Sonunda Sn. Özersay muradına erdi. Partisinin iki bayan milletvekilinin katılmadığı bir kararla kendini Meclis Genel Kurul’unun önüne atarak “istifasını” onaylattı! Şimdi hür ve özgür, sinei millete dönmenin mutluluğunu yaşıyor da!
“Yüce Meclisimizin” göklere değen başına da yeni bir iş açtı! Şimdi bir eksik milletvekili ile ne yapacak gailesi?
Anayasanın “Cumhuriyet Meclisinin Oluşumu” ve “Milletvekillerinin istifalar, ölümler, yada zorunlu nedenlerle fakat ille de Meclis Genel Kurul kararıyla sona ermesi” gibi maddeleri var ama bu “sinei millete dönme” dediğinizin uğruna ne yapılır, cevabını verecek bir maddesi yok!
Sağolsun Özersay artık değiştirilmesi gereken hantal ve Merkeziyetçi Anayasamızı bu yönü ile de zorlayarak siyasi tarihimize bir ilki kazıdı!
BURAYA kadar gelmişken yazayım:Her ne kadar Anayasamızı ayakta tutan “Değişiklik Yasaları” gibilerinden cankurtaran simitlerine sahipsek de artık bu Anayasa’nın KKTC de hangi “yönetim sistemini” içerdiğinden tutun da KKTC’nin siyasi ve sosyoekonomik sorunlarına hangi oranlarda ve sağlıklı cevap verdiğine…Tüm bunların gerisinde mi kaldığına.. Yoksa zamanları harcama pahasına vaziyetleri idare mi ettiğine yönelik bilgi kısırlığı içindeyiz bilemiyoruz!Zaten bugüne kadar da hiç kimseler bu ortalarda kalakalan soruları tartışmaya açma gereğini de duymadılar ki öteki toplumsal sorunlarımız gibi öyle geldi böyle gider! Yani bunu taşıyıp götürüyoruz yada o bizi taşıyıp götürüyor!
***
ANLADINIZ! Yeni bir “Anayasadan” dolayısıyla Yeni Anayasa ile birlikte yeniden oluşacak yeni bir “yönetim sisteminden” söz ediyorum. Mesela zaman zaman entel çevrelerinde telaffuz edildiğince “Başkanlık Sistemi” gibi..
YADA Rum tarafında olduğu gibi! Veya TC benzeri.. Fakat ille de “kendi siyasi koşullarımıza ve sosyoekonomik yapısallığımıza hatta hâlâ kurtulamadığımız “seferberlik toplumu oluşumuza” cevap verecek bir Yönetim Sistemi…”
Kİ VEKİLLER yüce Meclisi oluştururken ikide birde, “ben sinei millete döneceğim” diyemeyecek kadar kendini “milletle içiçe hissedecek” kadar “halk” olsunlar! Bu değişim de her halde yine “siyasilerimizin hukukçularımızın Anayasacıların işidir!”
***
NEREDE KALMIŞTIK? Önümüzde “Yerel Seçimlerin tarihini belirleme çalışmaları var.. Araya eksilen bir Milletvekilinin, (pek önemli değil ama) Meclisteki boşta kalan sandalyesini doldurmak için “seçimi” de sıkıştırılabilir mi bilmiyorum..
Bildiğim Anayasayı bile şaşırtıp tepesini attıracak kadar muzır musallat bir toplum olduğumuz! Geçiyorum!***
KUDRET ÖZERSAY’dan başladık az biraz daha devam edelim: Önce hatırlatalım ama:
“Halk adamlığı” kulvarında koşarken “toplum lideri” de olunur ama çok zor sınavlardan geçmek gerekir..Bizim dönemimizin liderleri ayni zamanda “Devleti kuran politikacılarımız” kademe kademe bu sınavları vererek anca kendilerini “halktan yana liderlerler” olarak kanıtladılardı ki yine de yine de bütün halkı kucaklamayı başaramadılardı! “VE onlar da muvafıklarınca desteklenirken, muhaliflerince de yerlerden yerlere çalındılardı! ”
NİTEKİM böylesi mücadelelerin içinde rotasını şaşıran bir İhsan Ali de oldu, liderlik sultası kurmaya çalışanların fiyakalarını bozan Necati Özkan’larla sonraların keskin muhalifi Mithat Berberoğlu’su da oldu…
Tutun politikanın bam telinde atan bu siyaset meraklısı insanlarımızdır ki sayelerinde çapımıza bol da gelse hem “çok partili demokratik düzenler oluşturduk hem de “iktidar muhalefet” kavramlarıyla pişirilmiş “çok partili demokratik düzenler de ihdas ettik..***
YANİ KIBRIS TÜRK TOPLUMU demokratik rejim yelpazesinde “Soldan Sağa” yerlerini alan siyasi partilerin, yabancısı değildir!
EĞER bugünlere Devlet olarak gelebilme beceri ve başarısını göstermişsek doğrusu bu siyasi mertebeyi de sözünü ettiğim “ağabeylerimizin” liderlikleri sayesinde kazandık..
Dolayısıyla şimdi kalkıp da “olanca kazanımlarımızı gene liderlerimizin sayesinde kaybedeceğiz” düşüncesinin karalarına bağlamak istemem!***
Sn. KUDRET ÖZERSAY’ın milletvekilliğinden istifa etmesini de farklı düşüncelerde değerlendirmiyorum.. Sadece diyorum ki “Sinei Millete döndüm” demekle (elbet küçülmez ama) kimse büyümez! Liderler kendilerini değil halk liderlerini tayin eder!
YAZIK Kİ ARTIK o kıratta liderler de yetişmiyor!…
Düşüncelerimi bağlamak gerekirse son sözümün şu olması gerekir: “KKTC artık hantal, merkeziyetçi ve ağır bürokratik yapısı ile öyle geldi böyle gidecek sağlıkta değildir..”
YA MASAYA yatırıp neşteri vurup olanca parazitlerini, kanserojen olmuş organlarını temizleyip atmalı (ki o zaman da geriye kadavrasından başka bir şeyi kalmayacak) yada Anayasal değişiklikle “Başkanlık Sistemine” geçilmeli..
Yoksa bu cici parlamenter sistemle ne “şah” olunur bu memlekette ne de şahmaran!
































