Neredeyse tam anlamıyla ateşin ortasındayız.
Ortadoğu’da, ufak tefek olayları bir tarafa bırakırsak, 1974 gerginliğinin dışında stratejik olarak karşı karşıya gelmemiş olan iki müttefik ABD ve Türkiye, bir başka ülke topraklarında karşı karşıya.
Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden örgütler, sözde IŞİD’a karşıdırlar diye, Türkiye’ye rağmen ABD tarafından destekleniyor.
Önceki gerginliklerde daha kısa sürede, karşılıklı insiyatifler kullanılarak bitirilen gerginlikler, bu kez çözülemiyor. Anlaşılan ABD tarafından çözülmek istenmiyor.
Soğuk savaş döneminde her ikisi de aynı paktta yeraldıkları, düşmanları ortak olduğu için bir noktada uzlaşıyorlardı. Şimdi öyle bir “Sovyet tehdidi” falan da yok.
Yani savaşın ve gerginliklerin ne kadar süreceği, nereye varacağı, belli değil.
Atmosferdeki toz bulutlarına Ortadoğu’daki savaşların neden olduğunu konuşuyor vatandaş. Bu sadece basit bir tahmin olsa da, ateşin buraları etkilediği kesin.
En fazla yüz, yüz elli kilometre ötemiz için bir senaryo yazılıyorsa, Kıbrıs bir şekilde bunun içindedir. Şöyle veya böyle etkileneceği kesindir.
Diğer taraftan, Güney Kıbrıs’ın, dünyanın en ünlü petrol şirketlerini arkasına alarak sürdürdüğü doğal gaz arama faaliyetleri…
Bugüne kadar bir çeşit demeç savaşları düzeyindeyken, artık fiili bir karşı karşıya gelme durumu var.
Uluslararası hukuk bakımından halledilmesi gereken bir durum. Türkiye kendi açısından savunmada, Rum Yönetimi dayatma, oldu bitti politikası güdüyor.
İşin içinde ihaleyi kazanan büyük şirketler ve onların yatırdığı paralar var…
İtalyan şirketine ait sondaj gemisi, Türkiye’nin tatbikat amaçlı Navtex’i yüzünden beklemede.
Rum Yönetimi faaliyetin devamı için işaretin İtalya’dan geleceğini açıklıyor.
Olay artık uluslararası bir kriz boyutunda.
Türkiye ve KKTC’den buna mukabil çıkan “hak ve menfaatlerimizi koruma adına gerekli adımları atma kararlılığındayız” açıklamaları şimdi daha somut…
Tansiyon yükseliyor…
Böyle bir ortamda, yeniden seçilen Anastasiadis, Kıbrıs konusunda yeni girişim şovuna hiç vakit kaybetmeden başladı.
Her türlü dayatmayı, “uzlaşmacı” maskesi altında yaptığı için, bunu sürdürecek. Sanki masadan kaçan kendi değilmiş gibi…
Türk tarafı ise, “bıraktığımız yerden aynen devam etmek boşuna” noktasında.
Tam bir belirsizlik…
Bütün bunlar olup biterken, yapabileceğimiz tek şey hiç değilse, Kıbrıs’ın Kuzey’inde kendi içimizde gerginlik yaratmamak, istikrarı korumak olabilir.
Bunun için de, saçma sapan tartışmalardan, bölünmelerden, kutuplaşmalardan uzak durmak gerek…
Partisel ya da kişisel çıkarlar adına kışkırtıcılık yapanlar, bu tablodan endişe ederler mi?
Şüpheliyim…
YERİN KULAĞI VAR
GİRİŞİMLER BAŞLIYOR:
Cenevre’de dağılan görüşme masasının yeniden kurulması için BM’nin devreye girdiği iddia ediliyor. Güneydeki başkanlık seçimleri sonrasında BM Genel Sekreteri nabız yoklamalarına başladı. Anastasiadis seçimi yeniden kazanmasının ardından, Cumhurbaşkanı Akıncı ile yeniden biraraya gelebileceğini açıklamıştı. Ancak Türk tarafı, ucu açık yeni bir sürece sıcak bakmadığını ve Rum tarafının bazı konulardaki düşüncelerini net olarak açıklamasını istemişti… Bu sıcak ortamda, çözümün adı var mı, göreceğiz.
