, yakın zamanda Çin’i en güçlü ülkeler seviyesine getireceği sinyallerini veriyor. Şehirler ve şehirlerarası ve kırsal alanlarda gördüğümüz yerleşim yerleri arasında, alt yapı yollar en ileri ülkelerle yarışır görünümde. 17 kişilik grup olarak hepimiz etkilendik. Bir de gelişmekte olan birçok ülkelerde, Brezilya, Arjantin, Taylan, Tayvan gibi ve benzer ülkelerde olduğu gibi, Çin’de şehirlerde çok zengin mahalleler ile sefalet içinde olan veya çok fakir mahalleler görmek mümkün değil. Mahalleler ve konutlarda asgari bir standart ve genel bir homojenlik söz konusu. Bu da önceden komünizm rejiminin halka dönük uyguladığı devlet politikasının bir etkisi olsa gerek. Çin bu gün en çok dış ticaret hacmine sahip 4.16 trilyon $’la ( İhracat 2.2 trilyon$, ve ithalat 1.95 trilyon$.) ABD’yi geçmiş durumda. Aynı zamanda dünyada en çok döviz rezervine ( 4 trilyon$ )sahip bir ülke.
































