Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DP’de, Şonya’dan sonra Öztürk vakası!..

Demokrat Parti’de tuhaf şeyler oluyor. Parti yönetimi her ne kadar basına yansımaması için büyük gayret gösterse de, rahatsızlığı olanlar, bizzat kendileri ifşa ediyorlar.

Bu seçimlerde küllerinden yeniden doğan ve iyi bir ivme yakalayan DP, kendi iç hesaplaşmaları bir yana, seçime beş kala bünyesine kattığı ve alınan sonuçlarda büyük payı olduğu iddia edilen Ulusal Güçler kanadı ile oldukça sıkıntılı günler yaşıyor. Zaten seçimler sürecinde yaşananlar ve ortaya atılan iddialar, DP ile UG arasında ciddi bir hesaplaşmanın yaşanacağının sinyalini vermişti…

Serdar Denktaş’ın en büyük şansı ve tepkilerin yüksek seslendirilmemesinin tek nedeni DP’nin hükümet ortağı olmasındandır. Taban 7 yıl sonra yakaladığı şansı kaybetmek istemiyor. Bugün için hükümet olmanın avantajları, tartışmanın açıktan bir fırtınaya dönüşmesinin önüne geçiyor. Ama bu suskunluğun uzun soluklu olmayacağı ve bir gün bir yerden patlayacağı aşikar…

Serdar Denktaş, yokluk içinde özveri ile partiyi bugünlere taşıyan “arkadaşlarını” ortada bırakmaktan çekinmedi. Herkesin kaderine terk ettiği DP’ye sarılan ve umut haline getiren Şonya ve diğerleri, bir takım hırslar yüzünden bir kalemde gözden çıkarılmıştır. Bengü Şonya’nın, konuştuklarından çok, şimdilik konuşmadıkları oldukça önemli. Şonya’yı bu duruma iten, Denktaş’ın UG kanadı ile girdiği ilişki ve yıllarca kendisine bağlı olan ekibi dışlamasıdır…

Şonya’yı sever veya sevmezsiniz, fikirlerine de katılamayabilirsiniz ama en kötü dönemde partiye sahip çıkması ve görev üstlenmesini göz ardı edemezsiniz. Bunu yapmak ise, en hafif tabiriyle vefasızlıktır…

Serdar Denktaş’ın kendi “öz” tabanından uzaklaşması ve UG kanadına yakınlaşması, onlarla birlikte kendi “evlatlarını kurban vermesini” kimse içine sindirememiştir…

Dün de, yine DP için her türlü fedakarlığı yapan, aydın ve vizyon sahibi Gençlik Kolları Genel Başkanı Münür Öztürk’ün istifa haberini duyduk. Babası Lefkoşa İlçe Başkanı Kemal Öztürk ile birlikte hayatlarını DP’ye adamışlar. En kötü günlerde, tüm zorluklara rağmen partilerine sahip çıkıp, bugünlere gelmesinde önemli katkıları olan iki nefer… Münür Öztürk, alışılmış başkanlardan farklı, geleceğin siyasetçisi profiline uygun bir genç politikacı…

DP ve özellikle de Serdar Denktaş, bunu da Şonya olayındaki gibi hasıraltı edemeyecek. Çünkü ortada Şonya’nınkinden farklı olarak, cesur bir istifa var. Münür, gerek parti içerisinde, gerekse çevresinde sevilip sayılan bir isim. Babası da öyle. İstifası DP içerisinde bir domino hareketi başlatır mı bilemem ama konuşmaları halinde DP içerisinde yaşanan bazı gerçeklerin su yüzüne çıkmasını sağlayabilirler…

Münür Öztürk, “2009 yılından beridir görev yaptığım DP Gençlik Örgütü Genel Başkanlık görevimi çeşitli gerekçelerle bugün resmen bıraktım. Görev sürem içinde her türlü imkansızlığa rağmen desteklerini esirgemeyen çalışma arkadaşlarıma ve parti büyüklerime sonsuz teşekkürlerimi sunarım…” diyor istifasında. Şimdi Öztürk, istifa nedeni olan “çeşitli gerekçeleri” de topluma açıklamalı, eğer bir şeylerin düzeleceğine inanıyorsa…

