Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Türkiye’deki koalisyon Kürtler ve Kıbrıs gerçeği

Türkiye’de Parlamento seçimleri yapılalı, neredeyse bir ay geçti. Ancak, Türkiye seçim sonuçlarını tartışma ortamından çıkamadı.
Son yapılan milletvekili seçimlerinde, en önemli gelişme KÜRT ve SOL KOALİSYON’un parlamento’da 80 milletvekili kazanmasıdır.
Kürtler yaşamın her alanında yer almalarına rağmen, onlara İKİNCİ SINIF vatandaş muamelesi yapmak isteyen güçler, siyasi arenada Kürtleri etkisiz kılmak için ellerinden gelen her tür  oyunu siyaset sahnesine sürmektedirler.
MHP, Türkiye’deki faşist güçlerin ve aşırı milliyetçilerin Partisidir. Bu Parti, gerek Parlamento içerisinde, gerekse tüm yaşam alanlarında, HDP ile bir arada bile görünmek istemediğini sık sık vurgulamaktadır.
MHP, Türkiye’deki bölünmenin simgesidir. Tüm farklılıkları yok sayan, diğer ırklardan insanlara, ZOR, BASKI ve TERÖR uygulanmasını savunan bu partinin 80 milletvekiline sahip olması, Türkiye için bir TRAJEDİDİR.
Kürtler ve sol cephe ittifakının da Parlamento’da 80 milletvekili varken, MHP faşist partisinin, HDP’yi yok sayması, Türkiye’nin hala demokratikleşmediğinin de önemli bir işaretidir.
MHP’yi koalisyonda görmek isteyen ve AK PARTİ içerisinde de yer alan  belli bir gruptan da destek alan görüşe gelince…
MHP ile koalisyon kurmak demek, Türkiye’nin çözüm sürecinden uzaklaşması ve iç çatışmanın yeniden Türkiye ‘ye dönmesi demektir.
İç çatışmayla birlikte, Türkiye halkının evlerine, TABUT içerisinde dönecek evlatlar, bölünmeyi ve faşist partiyi güçlendirmeyi tetiklemekten başka hangi sonuç doğurabilir?
Tayyip Erdoğan, gerek Kürt Sorununda, gerekse, Kıbrıs Sorununda, Çözüm’ü savunan en önemli siyasi kimliktir.
Bu dönemde, Tayyip Erdoğan’ı siyaset sahnesinden uzaklaştırmak isteyen iç ve dış siyasi güçler, MHP-AK PARTİ koalisyonu üzerinde çalışmakta ve Davutoğlu’na da, lider olmak istiyorsa, bu koalisyonu yapması gerektiği baskısını yapmaktadırlar.
Türkiye, haziran seçimlerinin sonuçlarıyla yeniden önemli bir YOL AYRIMINA gelmiştir.
Türkiye, demokratikleşme sürecini devam ettirip, Kürt ve Kıbrıs sorunlarını çözerek, önemli bir gideri, ekonomiye kazandırarak, büyümeyi mi seçecek?
İkinci yol olan, Kürt realitesini tanımak yerine, onlarla çatışma siyasetine dönerek, demokratikleşme sürecine  ve ülke kalkınmasına son mu verecek?
İkinci yolda, kazanan bürokrasi ve dış güçlerden başkası olmayacaktır.
Kürtler, bu geçiş sürecinin nasıl sonuçlanacağını dikkatli bir şekilde izlemektedir.
Kandil  ve Öcalan, AK PARTİ ile işbirliğine karşı çıkan aşırı söylemleri nedeniyle Selahettin Demirtaş’ı açıkça eleştirerek, prensipler üzerinde siyaset yapılması gerektiğinin altını çizmişlerdi.
Kandil ve Öcalan’ın eleştirilerinden sonra, HDP’nin de daha dikkatli bir çizgi izlemeye  çalışması sevindiricidir.
CHP içerisinde, Kılıçdaroğlu’nun da Deniz Baykal ile birlikte daha dikkatli ve sorumlu bir çizgi izlemeye başlaması da, Türkiye demokrasisi için önemli bir dinamik olmaktadır.
Türkiye’de KÜRT REALİTESİ, Kıbrıs’ta ÇÖZÜM  yolunda ilerlemeler sağlanmadan, Türkiye halkının demokrasiye ve daha iyi ekonomik ve siyasi haklara kavuşması mümkün değildir.