Bir yurttaş olarak Demokrat Parti’nin içine düşürüldüğü duruma gerçekten üzülüyorum…
UBP’deki lider sultasına karşı başlatılan 9’lar hareketinin bir sonucu olarak doğan DP, kısa bir süre sonra kendisi bir lider sultası altına girmiş, halkın defalarca gösterdiği desteğe karşın bu lider sultasını yıkamamış ve dar bir çevreye hükümet olanakları ihsan eden bir hareket olmaktan kurtulamamıştır.
Parti, erime ve yok olma sürecine girdiği bir sırada, kaderin bir cilvesi olarak, başkaldırdıkları Dr. Derviş Eroğlu’nun “sihirli elinin” değmesiyle yeniden canlandırılmış ve 2013 seçimlerinde hatırı sayılır bir oy oranına ulaşmıştır…
Serdar Denktaş, önceki gün bir vizyon açıkladı. Bu onun ilk vizyonu değil. İşler ters gitmeye başladığı anda, yeni versiyonunu çıkartıyor.
En son aklımda kalan, 2013 tarihli…
Seçimler sırasında “KKTC’nin Geleceği, Geleceğin KKTC’yi İçin Yol Haritası” başlığı altında tam 56 sayfalık bir seçim bildirgesi hazırlanmış ve halka “Gerçek bir değişim ve yeniden yapılanma sürecini başlatmak için kesin kararlıyız. Eskimiş politik anlayışlara yenilmemeliyiz. Yenilenmeliyiz” sözü verilerek, bu “Yeni Vizyon”la vatandaşların oyları alınmıştır…
Seçimden en büyük parti olarak çıkan CTP, eski Cumhurbaşkanı ve parti üyesi sıfatıyla Mehmet Ali Talat’ın uyarılarına rağmen, DP ile hükümet kurmuştur. İki yıla yakındır da DP hükümet ortağıdır.
Bu sürede Başbakan Yardımcılığı dışında ekonomi, turizm, kültür ve spor gibi beş önemli bakanlığı bünyesinde toplayan Serdar Denktaş, Parti’nin “Yeni Vizyonu” diye açıkladığı seçim bildirgesindeki vaatlerden hangisini gerçekleştirmiştir..?
Ekonomi bakanı olarak, döviz ateşi vatandaşın cebini cayır cayır yakarken, “bankalarla konuşup anlaşın, borcunuzu yeniden yapılandırın” gibi veciz sözü dışında ne icraatını gördünüz..?
Ekonomi başlığının en iddialı vaatlerinden biri olan “AB ve Türkiye ile gerekli tüm girişimler yapılarak AB Gümrük Birliği kapsamına girme çalışmaları önemle ve ısrarla ele alınacaktır” vaadi ile ilgili bir çalışma yapılmış mıdır? Yoksa bu alandaki uzmanların söylediği gibi, gerçekleşmesi zaten mümkün olmayacak bir vaat verilerek seçim sonrası kulak üstüne mi yatılmıştır..?
Peki spor konusunda, KTFF’nin KOP’a üyeliği ile ilgili olarak yaptığı ağız dalaşı dışında ne hatırlıyorsunuz..?
Gençlik alanında hatırladığınız tek icraat hangisi? Ben söyleyeyim: Adada küçük çapta bir skandal yaratan Yurtdışı Koordinasyon Ofisi ile ilgili anlaşma…
Kendi adıma, hapiste olan kişinin müdür olarak atanması, işin ehli olmayan eş, dost, akraba ve partililerin üst düzey görevlere getirilmesi dışında pek bir icraat hatırlamıyorum…
İki yıllık süreçte, CTP-DP hükümetinin en zayıf halkası, DP’nin uhdesinde bulunan bakanlıklar ve onlara bağlı kurum ve kuruluşlar olmuştu.
İki yıllık sürecin sonunda CTP’de meydana gelen yeni oluşumu sezinleyen Sn. Denktaş, birden bu icraatlar hiç olmamış gibi istifa edip “Yeni Vizyon” hazırlıklarına girişti.