Ve Münür Öztürk’ün istifasının ardından sanal medyada inanılmaz yorumlar yapıldı. İşte onlarca mesajdan sadece birkaçı.
“Serdar’ın en büyük suçu, iktidar olduğunda en iyi ve sadık arkadaşlarını harcar. Bir anda unutur arkadaşlarını, bugüne kadar parti için emek harcayan insanlardan uzak durur. En iyisini ben bilirim havasına bürünür ve çevresindeki arkadaşlarını kırar. Bu olay da DP’nin sonunu getirecek bu sefer”…
“Serdar Denktaş geçmişte yaptığı hataları tekrarlamaya devam ediyor. Gün gelecek, etrafında kimseyi bulamayacak. Bu da partinin sonunu getirecek. Değiştiğini sanmıştık. Ama maalesef”…
“Dürüstlük senin rehberindir. Yoluna devam yanındayız”…

Şonya ve Öztürk olayı gösteriyor ki, Serdar Denktaş için DP’den çok, UG’liler makbul bu günlerde. Kendince bugün oturduğu koltukları kendisine bahşeden de UG’liler. Olanları pek umursayacağını sanmıyorum, kulağının üstüne yatıp konuşulanları duymamayı tercih edecek. Zaten söyleyecek sözü de yok… Ancak Şonya ve Öztürk olayı, DP içerisindeki bazı taşların yerinden oynamasına neden oldu belki ama, önümüzdeki günlerde DP’nin, kendine bağlı bakanlıklara atayacağı müdür ve müsteşarların açıklanmasıyla, binanın temelden sarsılacağı da konuşulan iddialar arasında…

 

YERİN KULAĞI VAR

İLGİNÇ BULUŞMA:
TC Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Hala Sultan İlahiyat Koleji’nin bazı dersliklerinin açılışı için cuma günü KKTC’ye geliyor. Sanırım son yılların en ilginç siyasi buluşmasına şahit olacağız. “Alo Ben Beşir” olayının tarafı Atalay’ın, hükümetle görüşmesinde hayli ilginç diyaloglar olacağı kesin. Duymayı öyle isterdim ki…

DEDİKODUSU DAHA TEHLİKELİ:
Dünkü sayfamızda, Başbakan Yorgancıoğlu’nun, şeffaflık adına Türkiye’ye yazılan mektubu kamuoyuna açıklaması gerektiğinden bahsetmiştik. Yani durum aynen Sibel Siber hükümeti dönemindeki gibi oldu. Hükümet yazışmayı açıklamaktan kaçınınca, dedikodular aldı başını gitti. Şimdi anladığımız kadarıyla yazışma teknik heyetler arasında. Bir de randevu talep edilmiş, hatta alınmış, görüşmeler başlamış. İyi, ne güzel… Tabanı kızdırmama adına, şeffaflıktan uzaklaşmamak gerekiyor, yoksa bedeli daha ağır oluyor. Bu ay maaşların ödenmeyeceği dedikoduları başladı bile…

TRENİ İÇERİDEN SALLAMIŞLAR:
Her gün yeni bir batak ortaya çıkıyor. Kıb-Tek onca borcuna karşın 45 milyon daha borçlanıyor. Belediyeler borçtan dökülüyor, maaşları ödeyemez durumda olanlar var. Devletin sosyal güvenlik fonları sıfırı tüketmiş. Koop-Süt üreticinin devreye girmesiyle kurtuldu, şimdi Cypfruvex’in 20 milyon borcuna karşılık, 1950 ton ürününün ipotekli olduğunu öğreniyoruz. Yani bu duruma nasıl geldiğimizi tekrar etmeye gerek yok da, bir önceki hükümet 4 yıl ne yaptı, onu merak ediyorum. Tek yaptıkları, batağın büyüklüğünü görmeyelim diye gözümüze perde çekmek olmuş…