ÇÖZÜM ZOR:
Güney Kıbrıs’ta yapılan bir ankete göre, Anastasiadis’in yeniden başkan seçilmesiyle birlikte, “Kıbrıs sorununa çözüm bulunacağına inanıyor musunuz?”sorusuna karşılık katılımcıların yüzde 60’ının yanıtı “hayır” olmuş. Hep diyoruz, her iki toplum da çözüme hazır olmadıktan sonra liderler ne kadar görüşürlerse görüşsünler netice çıkmaz. Önemli olan, her iki toplumun da çözüme olan inanç ve isteklerini, yüksek sesle dillendirmeleridir. Yoksa gerisi hikaye…
OLUR MU?:
2004 referandumunda da iktidarda sol ağırlıklı CTP-DP hükümeti vardı. Şimdi de yine sol ağırlıklı dörtlü bir koalisyon var. İnsanın aklını bazı “acabalar” kemiriyor. Büyükelçinin henüz güven oyu almamış hükümet üyelerini ziyaret edip, “güven mektubu”sunması gibi… Acaba diyorum Türkiye, Kıbrıs’ta yeni bir süreç için adım atmaya mı hazırlanıyor..? UBP’nin muhalefette olması da oldukça mantıklı. Çünkü yeni adımlar için muhalefetteki UBP’nin, karşı bir duruş sergilemesinin biraz zor olduğunu hepimiz biliyoruz…
GÜVEN OYU ÇARŞAMBA’YA:
Hükümet programıyla ilgili muhalefetin görüş ve eleştirileri bugün Meclis’te başlıyor. Konuşmalar bugün tamamlanırsa, bir tam gün sonra, yani Çarşamba günü güven oylaması yapılacak. Hükümetin güven oyu alabilmesi için 26 olumlu oya ihtiyacı var. Dörtlü koalisyonun Meclis’teki sandalye sayısı ise 27…
YERSİZ BİR ÇIKIŞ:
Kalkınma Bankası Genel Müdürü Ercan İbrahimoğlu, hakkındaki iddialara yanıt vermiş, hepsini yalanlıyor. Bu tamam da, kendi dönemleri de dahil son 12 yılın da denetlenmesini talep etmiş, işte bu tam yersiz bir açıklama… Devletin denetim mekanizmasının nasıl çalıştığını kendisi de biliyor. Eğer Genel Müdür olarak denetim istiyorsa, Sayıştay’a ya da denetim yapan merci kimse, yazar, gönderir, bekler. Ulu orta çıkıp, “gelin beni de, benden öncekileri de denetleyin” diyemez. Derse politika yapmış olur. Dahası, bu çıkışı, diğer söyledikleri hakkında da şüphe uyandırır…
GAZ KAÇAĞI:
Rumların Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama faaliyetleri ve yapılan sondajlar sonrası doğal gaza ulaşılması Türkiye’yi harekete geçirdi. Çıkacak gazdan Türklerin de hakkı olduğunu belirten Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rumları tek taraflı hareket etmesinin ve krizi tırmandırmaya çalışmasının sonuçlarına da katlanması gerektiğini ifade etti. İnşallah bu gaz kaçağı adada bir patlamaya neden olmaz…
ZİRVEDEKİLER
Erdal Onurhan: Eski bakanlardan, akademisyen Erdal Onurhan’ın, sarhoş bir müşterinin, taksicinin belini kırması haberine getirdiği yoruma aynen katılırım… “Bu tür olaylar için (darp, uyuşturucu, tehdit, hırsızlık ve benzeri) özel mahkeme olmalı, teminata bağlanma kaldırılmalı ve ivedilikle, örneğin bir hafta içinde, en ağır ceza uygulanmalı. Yasalar uygun değilse, vekillerimiz ivedilikle, gerekli düzenlemeyi yapıp Mecliis’e sevk etmeli. Adil adalet caydırıcı olmazsa olaylar devam edip gider”…
DİPTEKİLER
Şikayette Üstümüze Yok: Yıllardır bize uygulanan spor ambargosuna tepki koyuyoruz. Gençlerimizin uluslararsı sportif faaliyetlere alınmamasına kızıyoruz. Bu hafta ülkemizde ikinci kez uluslararası bir bisiklet turu organize ettik. Tam da ambargonu kırılması anlamına gelen bir organizasyon. Bu defa da “Vay efendim yolları kapattınız”… Yahu bu organizasyonu yapanları alkışlayacağımıza utanmasak döveceğiz. Kusura bakmayın ama, az bile yapıyorlar bize…

Burası Kütüphane Sokak’taki Belediye otoparkı… Memleket başıboş, dileyen dilediği yeri çöplük yapabiliyor…
