Bu yaptığı hamlenin ciddi olarak DP’de bir yenileşmeyi amaçladığı yönünde inancı olan var mı?
Önceki gün açıklanan “Yeni Vizyon”, UBP ve TDP’nin tüzük değişiklikleriyle kamuoyunda yarattıkları olumlu havaya bir yanıt verme ve CTP tabanı nezdinde yaratılan kötü imajı yenileme girişimi olduğu apaçık belli. Adeta, ellerinden illallah diyen CTP’ye, “biz artık değiştik, lütfen bizimle hükümet kurun” demek için hazırlanmış bir mizansen…
Hazırlanan paket o kadar ciddiyetsizce ve alelacele hazırlanmış ki ilk bakışta bile “bu kadarı da olmaz” dedim.
“Vizyon” adı altında dağıtılan belgenin girişinde, bankacılık, yüksek eğitim, tarım ve hayvancılık başlıkları altında henüz rapor hazırlanmadığı ve rapora daha sonra ekleneceği belirtilerek zaten kapsamlı bir vizyon hazırlanarak kamuoyu önüne çıkma yerine, yeni hükümetin kurulması öncesi büyük ortak CTP’ye “biz değiştik” mesajı gönderme amacı güdüldüğü hemen sırıtıyor…
Geniş bir ekip çalışmasından çok, KKTC’deki hukuk sistemi, ekonomik ve sosyal yapı ile yaşanan sorunlar konusunda oldukça yüzeysel bilgi sahibi olan çok dar bir ekibe hazırlatıldığı anlaşılan rapor, DP’nin 2013 seçim bildirgesinin düzeyinin dahi oldukça gerisine düşmüş. Halbuki partide bundan daha iyisini yapabilecek bir ekip var ve zamanlama kaygısıyla kamuoyunun önüne özensiz ve ciddiyetle bağdaşmayan bir belge konmuş.
Sadece bir örnek vererek konuya noktayı koyacağım:
Raporu hazırlayanlar, hükümet programının uygulanmasını koordine etmek amacıyla “Sosyal Politikalar Reform Bakanlığı” kurulmasını öneriyor. Bu raporu hazırlayan arkadaşlar, hükümet programının uygulanmasını koordine edecek makamın parlamenter sistemlerde Başbakanlık olduğunu ve Anayasa’nın 107. Maddesine göre de bu görevin zaten Başbakanlığa verildiğini bilmiyor olabilir mi..?
YERİN KULAĞI VAR
RASTLANTI MI:
CTP’nin harıl harıl ortak aradığı günlerde DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın, siyasetteki “yeni vizyon” açıklaması biraz kafaları karıştırdı. CTP’nin DP veya UBP arasında seçim yapacağı bir dönemde Denktaş’ın “yeni vizyonu”, sanki de Kalyoncu’ya gönderilmiş bir mesaj olarak algılandı. Basın toplantısının zamanlaması bir rastlantı gibi değil, bilinçli bir tercih gibi görünüyor…
TATAR KAYGILI:
UBP Genel Başkanlığı için aday olduğunu açıkladıktan sonra partide dışlandığını iddia eden Ersin Tatar, “Kimse demokratik olmayan yollarla benimle uğraşmaya kalkmasın delege ve üye yazımıyla ilgili şişirmeler olmamalı” değerlendirmesinde bulunuyorsa, kurultayla ilgili ciddi kaygıları var demektir. Aslında UBP’de işler daha kızışmadı. Hele bir kurultay yaklaşsın, siz o zaman seyredin…
GEREĞİNİ YAP O ZAMAN:
Allah Allah, Kıb-Tek kimin yahu. Bir anda kafam karıştı. Devletin değil mi bu Kıb-Tek. Bakan çıkmış, filtre için Kurum’a çağrıda bulunuyor. Elinde Yasa var. Uygulaması mecburi olan bir Yasa… Bugüne kadar uygulanmamış… Madem zehrin farkındadır, neden gereğini yapmaz, da “İster seçilmiş, isterse atanmış devletin bir pozisyonunda bulunan herkesin topluma karşı bir sorumluluğu vardır. Görevlerimizin yanında yetkilerimiz vardır” diye aba altından sopa gönderir. Kıb-Tek devletin üstünde mi..?