UNUTTUR DA TAMAMDIR:
Ersan Saner diyor ki; “Ahmet Kaşif, Ercan ihalesi sırasında Bakan’dı, o zaman neden inceleme istemedi”. Doğrudur, bir süre önce biz de aynı soruyu sormuştuk. E ama her zaman öyle değil midir. Bizde politika, geçmişte yaptıklarını unutturma becerisi üstüne kurulmuştur. Yalnız Saner Kaşif’e kızıyor da, şu ihalenin “yer belirleme” sürecini tamamlamadan nasıl verildiğini de izah etmiyor. İhaleyi ver, parayı al, dağıt, sonra havaalanını genişletecek yeri temin etme. İşte mide bulandıran taraf bu. Hadi hükümet sırf parayı kapsın diye yaptı, ya ihaleyi alan? İnşaat yapacağı yer ortada yokken nasıl kabul etmiş ki..?

İŞTE ŞİMDİ YANDIK:
CTP Milletvekili ve Genel Sekreter Asım Akansoy, öngörülen programın ülkedeki durumu tersyüz edecek bir program olduğunu söyleyerek, “Ülkeyi biz yöneteceğiz iddiasındaysak, Kıbrıs Türkü’nün özveriden kaçınmayacağını düşünüyorum” demiş. Eğer özveriden bahsetmeye başlamışlarsa yandığımızın resmidir. Çünkü bu özveri genellikle hep çalışan kesimden beklenir… Bu durumda ülkedeki durumu tersyüz edecek olan asıl sizin öngördüğünüz program olmayacak mı?

NASIL AŞTILAR?:
Geçtiğimiz hafta, UBP döneminden kalan bazı kararnamelerin gündemden kaldırılması tasarısını Meclis’e getiren hükümet, Tufan Erhürman’ın “Bu uygulama anayasaya aykırıdır” savunması üzerine geri çekilmişti. Şimdi yapılan açıklamaya göre, Pazartesi günü yeniden Meclis gündemine geliyor. Bu engeli nasıl aştıklarını da açıklarlar diye umut ediyorum. Zira Anayasa, kararnamelerin Meclis’te görüşülmesini şart koşuyor.

BULUT MEDYA:
“Kaçak yol” ve “kaçak villa” iddiaları ile gündeme gelen Bulut İnşaat Direktörü Temel Bulut, şimdi de medya patronluğuna soyundu. Yeni bir gazete ile önümüzdeki aday medya sektörüne adım atacak olan Temel Bulut’un bu sektöre girme nedeni ise öğrenilemedi. Gazeteyi siyasi bir baskı aracı olarak kullanacağı ise bize gelen iddialar arasında…

 

ZİRVEDEKİLER
Bengü Şonya: “Guguk Kuşu”ndan sonra “Suretimle Sohbetler” yazısında yine birilerine mesaj yollamış, “Kimler konuşuyor bakar mısın? Bak Allah aşkına. Temel Reis’ler, He-Man’ler, Vak-Vak kardeşler. Vizyonu Saatli Maarif takvimi. Derinliği yaz yağmuru birikintisi kadar olanlar. Hayatı boyunca tek bir adil seçim kazanamayanlar. Yanlarında hık deyicileri.” Kim bunlar, bileniniz var mı..?

DİPTEKİLER
HA 979:
Söz konusu araç, dün Karaoğlanoğlu-Girne arasında seyrederken önce, Karaoğlanoğlu içerisinde yolcu tarafından yola cam şişe fırlattı. Yapılanın ne kadar ayıp olduğu ve ne gibi tehlikeler yaratabileceğini konuşurken, ikinci cam şişenin Girne girişinde pencereden aynı şekilde yola fırlatıldığını gördük. Hele bunu yapanın genç bir kızımızın olması bizi daha da üzdü. Ne yazık ki, çevre konusunda gençlerimizi iyi yetiştirememişiz…

Sonbahar etkisini hissettirmeye başladı. KKTC’de dün bazı bölgelere sonbaharın ilk yağışı düşerken Serdarlı-Geçitkale yöresinde hortum çıktı