365 GÜN:
Lefkoşa ve Girne Belediye Başkanları, bir yıllarını kamuoyu önünde değerlendirdiler. Haklarını verelim, kısıtlı olanaklarıyla, ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştılar. Tamam mı, tabii ki değil. Girne’de minibüslerin yarattığı dehşet, bazı bölgelerde kanalizasyon konusunun atlanması, limanın durumu hala büyük sorunlar. Lefkoşa’nınsa daha da çok yapılacak işi var. Ama devralınan enkaz hala ortada duruyor. Yine de dikkat edin, skandal yok, şaibe yok. Bu arada her nedense Gazimağusa Belediyesi’nden tık yok. Orada sadece skandal var, şaibe var, iddialar var. Ağzıyla kuş da tutsa, bu değişmeyecek…
ÖYLE DİYE DİYE:
AKSA elektrik santralinden çıkan dumanlar bölgedeki halkta tedirginlik yaratırken, Bakan Dinçyürek, çıkan dumanın insan ve çevre sağlığına olumsuz etkisi olmadığını belirterek “Vatandaşımızın içi rahat olsun” dedi. Bugüne kadar başımıza ne geldiyse siyasilere inandığımız için gelmedi mi? Dinçyürek doğru da söylese, vatandaş artık siyasilerin sözlerine pek inanmıyor. Sayısı binlerle ifade edilen kanser vakaları hep bu vurdumduymazlığımızın sonucu değil mi?
TİYATRO SAHNESİ:
Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nu ‘tiyatro’ya benzeten Dev-İş Genel Başkan vekili Hasan Felek, her yıl aynı tiyatroyu aynı oyuncularla izlemekten sıkıldığını söylemiş. Sadece Asgari Ücret Saptama Komisyonu olsa neyse, Meclis’e bir bakın, onun ne farkı kaldı ki? Memleket koca bir tiyatro sahnesi, bizler de seyircileri…
ZİRVEDEKİLER
Akıncı ve Harmancı: İşte cesaret gerektiren bir iş daha. Sonunda o cesaret gösterildi ve provalar Pazar gününe, törenler öğleden sonraya alındı. Atla deve değildi aslında. Basit bir işti ama, bugüne kadar kimse bir girişim yapmadı. Millet sefil oldu, işine gidemedi, törene katılanlar güneşten perişan oldu, biz sadece hep birlikte vizirdedik. Cumhurbaşkanı Akıncı’yı ve Belediye Başkanı Harmancı’yı kutlamak gerek…
DİPTEKİLER
Üstel, Çavuşoğlu, Amcaoğlu: Altınkum’daki kaçak inşaat davasının sonucu, hepimizin, “bu idarelere layık mıyız” diye sormamızı gerektiriyor… Hakim, dönemin Turizm, Çevre ve Kültür Bakanı olan Ünal Üstel’in, bölgenin koruma altında olup olmadığı konusunda bilgisizce cevaplar verdiğini söylüyor. Dahası da var, dönemin İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Ali Çetin Amcaoğlu ve Ünal Üstel, bu izinsiz yapıların başka alana taşınması için bir protokol imzalamışlar. 3 bakan, Emirnameye aykırı bu protokolle izinsiz yapıları devletin kesesinden finanse etmeye kalkmışlar. Ve hakim son noktayı koymuş; “Siyasi amaçlar için Karpaz Emirnamesi’nin değiştirilmesini doğru bulmadım”… Nasıl ama… İyi ki, ellerinin uzanamadığı bir yargı var…
































